YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Keşke Zamanda geriye gidilebilseydi…

Zamanda geriye gitme imkanı olsa 2015’in başlarına gitmek isterdim.


Hatta başları bile şart değil, Mart/Nisan/Mayıs aylarına.
Bu hafızasız ülkede böyle bir tarihi çoğu kişi anımsamaz bile. Ama dün sadece tek bir güne sığan olaylar dizisi, bana bir siyasetçinin savunmakta haklı ancak neticelerinde hatalı olduğu bir kararı anımsattı.
Bu karar HDP’nin hapisteki eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın kararıydı.

Ne demişti Demirtaş : “Seni Başkan Yaptırmayacağız.”
Bu sözünün karşılığını ve aslında ceremesini uzun süreli bir hapisle çekiyor Demirtaş.

İnfaz yasasının mimarlarından Avukat Özlem Zengin yasayı savunurken; ‘milletimizin 40 yıldır cebelleştiği terör örgütünün adını Mıh gibi aklında tutuyor’ diyerek teatral bir anlam kattı konuşmasına.

Aynı Özlem Zengin’e sorulması gereken basit sual şuydu: “İstanbul seçimleri tekrar edilirken TRT’de mektubu okutulan kişi kimdi?
Ve bu mıh gibi anımsanan örgütle alakası neydi?”

Herkesin bildiği sırların cevabını herkes saklar.
Özlem Zengin görevini yapıyor. İnfaz düzenlemesindeki düz mantığını eleştirdiğim yazıma dair Tokatlı hemşerileri onu savunmak adına twitterda beni taciz ettiler. Yazık ki bu kadronun kahir ekseriyeti edepten ari sözleriyle engelle butonu ile muamele gördüler. Çok azının söylediği makul insan sözüydü.

Bu edepsiz müdafaa girişimi iktidarı ilanihai muhafaza etmek isteyen ve eleştiriyi yoksayan akıl için sıradan.
Ancak olaylara biraz geriden bakan herkes çelişkiyi tespit ediyor. Ortada seçim zamanı anımsanan realiteler var. Üstelik başkası yaptığında cezası parmaklık arkası olan realiteler.
Peki bütün bunlar önlenebilir miydi?
Bütün bunların ardındaki sebep neydi?

Tarih geriye doğru akmaz. Olan her şey olmak zorunda olandır. Yine de seçme şansım olsa ve bir şekilde Demirtaş’a bunu anlatabilsem, 7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP’yi MHP ile kovalent bağlayan süreci durdurmak için ne gerekiyorsa yapardım.

MHP’nin AKP’yi bambaşka bir forma dönüştürdüğü aşikar. AKP için tek hedef başkanlık sistemiydi. Bu hedef için gözünü kararttı. Koalisyon ortağı olaraksa elinde sadece MHP kaldı.

Seçimlerin sıhhati sorgulansa da, MHP’nin bir partinin asli hedefi olan iktidar amacından kopup, iktidarı ayakta tutmaya yönelmesi tüm yaşananların gerekçesi oldu.

MHP için otoriterliğin her türü cazip bir siyaset modeliyken ülkenin nasıl yönetildiğinin anlamı yoktu.

Kendi seçim vaatlerinden vaz geçtiler, hatta kendi seçim vaatlerini (örneğin EYT) suçladılar.
Bütün bunların sonunda iktidarın denetimsiz faaliyet yapısı garanti altına alınmış oldu.

*Keyfi bir af kanunu çıkardılar.
*Zaten doğal bir hastane olan havalimanının binaları dururken, üstüne para harcayıp havaalanı pistine hastane temeli atıldı.
*Salda gölünün mavisi kamyon paletleri altında ezildi. *Kimsenin geçmediği ama parasını herkesin ödediği bir otoyol ihalesi daha yapıldı.
Bütün bunlar tek bir güne sığdı.

Daha az demokrasinin nimetleri, medya özgürlüğünün zararları konulu nutuklar dinliyoruz.
Bütün bunların ardında ise 7 Haziran’a HDP gibi AKP’ye muhalif giren ama sonrasında müttefik olan MHP’nin mutlu edilmesi var.

İnfaz yasasının sokağa salacağı suça eğilimli insanların zaten kırılgan ekonomide hangi canları yakabileceğini kimse umursamadı. Ceren Özdemir’i öldüren katilin de ıslah olmamış ama ıslah olmuş sanılan bir suçlu olduğunu kimse hatırlamıyor.

Adalet sistemi hataları bu kadar göz önünde iken hangi cüretle suç eğilimli insanlar affediliyor?

Türkiye AKP’nin dayandığı “sürdürülebilir yoksullar” ve MHP’nin dayandığı “ultra sağcı ötekileştirmenin” karmasıyla giderek daha zor nefes alınır bir ülkeye döndü.

Korona destekleri bile insanları en asgariyle yetinmeye sevk ediyor.
Ülke üreten kesimlerini dışlayıp, sadece bağımlı olan ve üretkenlikten uzak kesimlerin tatmini ile yol alma telaşında.

Bütün bunlar öyle ya da böyle ülkenin ilerici bir muhalif partisinin yarattığı korkudan ve antipatiden neşet etti.
Öyle ya da böyle “seni başkan yaptırmayacağız” kulağa hoş gelse de, sonuçları hoş olmadı.

Kendisi de bir zamanlar “senden başkan olmaz” diyen MHP ve lideri, “seni hep başkan yaptıracağız” diyerek geçmişlerini resetledi.

Buna karşılık ülkenin tamamını %10 bile olmayan oylarının hükmüne tabi ettiler.
Arkada binde bir oyu bile olmayan birileri sırada bekliyor.

Güzel ama neticesi yanlış bir sloganın, ülkenin son 5 yılını zorlaştırdığı belli oldu. Türk siyasetinin yerini en çok koruyan siyasetçisi, devletin asayişi sağlayamadığı bir gecenin müsebbibi olarak hapiste kalmaya devam ediyor.

Diğer tarafta Korona salgınını patlatacak bir stratejik hata insani olarak aklanıyor.
Akın karaya karıştığı günlerdeyiz.
Bu günlerin geçeceğini biliyoruz.
Ama yine de keşke hiç yaşamasaydık diyoruz.

Haber Kaynak : Ocak Medya


Anahtar Kelimeler: Keşke Zamanda geriye gidilebilseydi…

HABERLER