Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Karşı cepheyi dağıtayım derken.. İktidar cephesinin kendisi bir dönüm noktasına gelmiş gibi…

Fehmi Koru, kendisine ait sitede yayınladığı bugünkü yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı ‘insan hakları eylem planı’ nedeniyle çıkmaza girdiğini yazdı.

AK Parti genel başkanı sıfatı da bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından açıklanmış ve eksiklerine rağmen muhaliflerce bile olumlu karşılanan ‘insan hakları eylem planı’ bize ne öğretti?

Türkiye’nin temel hak ve özgürlükler konusunda bir an önce ortadan kaldırılması gereken eksiklikleri bulunduğunu…

Düşünce, düşünceyi ifade etme, örgütlenme ve gösteri yapma genel başlığı altında toplanabilecek temel hak ve özgürlüklerin herkesi kapsayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğini…

‘Mülkiyet hakkı’ diye önemli bir konunun bulunduğunu ve bu hakkın daha etkin korunması gerektiğini…

Eksikliği hissedilen bir başka konunun adil yargılanma hakkı alanında fark edildiğini, bu hakkın güçlendirilmesinin şart olduğunu…

Yargı bağımsızlığının vazgeçilmezliğini…

Bunları, açıklanan ‘eylem planı’ tanıtımı sırasında öğrenmiş olduk.

AK Parti ve temel hak ve özgürlükler

Kendi hesabıma ben hayati önemde bir başka şeyi daha öğrendim: 20 yıla yakın bir süredir ülkeyi yöneten insanların içinde yer aldığı siyasi kuruluşun, AK Parti’nin, son zamanlarda sadece ‘muhalif’ bilinenler tarafından dile getirilen eksikliklerin farkında olduğunu…

AK Parti ülkemizde ‘temel hak ve özgürlükler’ alanında ciddi eksiklikler olduğunu biliyor…

‘İnsan hakları eylem planı’ ile de bu gerçeği -yani eksikliklikleri bildiğini- herkese duyuruyor.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül“Bu yalnızca bir iyi niyet ifadesi” sözü ile, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan metne gereğinden fazla bir anlam yüklenmemesini ister görünüyor; ancak metin bütün ciddiyetiyle ortada.

Politikacıların bazen -bazen sözcüğü hafif kalıyor, çoğu zaman- söylemleriyle eylemleri arasında fark olabiliyor. Ülkenin en bilgili insanları olmaları gerekmiyor politikacıların. ‘Devlet’ denilen yapı, içerisinde her alanda bilgili insanların bulunduğu bir dev mekanizma zaten. O mekanizmada yer alanlar hep bir yukarıya doğru bildiklerini aktarmakla görevliler.

Yanlışların yapılmasının önüne böyle bir yapılanmayla geçilmek murat ediliyor.

Demokratik, yarı-demokratik, demokrasi olmayan bütün yönetim biçimlerinde seçmene/halka/tebaaya böyle bir görüntü verilmesi gerekiyor.

ABD’de Donald Trump 250 küsur yıl önce benimsenmiş ‘başkanlık sistemi’ ile kendisine verilmiş yetkileri en aşırı biçimiyle kullanır ve sabahın köründe attığı Twitter mesajlarıyla her konuda son sözün kendisine ait olduğunu neredeyse her gün bu yolla duyururken, bazısını birkaç ayda bir değiştirse bile, bakanları ve danışmanları da bulunuyordu Trump’ın.

Korona ile mücadeleyi ciddiye almasa bile, günlük durumu paylaşmak için düzenlediği basın toplantılarına, yanına uzman kişileri alarak çıkma ihtiyacı hissediyordu.

Halk öyle davranmasını istediği ve beklediği için…

İzlediği politikalar durağan halde devraldığı Amerikan ekonomisine kan ve can verdiğinden ikinci dönem yeniden seçilebilecekti Trump; korona salgınını hafife alır görüntüsü az farkla yarışı kaybettirdi yine de…

Ekonomiyi bildiği anlaşılıyor, insanlar için sağlığın ekonomik çıkardan daha önemli olduğunu ise bilmiyormuş…

Trump’ın başına gelen

‘İnsan hakları eylem planı’ ile, ülkemizi 20 yıla yakın süredir yöneten kadro, temel konularda var olan eksikliklerden haberdar olduğunu, ilan edilen bir metinle iyileştirmeler yapılması gereğini bildiğini herkese duyurmuş oldu.

Biliyor, ama…

Dün, Cumhurbaşkanı Erdoğan Meclis’te temsil edilen partilerden MHP’nin lideri Devlet Bahçeli’yi evinde ziyaret etti. Birkaç ay önce de kendisine yine bir ev ziyaretinde bulunmuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak yanılmıyorsam, o, ev sahibinin rahatsızlığıyla ilgili bir “Geçmiş olsun” ziyaretiydi.

Acaba şimdiki ziyaretin amacı ne olabilir?

Sorumun sebebi meydanda: MHP sıradan bir parti değil. Verdiği destekle iki yıl önce ülkenin yönetim sisteminin değişmesini sağlamış, değişen sistemin dayattığı ‘yüzde 50+1’ oy şartı yüzünden AK Parti’de beliren oy eksikliğini tamamlamış, bu yolla da iktidar cephesinin vazgeçilmez unsuru haline gelmiş bir parti.

İktidara ancak MHP ile birlikte erişebiliyor AK Parti. 

MHP iktidar ortağı.

AK Parti’nin en yetkili ağzının ilan ettiği ‘insan hakları’ alanındaki eksikliklere farklı bakan bir parti MHP. Onları eksiklik değil vazgeçilmez doğru tercihler olarak gören bir anlayışa sahip. İktidar MHP’nin onayı olmadan herhangi bir konuda adım atamaz durumda.

Duyurulan ‘eylem planı’nın, içerdiği olumlu unsurlara rağmen, kamuoyundan beklenen olumlu tepkiyi görmemesinin sebebi de, bu gerçeğin insanlar tarafından biliniyor olması.

Ve, bir açmaz

Herhalde açmazın farkındasınızdır…

Planı eyleme dönüştüremezse ekonomide yaşanan sıkıntıların ortadan kalkmasını ve halkın kendisine verdiği desteğin devamını sağlayamama ihtimali var AK Parti’nin; iyi niyet metnini eyleme dönüştürmeye kalkarsa bu defa da iktidar ortağı Devlet Bahçeli’nin desteğini kaybedebilir.

İlan ettiği metinde ısrarcı olması, Devlet Bahçeli’nin mutlaka gerçekleşmesini istediği HDP’nin kapatılması projesinden vazgeçilmesi, cezaevlerinde bulunan ve MHP liderinin hiç de hoş olmayan vasıflar atfettiği Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş gibi isimlerin serbest bırakılması sonucunu getirecek…

Vazgeçmesi, söylemini eyleme dönüştürmemesi ise, ‘yüzde 50+1’ şartı yüzünden, MHP desteğine rağmen, yapılacak ilk seçimde iktidarı kaybetmesini getirebilir…

Hangisi?

Görüşme bir ‘üçüncü yol’ arayışıyla ilgili olabilir. 

Üçüncü yollar tekin değildir.

ΩΩΩΩ

11 şehit

Türkiye yine yasa büründü. Helikopter kazasında 11 askerimizi yitirdik. Ülke şehitlerine ağlıyor.

Yas getiren olaylar yerine rahat ve huzurun hakim olduğu bir ülke özlemimiz devam ediyor.

Bir insanın ölümü evrenin ölümüne denktir.

Şehitlere Allah’tan rahmet diliyorum.