Kılıçdaroğlu’na Ben de Soruyorum: Dört Yıl Sonra Bugünkü İttifaklar Aynen Kalabilecek mi?

Fehmi KORU'NUN Yazısı; Bu soruma onlarca konu başlığıyla cevap verilebilir. Nitekim kamuoyu araştırma kurumlarının sorduğu aynı soruya vatandaşlar ‘ekonomik sıkıntılar’ ile başlayan ve ‘işsizlik’ ile devam eden 20’ye yakın cevaplar veriyorlar.

Şu sırada ülkemizin en önemli sorunu ne?

Bu soruma onlarca konu başlığıyla cevap verilebilir. Nitekim kamuoyu araştırma kurumlarının sorduğu aynı soruya vatandaşlar ‘ekonomik sıkıntılar’ ile başlayan ve ‘işsizlik’ ile devam eden 20’ye yakın cevaplar veriyorlar.

Ancak bazıları için o 20 başlık arasında yeri olmayan bir konu daha önemli. Konuyu gündeme taşıyan bir köşe yazarı, “Cevabını CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bekliyorum” diyerek konuyu gündeme getirdi ve aynı gün aldığı cevabı da köşesine taşıdı. İlk yazısından dışarıya taşan endişesinin aldığı cevapla giderilmiş olduğunu cevaba yer verdiği satırlarına da yansıtmıştı yazar.

‘En önemli konu’ bir günde önemini kaybediverdi.

Girişi fazla uzatmayayım. ‘En önemli konu’ halinde sunulan, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’nin kimi aday göstereceğiydi. Köşe yazarı “Abdullah Gül’ü aday gösterecek” diyenler olduğundan söz ediyor ve bunu Ali Babacan çevresinden birilerinin iddia ettiğini özellikle belirtiyordu.

Kılıçdaroğlu “Yok öyle bir şey” demiş ve eklemiş: “Seçim 2023’te yapılmayacak mı?”

Süleyman Demirel böyle durumlar için “Doğmamış çocuğa don biçilmez” derdi. Dört yıl sonra yapılacak bir seçim için daha bugünden ‘aday’ belirlemeye kalkışmak doğmamış çocuğun donundan daha absürd bir şey…

Acaba bu konu neden önemli?

[Önemli dememin sebebi, artık bu tür yazıların kendiliğinden yazılmadığını bilmemden. Birileri merak ediyor, yazılmasının iyi olacağını bir biçimde belli ediyor, kulağı delik ve muteber yazarlardan birine de konuyu köşesine taşımak düşüyor. Böyle olduğu için önemli.]

Yeni oluşum düşündürüyor

Yeni oluşumlar henüz daha oluşma sürecinde. Ahmet Davutoğlu’nun istifası sonrasında kendisiyle birlikte hareket edecek olanlar da AK Parti’yi terk etmeye ve bunu yaparken de tepkilerini dışa vurmaya başladılar. Ama işte o kadar; o oluşumun kimlerle yola çıkacağı, neleri programına alacağı bilinmiyor, partinin ismi bile meçhul. 

Abdullah Gül’ün destekleyeceği bilinen Ali Babacan’ın liderliğinde oluşması beklenenin ise bundan öte tek bir özelliği bile bilinmiyor. 

Her iki oluşumla ilgili yazılan söylenenlerin yakıştırmadan öte bir değeri bulunmuyor.

Görüştükleri kişilere yeni oluşumcuların “Adayımız Abdullah Gül olacak ve CHP de onu destekleyecek” dediği tam bir uydurma. Dört yıl sonra yapılacak bir seçimin adayının bugünden pazarlığının yapılmış olmasına inanacak saflarla mı yola çıkacak yeni oluşumcular?

Öyleyse?

Öyleysesi şu: Bu konu bugün gerçekten belli bir çevrenin gündeminde; yeni oluşumlar dışındaki bir çevrenin… “2023’te mi, yoksa daha uygun bir tarihte mi seçime gidelim?” sorusu eşliğinde fikir jimnastiği yapıldığı belli. Bugünden isimler üzerinden bir kamuoyu oluşturma çabasını sezmemek mümkün değil.

“Abdullah Gül mü? Ekrem İmamoğlu mu? Muharrem İnce mi?” soruları o çevreye ait. 

İki CHP’li ismin arasına farklı bir ismin katılarak konunun bugünden tartışma gündemine sokulmasının başka anlamı yok.

Tabii bu arada yeni oluşum ile CHP arasında bu soruyla bir bağ kurulması da kurulacak partiye ilgi duyabilecekleri uyarma göreviyle ilgili. 

Yeni sistem -cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi- ile birlikte seçilebilmek için gerekli asgari oy oranı ‘yüzde 50+1’ oldu. Şu andaki durumda bile bir partinin adayıyla tek başına ortaya çıkıp ona seçimi kazandırması imkanı bulunmuyor. Bu sebeple ittifaklar yapılıyor. AK Parti ile MHP ittifakı -Cumhur İttifakı- geçen yıl yapılan seçimde adayını seçtirebildi. 

Esas konulara bakalım

AK Parti ile MHP dört yıl sonra, 2023’te, yapılacak seçimde de ittifaklarını sürdürebilecekler mi; sürdürürlerse yine seçilmesini sağlayabilecekler mi?

Bu iki sorunun bugün kolayca verilebilecek bir cevabı yok. AK Parti’nin tabanından MHP ile birlikte hareket etmeye tepkiler geldiği görülüyor. Bu sebeple AK Parti’de “Acaba MHP yerine İYİ Parti mi bize daha uygun ortak?” sorusu üzerinde durulduğunun işaretleri alınıyor. AK Parti’de sözü daha da geçerli olanların ise, “Acaba İYİ Parti MHP’li ittifaka girer mi, MHP böyle geniş bir ittifakı kabul eder mi?” diye düşündüğü anlaşılıyor.

Dört yıl sonrası için şimdiden düşünülecek olan esas konular bunlar.  

‘Cumhur İttifakı’nın gidilecek seçimde istediği sonucu alabilmesi her geçen gün zorlaşıyor çünkü.

Hiç belli olmaz; yeni oluşum partileşir ve halktan ciddi destek bulursa, ittifaklar denklemi daha başka biçimde de değişebilir.

Ben de bu konularda birilerinden cevap vermesini bekleyeceğim, ama kim bugünden dört yıl sonrasıyla ilgili soruya cevap verebilir ki?

Yoksa ben de CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na mı sorsam? O her sorulana, ne kadar saçma olursa olsun, cevap veriyor da ondan.

ΩΩΩΩ

Haber Kaynak : fehmikoru.com


HABERLER