YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Korona kuşağı Çocuklar bugünleri nasıl hatırlayacak?

Çocuklarımız bu günleri gelecekte anlatacaklar ve onlar için de çok ilginç bir tecrübe olacak. Paylaşmayı öğrendikleri dönem olarak not düşecekleri aşikar.

Ocak Medya yazarı Sinan ESKİCİOĞLU ANALİZ ETTİ...

nsanlar çocuklukta yaşadıklarını kolay kolay unutmazlar. Bu durum herkes için aynıdır. Bizim kuşağımız, 1980 ihtilalini, öldürülen insanları, küçük olsak bile, hayal meyal hatırlar. Sonrasında Rusların Afganistan’a girmesi ve mücahitlerin Ruslarla mücadelelerini… 

Daha sonraki zamanlarda da zihnimize kazınan Bosna’yı hatırlarız.

Şöyle dönüp baktım da, hep şiddet ve insanların birbirlerini katletmeleri varmış. Belki de bu yüzden bizim kuşağımız acı, şiddet ve savaş istemiyor. Daha çok insanları mutlu eden şeylerle ilgilenmek istiyor; bilmiyorum ya da ben böyleyim. 

Bunların aklıma gelmesinin sebebi de, virüs ve salgının aktif olduğu bu günler gelecekte acaba nasıl hatırlanacak diye düşünmem yüzünden. 

100 yaşında korona yüzünden hayatını kaybeden bir kişi, daha önceki başka bir salgında da kardeşini kaybetmiş mesela. 

Bu kişi için virüs salgını travma olarak hayatında derin bir yara olmuştur. Ama hayatın garip tecellisi, kendisi de virüs salgını ile hayatını kaybediyor. 

Çocuklarımız da bu günleri gelecekte anlatacaklar ve onlar için de çok ilginç bir tecrübe olacak. 

‘Biz salgından önce on kişi maç yapardık’ diyecekler belki de. Ya da ‘biz 5 kız evcilik oynayabiliyorduk’ diyecekler…

‘Her türlü teknolojik gelişme olsa da, el yıkamayı tekrar öğrenmiştik’ gibi cümleler de edeceklerdir sanırım.

Paylaşmayı öğrendikleri dönem olarak not düşecekleri aşikar. 

Geçimsiz iki kardeşin evde kalma mecburiyeti yüzünden oynamaya başlamaları gibi. 

Ya da apartmanın arka tarafındaki yeşil arazide oynamak için balkondan balkona diğer çocuklarla zaman konusunda pazarlık yapmaları. ‘Siz oynadıktan sonra, biz inelim’ gibi. 

Okullara gitmedikleri için çok mutlu olduklarını da hiç unutmayacakları kesin. Her ne kadar evde derslerini takip etseler de, bu durum onlar için bulunmaz bir nimet. Evdeler ve okula gitmek zorunda değiller. 

Hani pandemiler için 100 yıl çizelgesi çıkarılmıştı ya, belki de bir sonraki pandemilerde çocuklarımız ballandıra ballandıra yaşadıkları tecrübeleri aktaracaklar. 

Bizler Ramazan ayında gittiğimiz teravih namazlarını hatırlarken, onlar gidemedikleri teravihleri hatırlayacaklar. Ya da camilerin kapalı olması sebebiyle kılınmayan Cuma namazlarını. Kim bilir belki de bu Ramazan Bayramı bile çok farklı olacak ve bunu da çocuklarına anlatacaklar. 

Cafelere ve sinemalara gidemediklerini de anlatacaklar. 

Reklam

Ya da doğum günü partilerine. 

Salgının etkisinin azalmasıyla ve vaka sayılarının düşmesiyle salgın sonrası hayatı ve dünyayı daha fazla konuşur olduk. Tatillerden tutun da okullardaki oturma düzenlerine kadar. Çünkü ‘hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diyenler az değil. 

Evet, belki de haklılar. Eskisi gibi olmayacak. Ya iyiye, ya da kötüye evrilecek. Bunu da zaman ve insanlar belirleyecek. Ne tanrısal bir mesaj, ne de etkinliğinden söz edilen gruplar… 

Her şeyi bizler, yani insanlar belirleyecek. Çünkü kaderimiz bizim ellerimizde. İyiyi istemek de, kötüde inat etmek de…

Çocuklarımızın gelecekte güzel anılara sahip olmaları için hepimiz sorumluyuz. Devlet başkanından doktorlarına kadar her birey sorumlu bu konuda. 

Gerçekten iyiliği mi istiyoruz, yoksa iyiliği istiyormuş gibi mi yapıyoruz? 

Gerçekten hak ve adalet yanlısı mıyız, yoksa bunun yanlısıymış gibi mi yapıyoruz? 

Gerçekten ‘iyi insan’ olmaya mı çalışıyoruz, yoksa iyi insan havası mı yapıyoruz? 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

Haber Kaynak : Ocak Medya