YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Koronavirüs ve Ekonomi Nebbaşları

Süleyman Arslantaş;

Eskiden altın diş gösteriş ve varlık alameti olarak yaygın olarak yaptırılırdı. Hatta bazıları neredeyse 32 dişini altın kaplama olarak yaptırırdı. Hele de ön dişleri altın kaplama olanların gülmeleri de farklı ve göreceli olurdu. Belki de son 30 yıldan bu yana altın diş konusu Türkiye’den uzaklaştı. Zira onun yerini porselen diş ve implant gibi çeşitli diş yapımları aldı. Ama hala dünyanın birçok yerinde altın diş yapımı sürüyor.

Nereden aklına geldi bu altın diş konusu derseniz, şuradan efendim! Koronavirüs olayı başladıktan bu yana dünyanın yazar-çizer, analist sıfatlı kişi ve kuruluşlar, bahsi geçen virüs olayını sadece tıbbi açıdan değerlendirmiyorlar. Oysa olayın sosyal, psikolojik ve ekonomik boyutu da önemli ölçüde tartışma zemini oluşturuyor. Tabi ki, Türkiye medyasını bundan muaf tutmalıyız. Zira onların bu tarakta bezi yok. 30 televizyon kanalı varsa hiç şüpheniz olmasın bunların neredeyse 25’i her akşam çeşitli branşlardaki kariyer sahibi tıp doktorlarını konuk ediyorlar. Her türlü sorularla ve cevaplarla hem konuşmacıları hem de dinleyicileri bıktırıyorlar. Tabi ki kariyer sahibi, ilim adamı sıfatını taşıyan sorumluluk bilincinde olan doktorlar gayet samimi bir şekilde soruları cevaplandırmaya ve toplumu aydınlatmaya çalışıyorlar. Onlara diyecek bir şeyimiz yok. Lakin onlardan bir beklentim de yok değil. Mesela her konuda maydonoz olan tipler var. Ünvanı hukukçu, sosyal bilimci veya siyaset bilimci, uzman, gazeteci vs. Tüm bu saydıklarım da adeta tıp uzmanı gibi her oturumda ahkam kesiyorlar. İşin bu noktasında değerli tıp uzmanlarından bir beklentim var. Lütfen bu tür konukları muhatap kabul etmeyiniz ya da oturuma katılacaklar konusunda tercih haklarınızı kullanınız.

Merhum Abdurrahim Karakoç’un Mihriban dizelerinde: “Ayrılıktan zor belleme ölümü, ölümü” diye bir mısra geçer. Kıymetli analistlerimiz, konuşmacılarımız hep ölüm ölüm korkusu pompalarken, Merhum Karakoç’un bu mısraındaki ayrılık vurgusunun insan tabiatında, kalbinde, aklında nasıl bir iz, nasıl bir yara bıraktığını, bırakacağını acaba düşünmezler mi? “EVDE KAL” başım üstüne. Peki işinden, eşinden, aşından, yakın akraba ve dostlarından ayrı kalmanın tahribatı dikkate alınıyor mu? Ya da: “Sen bir yana ben bir yana yan yana” türküsünün mısralarında olduğu gibi; sen bir yana ben bir yana yan yana olamaz mıyız? Yoksa hep “Ayrılsak da beraberiz” nakaratını mı söyleyeceğiz? Yani demek istiyorum ki “EVDE KAL” söylemi, tenbihi fevkalade önemli. Ancak bu bakış ve beraberinde getireceği çeşitli sorunlar için bir çare düşünülemez mi? Tabi ki bu olayın bir boyutu, diğer yandan kamu görevlileri işlerine evden devam edebilirler. Zira; “buzağı emse de bir tas sütümüz var dökse de bir tas sütümüz var” atasözümüzde olduğu gibi kamu görevlilerinin hep bir tas sütleri var, gözümüz de yok, varsın olsun! Ancak günlük elinin emeğiyle geçinen, bir gün işe gitmese çocuklarına ekmek götüremeyecek babaların, kardeşlerin, evlatların, onların eş ve çocuklarının halleri ne olacak? Haber kanalları mevzii birtakım çözüm örnekleri veriyor. Doğrudur da. Bunlar bütünü ne kadar yansıtıyor şüphem var. Haşa Yılmaz Özdil seviyesine düşmek istemem ama kaygılarımın ve gözlemlerimin de olduğunu belirtmek ve not etmek isterim.

Efendim tekrar başa dönelim. Altın diş yapımından başlamıştık. Konuyu açayım. Altın dişi olanlar genelde NEBBAŞLAR (ölü soyucusu ya da mezar soyguncusu) tarafından kişi hâli hayatta iken takip edilirler. Adam ölmeye görsün, nebbaşlar hemen harekete geçerler ve ölüyü takibe alırlar, hatta cenazesine de iştirak ederler. Çoğu zaman da ölü sahibi gibi mezarda defin esnasında hüzünlü olurlar. Havanın karamasından sonra da mezarı açarlar ve ölünün altın dişlerini sökerler. Ortalama bir dişe 1.5-2 gram altın gider. Nebbaşlar bunun hesabını yaparlar ve çoğu da geçimlerini bununla sağlarlar.

Efendim! Koronavirüs çıkalıdan beri dünya genelinde ekonomik nebbaşlar kendilerini göstermeye başladılar. Hatırlarsanız koronavirüs ilk kendisini gösterdiğinde Trump hemen olayın adını koyuvermişti: “Çin virüsü” diye. Hedef Çin ve AB’nin ekonomisini çökertmekti. Zira son onyıllarda Avrupa genelde sanayi üretimini Çin ve Asya’ya taşıdı. Zira ucuz işçilik ve maliyet nedeniyle başta ABD olmak üzere çeşitli sanayisi gelişmiş ülkelerle rekabet gücünü artırıyordu.

Koronavirüs sonrası Çin üzerinde karabulutlar dolaşmaya başladı. Avrupa ciddi bir şekilde panikledi. Amerika tıpkı Nebbaş kurnazlığıyla fırsatları değerlendirmek için pozisyon aldı. Belki İngiltere de aynı pozisyonu aldı. Asya başta olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde iflas eden ve iflasın eşiğine gelen ülkelerdeki sanayi tesislerini ucuza kapatmak için aportta beklemeye başladılar. Güreşte göğüs çaprazı diye bir oyun var. Güreşçi göğüs çaprazına girerken karşı tarafın da muhtemel karşı atağını hesap etmezse göğüs çaprazı oyunu kendisinin de mağlubiyetiyle sonuçlanabilir. Yani ABD koronavirüs için “Çin virüsü” diyerek göğüs çaprazına girdi. Bunun sonucunda mağlup olmak da var, mezarlık bekçilerine yakalanmak da..

HerTarafHaberSitesi

Haber Kaynak : Haber Duruş Haber Merkezi


Anahtar Kelimeler: Koronavirüs Ekonomi Nebbaşları