Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Köln Kilisesi’nde kılınan bayram namazının hikayesi

Faik Bulut Independent Türkçe için yazdı

Kurban Bayramı’nın hemen ertesinde, dostlarımdan birinin mesajı geldi. “Bir Bayram Hikâyesi” başlıklı iletiyi okudukça merakım arttı.

Meğer 3 Şubat 1965 tarihinde yani günümüzden 55 yıl önce Almanya’nın Köln şehrindeki Türkiyeli gurbetçiler, henüz oralarda inşa edilmediği için cami bulamamış; bayram namazını kılabilmek amacıyla birbirlerine danıştıktan sonra şehrin Dom Katedrali diye bilinen tarihi başkilisesinin yönetimine başvurmuşlar.

Alınan izin üzerine de bayram namazını bu kilisede kılmışlar. Bayram namazı, o tarihte günün ve hatta haftanın olayı haline gelmiş; basında yayınlanmış. Alman kamuoyunda uzunca bir süre tartışılıp konuşulmuş. 
 

Köln Katedralinde bayram namazı-2-001.jpg

Köln Katedralinde bayram namazı


Olmuş bitmiş, gelip geçici ama ilginç bir olaydı benim için, arka planındaki hikâyeyi araştırmaya karar verdim. İnternet üzerinden arama yaparken Köln’deki bu bayram namazına 2012 ile 2020 yılları arasında yayınlayan çok sayıda gazete ve internet sitesine rastladım.

Herkes, kendi meşrebine göre yorumlamıştı hikâyeyi. Mesela bazı laik çevreler olayı aktarırken, “Bakın işte, biz Türkiye’de Ayasofya’yı müzeden camiye çevirirken; Almanya’daki Hıristiyan Katolik cemaat, Müslümanlara kilise tahsis etmiş namaz için…” şeklinde yorum yapmışlar.

Kimi muhafazakâr kesim sitelerinde ise, “1960’larda Avrupa’da hemen hiç cami bulunmazken, çok şükür şimdi her yerde camilerimiz var. Bu, manevi ve kültürel bir fetihtir!” iddiasında bulunulmuş.
 

Köln Kilisesi-bayram namazından başka bir görüntü.jpg

Köln Kilisesi-bayram namazından başka bir görüntü


Mesela 12 Nisan 2012 tarihli Sabah gazetesi ise, o sırada namaz kıldırmak için girişimde bulunanlardan Artvinli İbrahim Toparslan isimli işçinin ağzından kendi meşrebince sorduğu sorulara verilen cevabı öne çıkarmış: 

1964 yılında bayram namazlarını kaldığımız işçi yurtlarında kılmaya çalışıyorduk. Bir gün kalacağımız yeni yurda gittik, ilk cumayı kıldık orada. Yehova Şahitleri (propaganda) kitapları getirmişler, bizlere vermek için.


Tercüman aracılığıyla bize ‘burada namaz kılamazsınız; bizimle beraber kilisemizdeki ayine geleceksiniz’ dediler. Bu yüzden aramazda kavga çıktı. Benim dinimden, beni kimse alamaz. Ertesi günü durumu fabrika yönetimine bildirdik.

Elimizdeki mukavelemizde (iş sözleşmemizde) herkes kendi dininde ibadetini yapabilir diye yazıyordu. Tekrar daha fazla Yehova Şahidi geldi bizi namazdan alıkoyup kilisede ayin yapmaya zorlamak için; ama bu sefer biz 150 kişi olup onları sopalarla kovaladık. Bir daha da bizi rahatsız etmediler…

1965 yılında yine bayram namazı için toplandık. Yusuf Topçu arkadaşın önderliğinde papazlardan müsaade istedik. O gitti aldı. Üç gün kala el ilanları basıldı. Bu ilanlar yurtlarda dağıtıldı. Bayram namazı, Dom kilisesinde kılınacak diye. 12 Şubat 1965 sabah saat 8.30’da seccadeyi ya da gazeteyi alan, doğru Dom kilisesine. 300 kişi kilisede bayram namazını kıldık. 

Bende kalan his şuydu, bir camide kılınan namazla kilisede kılınan namaz çok farklıydı. Neden kilisede namaz kıldık? Perdeler çekilmesine rağmen, şu an bile tahayyül edemiyorum.

Biz bundan sonra kendimize namaz kılacak yer aramaya başladık. 1966-67 yılında Barbarasso meydanında bir yer kiraladık. 1967 yılında Demirel ziyaret ettiğinde bu isteklerimizi ağlayarak dile getirdik.

Bu kadar başıboş bırakıldık, buralara geldik; neden bizim sahibimiz olmadı, neden hocamız, yerimiz ve önderimiz olmadı. O zaman konsolosluk yoktu. Allah Almanya’daki camileri yaptıranlardan razı olsun.


Hemen belirtelim: Sabah gazetesinde haberi yapan muhabir dikkatsiz davranıp böyle yazmamışsa eğer, Toparslan’ın demecinde iki maddi hata var: Bir kere namaz tarihi 12 Şubat 1965 değil, 3 Şubat 1965’tir.

İkincisi de kiliseye giden sayısı 300 değil, 600 ya da 700 kişidir. Kendisi de başka bir yerdeki demecinde bizim verdiğimiz rakamı söylemektedir.

Yazıyı paylaştığım güzel yürekli bir dostum, bilgece bir söz etti:

Üç semavi dinden hangisine mensup olursan ol, Allah’a ibadet yolunda ayrım yapılamaz. Bu tür temiz yürekli ve iyi niyetli insanların din ayrımı diye bir dertleri olmaz. Onlar, Tanrı ile kendi arasındaki meseleyi ibadet yoluyla halletmek için bulunduğu ortamın durumuna ve imkânlarına göre caminin olmadığı yerde kiliseye veya kilise bulamadığı yerde camiye gidebilirler.

Nitekim sadece dua için kiliseye gidip mum yakan çok sayıda Müslümana tanık olmuşuzdur. Keza evliya ermiş ziyaretine gidip medet uman sıradan Hıristiyanlar da vardır. Madem bu ibadethanelerin tümü Allah’ın evi sayılıyor; o halde kasıtlı biçimde ayrımcılık yapmanın âlemi yoktur.

 

Köln'deki Köln Dom Kilisesi'nde 55 yıl önce kılınan bayram namazı.jpg

Köln'deki Köln Dom Kilisesi'nde 55 yıl önce kılınan bayram namazı


Köln’deki namaz hikâyesi hakkında bilgi toplarken, çok daha güncel bir haber önüme çıktı:

Geçen mayıs ayının bir cuma namazı, Berlin’deki kilisede kılınmış. Arap camiasından bazıları, camilere doluşan kalabalık cemaate karışıp koronavirüsüne yakalanmaktansa, geniş kilisede sosyal mesafeyi koruyarak namazlarını eda etmişler. 
 

Berlin'deki kilesede namaz-2.jpg

Berlin'deki kilesede namaz


Reuters haber ajansının ilgili haberi şöyle: 

Neukölln bölgesindeki Dar el Selam Camii, normalde yüzlerce kişilik kapasiteye sahip olsa da sosyal mesafe nedeniyle 50 kişi namaz kılabiliyor. Bunun üzerine yakındaki Martha Lütheryen Kilisesi, Ramazan ayı boyunca kapılarını Müslümanlara açtı. 

Almanya’da ibadethaneler haftalarca kapalı kaldıktan sonra 4 Mayıs’ta açıldı. Ancak insanlar arasında en az 1,5 metrelik mesafenin korunması gerekiyor.

Cami imamı Muhammed Taha Sabri, ‘Bu salgın, bizi toplum olarak birleştirdi. Krizler insanları bir araya getiriyor’ dedi. Kilisede namaz kılanlar arasında yer alan Samir Hamdun, ‘Müzik enstrümanlarının ve resimlerin olması tuhaf bir duygu yaratıyor. Ama küçük ayrıntıları unutursanız, nihayetinde burası da Tanrının Evi…’ diye konuştu. 

Kilisenin papazı Monika Matthias, ezandan etkilendiğini belirterek, ‘İbadete ben de katıldım. Konuşmamı Almanca yaptım. Vaaz sırasında hep evet, evet diyordum, çünkü aynı kaygıları taşıyoruz. Sizden öğreneceklerimiz var. İnsanların birbirine karşı bunları hissetmesi güzel’ dedi.

(BBC News Türkçe bülteni haberi, 22 Mayıs 2020)


Madem konumuz Köln’deki başkilisede namaz kılınmasıdır, bu durumda muhteşem katedral hakkında kısa bilgi verelim:

Katedralin Almanca ismi Kölner Dom’dur. Almanya’nın Köln kentinde bulunan tarihi katedral, Hıristiyanlığın Katolik mezhebi için açılmış bir ibadethanedir.

1248 yılında inşaatına başlanan katedralin yapımı 632 yıl sürmüş ve 1880 yılında hizmete açılmıştır. Gotik tarzdaki katedral 7000 metrekarelik alanda, 157 metreyi bulan yüksekliğiyle Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Dünya Mirası listesinde yer almaktadır. (Vikipedi Türkçe ansiklopedisi) 

Nürnberg Din Hizmetleri Ateşe Vekili Şemseddin Aslan’ın tarihi başkilisede kılınan bayram namazına ait kamuoyuyla paylaştığı fotoğraflar, 4 Nisan 2018 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayımlanmış.
 

Köln'deki namaz fotğraflarını kamuoyuyla paylaşan Şemseettin Aslan-001.jpg

Köln'deki namaz fotğraflarını kamuoyuyla paylaşan Şemseettin Aslan


Nürnberg Abberbayed.de sitesi, Taner Tüzün imzasıyla 4 Haziran 2018 tarihinde aynı olaya yer vermiş.

Nazife Nur Karakale ise, Bi’Dünya haber sitesinde, “Köln’de İlginç Bir Tarihi Bayram Namazı” başlığıyla kaleme aldığı yazısında şu ayrıntıları kaleme almış: 

Bu yazımızda bundan yaklaşık 55 yıl öncesine tarihi bir yolculuk yapacağız. Hep birlikte kilisede kılınan bir bayram namazına şahit olacağız ve aynı zamanda Yusuf Topçu isminde bir beyefendiye tanıklık edeceğiz…

Tarih 31 Ocak 1965. Yer Almanya Köln. Hicri aylardan mübarek Ramazan’ın son günleri ve hava oldukça soğuk. 3 gün sonrasında beklenen bayram namazı için bir mutluluk var ama aynı zamanda kalplerde olan bir hüzün, bir endişe de var. Çünkü namaz kılacak bir mekân yok.


Yusuf Topçu işçi olarak gelen ilk kuşaklardan (1963-1964) ve o günleri böyle anlatıyor:

En büyük sıkıntımız da toplu bir şekilde namaz kılacak bir yerimizin olmayışıydı.


Bunun üzerine kendisi, yardımcı olmaları için belediye başkanına müracaat ediyor. İbadetleri için topluca namaz kılacak bir yer isterken Köln Dom Kilisesi’nde namaz kılabileceklerini teklif ediyorlar. Almanya’nın tarihi açısından oldukça değerli ve büyük bir kilise bu.

Namaz için katedral yönetiminden ayrıca izin alınması gerekiyor. Aslında bu duruma çok sıcak bakılmıyor. Ancak yönetimdeki bir papazın verdiği imzalı onay üzerine Dom Katedrali’nde namaz kılınması izni alınıyor.
 

Katedralde namaz kılmaya ilişkin Almanca haber.jpg

Katedralde namaz kılmaya ilişkin Almanca haber


Artık topluca bayram namazını eda edebilmek için bir mekân ayarlanmıştır. Geriye bunu 3 gün içerisinde diğer Müslüman din kardeşlerine duyurmak kalıyor. Zamanın şartlarına uygun olarak bir kâğıda el yazısıyla not yazılarak dağıtılıyor.

Dışarıda 35-40 cm kar olmasına rağmen 600-700 vatandaş namaz kılmak için toplanmıştı. İlk olarak kilisedeki resim ve heykellerin üzeri brandalarla kapatıldı. Daha sonra müezzinin ezan okumasının ardından imam, namazı kıldırdı. Müslüman vatandaşlar teşekkür olarak ibadethaneden ayrılırken, kilisenin tadilatı için bağışta bulundular.
 


Bayram namazını organize eden Yusuf Topçu amcamız, o günleri anlatırken ‘Mutlu günlerimizde acı tatlı hatıralarımız arasında hiç unutamadığım bir anı’ diye aynı gün gerçekleşen bir diğer hatırasından bahsediyor.

Zamanın Belediye Başkanı Braun, Müslümanların bayramı diye bir tekne turu ayarlıyor ve Yusuf Topçu'ya, ‘Ailelerinizi de alın. 500 kişilik bir gemi tahsis ettik sizin için’ diyor.

Müslümanların aldığı bu izin bir kereliğine mahsus idi. Daha sonraları 1966-67 yıllarında başka yer kiralanarak çözüm bulundu. 1970’li yıllarında ise Müslümanların mescit yaptırmalarına izin verildi.
 

Yusuf Topçu ile İbrahim Toparslan namaz olayından 50 yıl sonra Köln Katedrali önünde buluşup demeç vermişler. Kaynak-TRT tv kanalı (2).jpg

Yusuf Topçu ile İbrahim Toparslan namaz olayından 50 yıl sonra Köln Katedrali önünde buluşup demeç vermişler. Fotoğraf: TRT


Tarihi günün bir diğer şahidi ise İbrahim Toparslan, anılarını şöyle ifade ediyor:

Katedralin kıbleye bakan kuzey tarafındaki duvar resimlerini ve heykelleri kapatarak namazı kıldık. 600-700 kişiydik. Karlı bir günde burada namaz kılarken bugünden farklı olarak Almanlar bize sempatiyle bakıyordu. Alman halkının heyecanlı bakışlarını unutmadık ve hâlâ da unutamıyoruz. 


21 Mart 2019 tarihli NRW Gündem Gazetesi, yukarıdaki haberi tamamlayan ayrıntıları o tarihte TRT Haber’e konuşan Yusuf Topçu’nun ağzından aktarıyor:

Katedral yönetimine gidip konuştuk. Namaz kılmak niyetinde olduğumuzu belirttik. Zor ama bir deneyelim dediler. Asıl söz sahibi Vatikan imiş. Oraya hemen yazılı başvuru yapıldı. Tabii, kendi aralarında ihtilaflar da olmuş…

Bazı yetkililer izin vermek istememişler. Ama kardinal üstten bastırmış; birkaç hafta sonra, Vatikan bayram namazı için istenen izni vermiş.

Bayram namazı için gereken duyuruyu kendi el yazımla yazdım. Belli yerlere astık. Köln’de yaşayan Türkiyelilere ulaştırmaya çalıştık. 3 Şubat 1965 tarihinde yani bayram sabahında katedrale gittiğimizde, o kadar büyük bir kalabalıkla karşılaştım ki, hayatımda böyle bir şey yaşamadım.

700’den fazla Müslüman katedrale gelmişti. Almanlar şaşırıp kalmış, çok da heyecanlanmışlardı, Türkler burada ne arıyorlar, ne yapmak istiyorlar diye. Buna benzer soruları birbirlerine sorup duruyorlardı. 

Namazdan önce katedralin içindeki heykel ve resimlerin üzerleri örtülmüştü. Mikrofonlar Kıbleye doğru ayarlanmıştı. İmam, ‘Allahü Ekber’ nidasıyla namaza başlarken, katedraldeki papazların şaşkın bakışları arasında namaz eda edildi.


Tabii, katedral yani başkilisede namaz kılma işi öyle kolay olmamış; yönetimdeki kardinallerin bu konudaki tereddütleri, ihtilafları ve tartışmaları Alman kamuoyuna da yansımış.

Yusuf Topçu’nun söylediklerine bakılırsa, namaz iznini veren bazı kardinaller ile Köln’deki emniyet yetkililerinin görevlerinden alındığı yolundaki haber, o tarihteki Alman basınında yer almış. 
 

Yusuf Topçu ile İbrahim Toparslan namaz olayından 50 yıl sonra Köln Katedrali önünde buluşup demeç vermişler. Kaynak-TRT tv kanalı (1).jpg

Yusuf Topçu ile İbrahim Toparslan namaz olayından 50 yıl sonra Köln Katedrali önünde buluşup demeç vermişler / Fotoğraf: TRT


Aynı konuda bir yazı paylaşan Adana’nın kıdemli gazetecilerden Şahin Esendemir (Adana Bölge gazetesi) ise, farklı ayrıntılara da yer veriyor: 

Namaz duyurusu her gün defter yapraklarından oluşan 50-60 adet el ilanı ile duyurulmuş, işçilerin kaldıkları yurtların, lojmanlarla fabrikaların duvarlarına yapıştırılmış; bazen bisikletlere binilerek dağıtılmış.

Köln’de yaşayan 15 bin Türkiyeli arasından 700 kişi kilisedeki bayram namazına gitmiş. Bayram günü yani o çarşamba sabahı kilisede namaza gitmeden önce tıraş olup takım elbiselerini giymişler. Kilisenin kuzey tarafındaki bölmede namaz için ayrılan yerde toplanmış cemaat. Katedral görevlilerinin dışında kalabalık bir Alman topluluğu da onları şaşkınlık ve merakla izlemiş.

 

Kilisede namaz kılmanın Almanca haberi.jpg

Kilisede namaz kılmanın Almanca haberi


Esendemir, o tarihteki iki Köln gazetesinden alıntı da yapıyor: Kölnische Rundscnau, “Tarihi Bir Gündü” diye manşet atarken, Diet Zeit haberi “Haçlı Seferlerine Gidenlerin Uğurlandığı Kilisede Ezan Sesi: Türk işçileri Dom’da namaz kıldılar. Ayrılırken de kilisenin bağış kutusuna para bıraktılar. Tarihi bir andı…” diye veriyor. (Adana 5 Ocak gazetesi, 6 Ağustos 2020)
 

Köln Katedralinde bayram namazı-2-001.jpg


Almanya’nın sesi Deutsche Welle Türkçe sitesindeki 3 Şubat 2015 tarihli bülteninde olayın başka bir boyutunu okuyoruz: 

Göçün ilk yıllarında cami bulunmayan Köln'de, neredeyse tamamı Türk işçilerinden oluşan Müslümanların talepleri üzerine Katedral yönetimi tarihi bir karara imza atarak bir kereliğine Katedralde namaz kılınmasına izin verdi. 

Müezzinin ezan okumasının ardından imam, sayıları yüzlerce olduğu ifade edilen cemaate namaz kıldırdı.

Köln’ün ilk Türkleri, namazdan sonra aralarında bağış toplayarak kilisenin bakımına harcanmak üzere Katedral yönetimine verdi. Türklerin bu jestinden dönemin gazeteleri övgüyle söz etmişti. 

Vatikan’a bağlı Katedralde namaz kılınması o dönemde de çok tartışıldı. Katedral yönetiminden Norbert Feldhoff, namaz iznini dönemin Katedral yönetiminden bir üyenin verdiğini belirterek ‘Ama bu yüzde yüz bilinen bir şey değil, kesin olan daha sonra bu izne tüm Katedral yönetiminin sahip çıkmasıdır’ dedi.

Köln Katedrali, İslam karşıtı Pegida gösterisinin yapıldığı sırada dış cephe aydınlatmasını kapatmış ve böylece İslam karşıtlarına mesaj vermişti.


Olup bitenleri bütün yönleriyle vermeye çalıştık. Duyduğum kadarıyla, bayram namazını ilk kez kilisede kılanlardan bazıları ara sıra bir araya gelerek o günün hatırasını yâd ediyorlarmış.

En azından Yusuf Topçu ile İbrahim Toparslan’ın yıllar sonra Katedral önünde TRT televizyon kanalındaki canlı söyleşilerini izlediğimi söyleyebilirim. 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.


Haber Kaynak : Independet Türkçe


HABERLER