Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Karikatür

Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden 40 civarında Müslüman’ın oluşturduğu bir heyet Kudüs’te İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin tarafından ağırlandılar. Heyettekiler, “İsrail’in muhteşemliği” karşısında şok üstüne şok geçirdiler.

Taha Kılınç yazdı;

Geçtiğimiz yılın haziran ayında, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden 40 civarında Müslüman’ın oluşturduğu bir heyet, İsrail ordusunun Tel Aviv’deki genel karargâhını ziyaret etti. Heyete başkanlık eden Hasan Şalğûmî, kendilerini konuk eden İsrailli subaylara “Eğer siz Müslümanlardan nefret etseydiniz, bizi burada ağırlamazdınız” derken, yaşadığı sevinci gizlemekte zorlanıyordu. Buna karşılık olarak, İsrail Ordu Sözcüsü Ronen Manelis şunları söylüyordu: “İmam Hasan’la bir yıl önce Fransa’da tanıştığımda, onu İsrail’e davet edeceğime söz vermiştim.” Derken konuşmaya İsrail ordusunun Arapça propaganda biriminden sorumlu subay Avihay Adrai de dâhil oluyor, Şalğûmî’ye övgüler yağdırıyordu. İmam Hasan, bunun üzerine şöyle diyordu: “İsrail ordusu olarak siz bu kuvvetinizle, Arap ülkelerine zarar veren şeytanî güçlerin hakkından geleceksiniz. İnşallah, siz Ortadoğu’da barışın ve istikrarın vesilesi olacaksınız.”

Kudüs’te İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin tarafından da kabul edilen Hasan Şalğûmî ve peşindekiler, “İsrail’in muhteşemliği” karşısında şok üstüne şok geçirmeye devam etmişti. Heyete Belçika’dan katılan genç bir hanım, duygularını heyecanlı sözlerle ifade ediyordu: “Ben buraya gelmeden önce, Filistinlilerin İsrail tarafından yok edilmeye çalışıldığını ve çok acı çektiklerini sanıyordum. Ama burada Araplarla Yahudilerin özgürce bir arada yaşadığını görüp çok şaşırdım. Bildiğim her şey yalanmış. Ülkeme, İsrail hakkında bambaşka fikirlerle döneceğim!”

Muhtemelen Yahudileri bile şaşırtan bu ölçüsüz yorumlar ve hayranlık ifadeleri, İsrail basınında genişçe yer buldu, doğal olarak. İmam Hasan Şalğûmî de, elbette ilk kez ziyaret etmediği İsrail’den, içi huzurla dolu bir biçimde ülkesine, Fransa’ya döndü.

“Ülkesine” dedim, ama Hasan Şalğûmî aslında Tunuslu. Internette kolaylıkla ulaşılabilen resmî biyografisine göre: İslâmî ilimler eğitimini Suriye ve Pakistan’daki medreselerde tamamlamış. 1996’da, 24 yaşındayken Fransa’ya giderek imamlığa başlamış. 2005’e kadar Hint Alt Kıtası’nın en kalabalık dinî gruplarından Tebliğ Cemaati’ne mensubiyetini sürdürmüş. Aynı yıl Fransız vatandaşlığına geçmiş ve Paris yakınlarındaki Drancy Camii’ne imam olarak atanmış. 2009’da “Fransız İmamlar Forumu”nu kurarak, liderliğini üstlenmiş. Forumun resmî bir hüviyeti yok, ancak medya kendisine bu unvanla sürekli yer veriyor. 2010’da dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy peçeyi yasaklamak istediğinde, desteğini açıklamakta gecikmeyen Şalğûmî, bugün de “İslâm’ın yeniden şekillendirilmesi” projesinde Emmanuel Macron’un baş yardımcısı. Macron’un, soyunduğu bu iddialı işte, Fransa’daki Müslüman çevreler tarafından “Yahudilerin imamı” sıfatıyla dışlanan silik bir karikatürü kendisine partner olarak seçmesi, güldürmeyen bir fıkra gibi adeta.

“Macron’un projesi başarıya ulaşabilecek mi?” sorusunun cevabını, The Financial Times’ta 3 Kasım 2020 günü yayınlanan, ancak bizzat Fransa Cumhurbaşkanlığı’nın müdahalesiyle sansürlenen “Macron’un ‘İslâmî ayrılıkçılık’la savaşı, Fransa’yı yalnızca daha fazla bölecek” başlıklı yazı versin. Mehreen Khan imzalı makaleden bazı cümleleri tek paragraf halinde aktarıyorum:

“Emmanuel Macron, eğer şiddetçi aşırılığın kökünü kazımaya çalışıyorsa, Fransa’daki 6 milyon Müslüman’ın yardımına ihtiyacı var. Televizyon kanalları, hükümet yetkililerinin çok eşliliği yasaklamak (ki zaten yasak) veya süpermarketlerin helâl gıda satışını durdurmak gibi ‘ayrılıkçılık karşıtı’ planlarını servis ediyor. Hatta bir yorumcu, Müslüman kadınların ‘dayanışma için’ peçelerini çıkarmalarını bile önerdi. Fransa İçişleri Bakanı’nın açıklamasına göre, ‘ayrılıkçılık karşıtı’ yeni yasa, karşı cinsten bir doktora muayene olmayı reddeden birine 5 yıla kadar hapis cezası verilmesini öngörüyor. Fransa’da şimdiye kadar terör saldırılarının hiçbirini başörtülü kadınlar gerçekleştirmedi. Avrupa’nın her yerinde, Müslümanlardan yaşadıkları ülkelere sadık olduklarını göstemeleri beklenir. Ancak Fransa’da, bunu yaparken, görünür İslâmî sembolleri yok etmeleri de isteniyor. Ve Fransa’ya dışarıdan gelen yabancıların işledikleri suçların sorumluluğunu üstlenmeleri bekleniyor. Bu iş, böyle yapılmamalı. Müslümanlar Fransa’nın dününün, bugününün ve yarınının bir parçasıdır. 2022 seçimlerinde, Macron Müslümanlardan oy isterken, muhtemelen yine ‘aşırı sağcı tehlike’yi gerekçe gösterecek. Ancak Müslümanlar, ‘liberal’ bir cumhurbaşkanının bugün oluşturduğu düşmanca atmosfere maruz kalırlarsa, bu tür tehditler de bütün tesirini yitirebilir.”

 


Haber Kaynak : Yeni Şafak


Anahtar Kelimeler: Karikatür

HABERLER