‘Kompocu’ Denmesinden Korkmasam Daha Açık Yazardım; Birileri Eski Yöntemleri Uygulayarak AK Parti’yi Zora Sokuyor…

Fehmi KORU'NUN Yazısı;

Siyasette adet böyledir: “Hükümette değişiklik bekleniyor, bazı bakanlar gidici” türünden haberler gündemi işgal etmeye başlar buna rağmen beklenen olmazsa, birileri bunu zorlamayı amaçlayan girişimlerde bulunur.

“Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” denir ya, hükümet değişikliğiyle ilgili haberler de çıkacak ateşin dumanıdır.

Beklenen değişiklik gerçekleşmezse bunu zorlamayı amaçlayanlar ellerini biraz daha yükseltebilirler.

Ne olduğuna bir bakalım

Hükümette değişiklik olacağı yolundaki haberlerin kaynağı, AK Parti’nin itibar ettiği medya organlarında karşımıza çıkan haberler, muteber yazarların yazıları, ekranı parselleyenlerin yorumları… Hürriyet ve Sabah gazetesi ile aynı gazetelerde köşesi bulunan bazı yazarlar ile CNN-Türk ve ahaber televizyonunda ekranlara yansıyan tartışma programlarının bazı gedikli yorumcuları beklentiyi köpürtüp duruyorlar.

‘Cumhur İttifakı’nda AK Parti’nin ortağı MHP’nin lideri Devlet Bahçeli’nin “Birileri istiyor diye bakan mı değişir” meydan okumasına ve AK Parti’nin genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Başarısızlık söz konusu değil ki, ne değişikliği?” anlamına gelen çıkışına rağmen…

Ben de burada, onların meydan okumaları ve çıkışlarından önce, yeni sistemde –‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’nde- bakanların parlamenter sistemdeki müsteşarlara denk olduğunu, kendilerine verilen görev çerçevesinde icraat yaptıklarını, bu sebeple bakanlara yönelik ‘başarı’ değerlendirmesinin yanlış olacağını belirttikten sonra, değişiklik beklentisinin gerçekleşmeyeceğini yazmıştım.

Erdoğan ve Bahçeli’nin açık tavırlarına rağmen bakanların değişmesi arzusu gündemde tutuluyor; hem de yine aynı kaynaklar tarafından…

Yalnızca değişişim talebiyle de yetinilmiyor, şimdilerde hükümetin bazı bakanlarını doğrudan hedef alan yayınlar da başladı.

İlk hedef adalet bakanı Abdülhamit Gül

Onunla ilgili yayınları başka bakanları yıpratmayı amaçlayan yenileri izleyebilir; buna da hazırlıklı olmak lazım.

Bakanlar kurulundaki bazı isimlerin yerlerini yenilerine bırakması arzusu artık bir güç gösterisinin parçası haline dönüştü. Bu arzuyu medyaya taşıyanlar mutlaka sonuç almayı ve bu yolla güçlerini herkese kabul ettirmeyi kafaya koymuş görünüyorlar.

Askeri yönetim dönemlerinde ordu içerisindeki 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında ‘Silahlı Kuvvetler Birliği’ cuntası gibi gizli örgütlenmeler siyaset üzerinde etkili olmak için benzer bir yöntemi uygularlardı. Sivil siyasetin daha önde olduğu dönemlerde ise, medya patronları, bakan atamalarına karışmak ve istemedikleri bakanları yerinden etmek girişimleriyle, ellerindeki gücü kullanarak büyütme girişimlerinde bulunurlardı.

Tabii o girişimlerin sonuca ulaşabilmesi için iktidarın siyasi zemininin kaygan olması gerekir. Öyle dönemlerde yukarıdan (askerden) veya yandan (medya patronlarından) gelen telkinlere zayıf iktidarlar direnemezler.

Siyasi hayatımızın en kara sayfalarından birini teşkil eden ‘28 Şubat’ (1997), öncesinde siyasi iktidarı zayıflatma amaçlı medya yaygaraları, sonrasında da askerlerin MGK’yı kullanarak taleplerini dayatması ile Refahyol hükümetinin sonunu getirmişti.

Bugün MGK da eski MGK değil, hükümet karşıtı denilebilecek bir medya ve güçlü medya patronları da yok.

İktidar da son yapılan genel seçimde yine yüksek oy almayı başarmış, gidilen bir referandumla devletin yönetim sistemini bile değiştirebilmiştir.

Görünürde durum bu.

Merakımı gıdıklayan durum

Durum bu olduğu halde nasıl oluyor da, sanki karşılarında zayıf bir iktidar varmış gibi Cumhurbaşkanı ile siyasi ortağı MHP liderinin açık seçik tavırlarına rağmen ‘Cumhur İttifakı’nı zora sokabilecek bir baskı AK Parti’ye en yakın gazetelerde ve AK Parti’nin itibar ettiği köşelerde ile ilişkili ekranlarda kendisine yer bulabiliyor?

Yoksa iktidar dışarıdan göründüğü kadar güçlü değil mi? Veya yoksa iktidar güçlü de, iktidar içinden veya yakınından bir grup, bakan değişikliği yapılması amacını kullanarak, baskı yoluyla bir güç savaşı mı veriyor?  

Bu soruya makul bir cevap bulmak bugün kolay değil.

Olayın şimdi hedef alınan bakanın bir süreden beri ‘adalet reformu projesi’ ile Türkiye’nin içte ve dışta muhatap olduğu ağır eleştirileri sona erdirme amaçlı bir çalışmayı yönlendiren kişi olması dikkat çekici. 

Daha da dikkat çekici olan, suçlayıcı yayınlarda kullanılan FETÖ malzemesinin AK Parti’nin en fazla kaçınması gereken türden bir bumeranga dönüşebileceğini bunu hiç düşünmemiş olanların bile aklına getirme sonucunu doğurabilme ihtimalidir.

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç’ın eleştirileri de göze alarak yaptığı haklı uyarıların AK Parti’nin öndegelen isimlerinden aldığı tepkileri de bu cümleden sayabiliriz.

Tehlikeli sularda dolaşan birileri var AK Parti’de ve çevresinde.

Bakalım sonuç alabilecekler mi?

Ve tabii, sonuç alabilirlerse, o sonuçla elde edecekleri ekstra gücü ne için kullanacaklar?

Meraktayım.

ΩΩΩΩ

Haber Kaynak : Ocak Medya


HABERLER