Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Konukseverlik de dijitalleşti

İlahiyatçı yazar Mahmut Toptaş yazdı;

Bir şehrin “dört başı mamur” bir yer olması için ecdadımızın ilk yaptığı mekânlardan biri de imaret camileridir. Selçuklu ve Osmanlı’nın mamur ettiği bütün şehirlerde imaret camileri yapılmıştır.

Büyük şehirlerde imaret camii sayısı nüfusa göre çoğalmıştır.

Karaman’da, Karaman oğlu Mehmet Bey’in oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılan imaret camiinin uzun zaman harabiyetinden sonra ibadete açılınca bir müddet görevlendirme yoluyla 1971 de Karaman İmaret Camii’nde imamlık yapmıştım.

18.04.1988 yılında Ayasofya Camii imamlığına tayin edildiğimde çok satan gazetelerden birinde, “İmaret camiini açan hoca Ayasofya’ya atandı” diye hoş olmayan, ama benim hoşuma giden bir haber geçmişti.

“İmaret” kelimesi birçok insanımız tarafından bilinir ama eksik bilinir.

İmaret kelimesinin yemekle, çorbayla hiçbir alakası yoktur.

İbni Haldun’un Mukaddime’sinde en fazla geçen kelime “Umran” kelimesidir. Şehirlerin, ülkelerin nasıl mamur hale getirildiğini, Müslüman ve Müslüman olmayan medeniyetlerden örnekler vererek anlatır.

Müslümanlar, ülkenin dört bucağının mamur olmasının yolunun, eğitimden geçtiğini bilirlerdi.

Sevgili Peygamberimiz, Medine-i Münevvere’ye  hicret ettiğinde ilk yaptığı iş Mescid-i Nebevi’yi yapmak olmuştur.

Medine’ye hicret edenlere muhacir dendiği gibi, Medineli Müslümanlara da ensar/yardım eden insanlar adı, 1443 yıldır devam eder.

Mescid-i Nebevi’nin hemen bitişiğine öğrencilerin, fakirlerin, evsizlerin, yolcuların kalabileceği, yemek yiyebileceği bir yer yapmış ve adına da “Suffe” denilmiş. Orada yetişen ashaba da Ashab-ı Suffe denmiş.

Karaman’daki İmaret Camii de eğitim için yapılmış. Tefsir okunan, hadis dersleri verilen, fıkıh dersleri yapılan odalar, namaz kılınan yerin etrafında yapılmış.

Ve orada hem öğrencileri, hem de yolcuları ve de şehrin fakirlerini doyurmak için her gün yemek de verilmiş.

Hatta Arapça olarak yemekhane girişine şöyle yazılmış:

“Babüna meftühun limen dehal

Malüna mübahun limen ekel.”

Yani, “Girene kapımız açık, yiyene malımız mübah” yazmışlar. (İbrahim Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri İle Karaman Tarihi Ermenek ve Mut Abideleri, sayfa 411).

“Ah hocam be, nerde o iyi insanlar” demeyin. Siz, gücünüzle orantılı olarak bir şeyler yapın.

Kırk yıldır tanıdığım, değerli bir arkadaşım kurduğu bir vakıfla imam hatip öğrencilerine yatılı yurdu yönetir.

Bir gün sordum, her gün yemekten artanları ne yaparsınız?

“Elli kişilik yemekten beşle on kişilik yemek artabilir ve dökülür” dedi.

—Beş kişilik yemek kesinlikle dökülür öyle mi?

—Evet.

—Hemen bu mahalleden beş tane fakir belirleyin ve her gün o beş kişilik yemeği bu ailelere akşamüzeri dağıtın deyince yıllardır bu hayır da devam ediyor.

Belediyelerin aşevleri, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün aşevleri, bazı vakıf ve derneklerin aşevleri o ülkeyi mamur edecek kurumun eğitim yönünü ihmal etse de fakirleri doyurmaya devam ediyorlar.

İşçilerine yemek çıkarmayan işadamları, “Para veriyorum kendi yesin” mantığını bırakın.

Allah rızası için, yakınınızdaki bir yemek fabrikasıyla anlaşıp bir öğün yemek verin.

Siz o iyi insanlardan olun.

Sekiz milyar insan, ana kuzusudur. İslam fıtratı üzerine, ünsiyetle doğmuştur.

Çağın teknolojisine uygun yeni aşevleri kurulmuş ve dünyanın her etrafında devam ediyor.

Bu aşevlerinden yararlanmış bir doktora öğrencisinden öğrendim ki, şu anda, dünyada  200 bin şehirde, evini müsafirlerine açmış her ırk, renk ve dinden insanlar varmış ve bu imkândan 14 milyon insan yararlanmış. Bu güne kadar, 200 binden fazla şehirde 14 milyon insan ücretsiz olarak şahıs evlerinde konaklamış.

Bulunduğunuz il ve ilçede de bu konukseverliği yapan mutlaka var. Ben siteden, birkaç ilçeyi kontrol ettim ve konukseverlerin fotoğraflarını da gördüm.

Bu konukseverlik de istismar ediliyordur ama her konu istismar ediliyor.

Din, istismar ediliyor diye, istismarcılara kızarak dinden çıkmıyoruz.

Bulunduğunuz şehre gelen akraba, köylü ve arkadaşlara bari kapılarınızı açınız.




Anahtar Kelimeler: Konukseverlik dijitalleşti

HABERLER