Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


İşte ÖSYM’deki o sorunun cevabı!

Zihniyet reformu nasıl yapılır? Gençlere güçlü bir tarih şuuru, sağlam bir dil şuuru kazandıramazsak bu topraklardaki bin yıllık hikâyemiz “bir varmış bir yokmuş”tan öteye gitmez.

D. Mehmet Doğan Analiz Etti...

Bu sene ÖSYM imtihanı bir dönüm noktası olarak görülmeli. Bu şu anlama geliyor: Ya dönüp neden böyle oluyor? sorusunu gerçek anlamda cevaplayacağız, ya da bırakacağız ipin ucunu nereye giderse, oraya varacak!

Şunu hep söylüyoruz: 2002’den beri değişmeyen, aslında bürokrasinin iktidarıdır! Tepede değişiklikler oluyor, şüphesiz. Bakanlar, yardımcıları, genel müdürler vs. 

Bürokratik yapı Türkiye’nin değişmeyen hâkimi olmaya devam ediyor. Zihniyetiyle devam ediyor, diliyle devam ediyor, mantığıyla devam ediyor. Gizli hamlelerini de zaman zaman âşikâr ediyor.

Gerçek bir zihniyet değiştirme hamlesi ya yapılamıyor ya da yapılmak istendiğinde bürokrasinin elinde mahiyet değiştiriyor. 

Önce şunu söyleyelim: Ehliyet, liyakat, hakkaniyet… bu tayinlerde ne ölçüde riayet edilen esaslar? 
İşte onu uygulamada görüyoruz. 

Öyle yüksek kademede adamlarla karşılaşıyoruz ki, hiçbir kademede yeri yok!

Ekonomi ile ilgili, teknik alanlarla ilgili tayinler konusunda bir şey söyleyecek durumda değiliz. Biz sosyal alanla, kültür ve maarif alanları ile ilgiliyiz. 

En düşük profilli idareciler bu kesimde! 

Adam anlı şanlı bir kurumun başına getirilmiş. Ünvanı var da adı sanı meçhul birisi! Meselenin alfabesini bildiği dahi şüpheli.

Kurumunun alanıyla ile ilgili kıyametler kopuyor, adamdan tık çıkmıyor!

Meselenin esası, yukarıdan parlak lâflar sarfedilmesi değil, aşağıda neler olduğudur. 

İşte son örnek: ÖSYM tarihinin en meşhur sorusu!

Bu bir zihniyet taarruzu! Bir zihniyet her şeye rağmen “ben varım” diyebiliyor. Yayın alanında görünürlükleri yüksek. Sıra eğitimde!

Bu cümlelerde ismi geçenler nasıl bir araya getirilebiliyor ve soruya dönüştürülüp milyonlarca gencin kafasına tokmakla vura vura sokuluyor? 

Bir tarafta Osmanlı irfanının, şiirinin, estetiğinin en yüksek temsilcisi Galip Dede, öte yandan halk irfanının bin yıllık birikiminin son büyük ismi, Neşet Ertaş…

Ve süflilikten başka vasfı olmayan bir isim veya isimler!

Bu sorunun sorulabildiği imtihanın sorumlusu kurumun başkanından hâlâ tık çıkmıyor. 

Bu soruyu uzaylılar mı hazırlayıp sisteme soktu? 

Siz o ismi lâzım değilin müzikteki başarısından, kalitesinden ötürü mü o soruya yerleştirildiğini sanıyorsunuz? 

Mesele zihniyet meselesidir. Türkiye kültür meselesini halledemezse, maarif reformunu yapamazsa, bütün başarıları geçicidir. 

Zihniyet reformu nasıl yapılır? Gençlere güçlü bir tarih şuuru, sağlam bir dil şuuru kazandıramazsak bu topraklardaki bin yıllık hikâyemiz “bir varmış bir yokmuş”tan öteye gitmez. 

Gençlere inkılâp tarihinden başka tarih öğretmeyen, gerçek müzikten, sanattan estetikten uzak duran, felsefeyi, mantığı öğretim sisteminin dışına çıkaranlarla bu soruyu sormak kudretini kendinde bulanlar aynı kaptan su içiyor!


Haber Kaynak : Karar Haber


Anahtar Kelimeler: sorunun cevabı!

HABERLER