İslam ÖZKAN; Vasık el Haşimi: Siyasiler lüks içinde Iraklı gençler ise evlenemiyor

Irak’ta bilanço her geçen gün ağırlaşıyor. Hükümetin istifa etmesi an meselesi ancak bunun da çözüm olup olmayacağından insanlar emin değil.

Irak’ta bilanço her geçen gün ağırlaşıyor. Hükümetin istifa etmesi an meselesi ancak bunun da çözüm olup olmayacağından insanlar emin değil. Birçok Arap ülkesi gibi Irak da kendisini büyük bir açmazla karşı karşıya hissediyor. Gençlerin geleceğe ilişkin umutları azalmış vaziyette. Irak’ın önde gelen siyasi yorumcularından Dr. Vasık el Haşimi ile Irak’ta uzun bir süre devam edecekmiş gibi görünen gösteriler üzerine konuştuk.

Irak, IŞİD mağlup edildikten sonra bu kez yepyeni bir sorunla karşılaştı. Herkes IŞİD yeniden hortlar mı tartışması yaparken ülkede birden bire gösteriler patlak verdi. Geçtiğimiz aylarda baş gösteren protestolar kısa bir süreliğine kaybolduktan sonra yeniden ortaya çıktı. Ancak bu kez çok daha kanlı bir şekilde. Şu ana kadar gösterilerde hayatını kaybeden sayısı yaklaşık 150’yi buldu. Irak’ın önde gelen siyasi analistlerinden Dr. Vasık el Haşimi Irak’ta gösterilerin nedenlerini, hükümetin çözme potansiyelini, ülkenin geleceğini ve Irak’ta siyasi partilerin durumunu anlattı.

‘IRAK’TA GÖSTERİLER BUGÜN ORTAYA ÇIKMIŞ BİR ŞEY DEĞİL’

Dr. Vasık el Haşimi

Irak’ta gösterilerin IŞİD yenilgiye uğratıldıktan sonra patlak vermesini nasıl yorumluyorsunuz?

Gösteriler son derece doğal olaylar. Evet Irak’ta IŞİD’e karşı mücadeleye halk büyük destek verdi. Büyük kayıplar verdiğimiz bu savaştan zaferle çıktıktan sonra halk artık hak ettiklerini almak istiyor. Zengin bir ülke, ama buna karşın müthiş bir yolsuzluk, işsizlik, makamlara tutku derecesinde bağlılık ve kotaların hâkim olduğu bir hükümet var… İşte halk tüm bunlardan dolayı sokaklara çıktı. Yalnız bu gösteriler bugün ortaya çıkmış protestolar değil. Bu gösterilerin üçüncü ve dördüncü protesto dalgası olduğunu unutmayalım. Bu çok açık. Ancak bugünlerde meydana gelen protestoların özelliği daha kitlesel ve daha etkili oluşu. Bu nedenle, durumlar bu şekilde devam ederse işlerin daha da kötüye gideceğini ve ülkenin daha da karışacağını düşünüyorum.

Evet gösteriler daha çok Şii Müslümanların yaşadığı özellikle Güney bölgelerinde etkin oldu. Ancak bu bölgelerde Şii partilerin milis gücüne sahip olduğunu unutmamak gerekir. Bu partiler arasında da ciddi bir çekişme ve husumet var. Kayıpların bir kısmı, silahlı milis gücüne sahip parti ve örgütler arasında çıkan çatışmalarda yaşandı. Bu da Kürt ve Sünni partilerin çatışmaların dışında kalması gibi tuhaf bir durumu oluşturdu. Öte yandan Şii çoğunluğun yaşadığı Kerbela gibi kentlerde öyle görünüyor ki İran’ın ülkedeki nüfuzu bu bölge insanlarının İran’a yönelik eleştirilerine ve tepkilerine neden oluyor.

BAŞBAKAN ABDÜLMEHDİYİ’Yİ KURBAN VERMEK İSTEYEN ÇEVRELER VAR

Irak bölgenin yeraltı ve yerüstü kaynakları açısından en zengin ülkelerden biri. Buna karşın ciddi bir altyapı yetersizliği ve hizmetlerde aksama var. Irak, olması gereken noktadan şu an çok uzakta. Sizce hükümet halkın taleplerini yerine getirebilecek durumda mı?

Hükümetin göstericilerin taleplerini karşılaması birkaç nedenden dolayı mümkün görünmüyor. Her şeyden önce hükümete karşı güven bunalımı var. Bir diğer konu: Hükümet taleplerle ilgili belirli bir zaman aralığı belirledi, ancak şu ana kadar verilen sözlerin hiçbiri yerine getirilmedi.

Öte taraftan hükümet ya da başbakanın, tek başına devasa sorunların altından kalkacak gücü yok. Bu konuyla ilgili geniş bir konsensüs ve parlamentoda yasaların geçmesi gerekiyor. Gerçi bu bir koalisyon hükümeti adı da ulusal ortaklık hükümeti. Ancak yönetimin kendi içinde ciddi anlaşmazlıklar var. Yönetime ortak olan bazı oluşumlar, günah keçisi ilan edilen Başbakan Adil Abdülmehdi’yi kurban vermek istiyor. Bu yönde bir gelişme olursa işler daha da karışır. (Röportajın yapıldığı salı günü Irak başbakanı henüz istifa etmemişti-İÖ) Ülkedeki ekonomik durum çok kötü, fiyatlar sürekli artıyor, bütçe açığı var. Hükümet, IMF ile anlaşma yaptı ve yüklü miktarda borç aldı, bunun karşılığında hükümet beş yıl boyunca mamur kadrolarına yeni tayin yapmayacak.

Gösterilerin hükümetle sorunlu olan Sünni ya da Kürt bölgelerinde değil de Basra, Kerbela, Nasıriyye, Divaniyye, Zikar gibi nüfusu ağırlıklı Şii olan bölgelerde olmasını nasıl açıklıyorsunuz?

.

Irak’ta siyasi partilerin adı var kendi yok. Daha önceki protesto gösterileri de, şimdikiler de siyasi partilere karşı yapıldı ve yapılıyor. Bu nedenle son gösterilerde parti karargahlarının ateşe verildiğini görüyoruz. Halk, partilerin hiçbir şey yapmadığını ve hiçbir işe yaramadığını, kamu mallarının çalınması ve kota sisteminden bu partilerin sorumlu olduğunu düşünüyor. Özellikle Şii bölgelerinde, Şiileri temsil eden partilere saldırılar düzenlenip parti merkezleri ateşe verildiğinde bu, Şii kitlede ve Irak halkının genelinde hükümete ve hükümeti oluşturan siyasi partilere karşı büyük bir hınç olduğunu göstermekte.

Hükümet, göstericilere karşı gerçek kurşun kullanıldığı iddialarını reddediyor. Gerçek kurşun kullanılmadıysa nasıl oldu da bu kadar insan hayatını kaybetti? Öte yandan göstericilerin keskin nişancılarla vurulduğunu gösteren görüntüler sosyal medyada yer aldı. Tüm bu iddialar arasında gerçek nerede duruyor?

Son günlerde yaşanan ölümler ve yaralanmalarla ilgili gündeme getirilen, gerçek kurşun kullanıldığı iddiaları doğru değil. Ancak daha önceki protestolarla ilgili bu iddialar doğru. Zira 1 Ekim’deki gösterilerde 106 gösterici hayatını kaybetmişti. 3 bin 780 kişi de yaralanmıştı. İnternette yer alan video çekimlerinde gerçek kurşun kullanıldığı, binaların üzerinde keskin nişancıların bulunduğu belgelenmişti. Ve başbakan da araştırma komisyonu kurulmasını kararlaştırmıştı ki bu, göstericilere karşı gerçek kurşun kullanıldığının zımnen kabulü anlamına gelir. Nitekim BM de, güvenlik güçlerinin gerçek mermi kullanmaması gerektiğini belirtmiş ve göstericilere uygulanan şiddeti eleştirmişti.

Ancak öte yandan gözlerden kaçırılmaması gereken konu, Güney’de Şii partilerin kendileri arasındaki çatışmalar nedeniyle yaşanan can kayıpları. Şu ana kadar hükümetin göstericilerle ilgili tutumunun sorunlu olduğunu ve hükümetin ciddi bir zaaf içerisinde olduğunu düşünüyorum. Göstericilerin talepleri bana göre son derece gerçekçi, gençler değişim ve reform istiyor. Bu nedenle göstericilerin makul taleplerine karşı böylesine sert bir karşılık vermek asla başarıya ulaşamayacak bir yöntemdir. Hatta bu yüzden de başta ABD ve AB olmak üzere birçok ülkenin yanı sıra Uluslararası Af Örgütü ve Dünya Gazeteciler Örgütü gibi insan hakları kuruluşları, hükümetin bu tutumunu sert bir şekilde eleştirmişlerdir. Ölümlerin bir kısmı ise göz yaşartıcı bombaların doğrudan göstericilere isabet etmesi ve yoğun bir şekilde kullanılmasından kaynaklanıyor.

‘Gösterilere Haşdu’ş Şabi müdahale etti’ diyenler var, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Haşdu’ş Şabi’nin gösterilere müdahale ettiğini söyleyenler var, “etmedi” diyenler var. Başbakanla yakın zamanda bir görüşme gerçekleştirdim, kendisi bizatihi bana Haşdu’ş Şabi’nin gösterilere müdahale etmesi yönünde bir talep geldiğini ve bu yönde kendisine baskılar yapıldığını ancak onun bu talebi kabul etmediğini belirtti. Şu aşamada değil ancak protestolar daha da şiddetlenirse Haşdu’ş Şabi’nin ben gösterilere müdahale etmek için sokaklara ineceğini düşünüyorum. Ancak şu ana kadar bu konuyla ilgili belgelenmiş ya da kanıtlanmış bir müdahale olmamıştır.

‘IRAK’TA ŞİİLERİN İÇ ÇATIŞMASI HEPSİNDEN DAHA TEHLİKELİ’

 

.

Ölümlerin bir kısmının Şii partilerin iç anlaşmazlıkları ve eski husumetlerden kaynaklandığını ifade ediyorsunuz. Peki Şii partiler arasında neden böyle bir intikam duygusu ya da anlaşmazlık var? Bunun kaynağı nedir?

Eskiden çatışmalar ve anlaşmazlıklar farklı mezhep mensupları ya da farklı etnik kökenlere sahip insanlar arasında yani Şiiler, Sünniler ve Kürtler arasında yaşanırdı. Artık Sünniler kendi aralarında, Şiiler kendi aralarında ve nihayet Kürtler kendi aralarında anlaşmazlık içerisindeler ve kendi içlerinde çatışmalar yaşıyorlar. Şiilerin kendi iç çatışmaları, diğer bütün unsurların iç çatışmalarından daha tehlikeli ve kritik. Zira şu an orduya, güvenlik güçlerine ve dolayısıyla da silaha sahip olanlar onlar. Ellerindeki silahları kullanmaya başladıklarında son derece vahim sonuçlar doğacaktır, nitekim şu anda doğuyor da.

IŞİD’in bu kaostan yararlanarak yeniden dönme ihtimalinden söz ediliyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Kaos sürerse IŞİD gerçekten geri döner mi?

IŞİD tehlikesi hâlâ devam ediyor, Türkiye’ye, Irak’a ve diğer Arap ülkelerine tehdit olmaya devam edecek. Irak’ta hâlâ uyuyan hücreler var ve bu hücreler henüz daha keşfedilmedi. Bu zaaf, toplumsal karışıklıklar nedeniyle yaşanan bu siyasi boşluk ve acziyet devam ederse, yeterli önlemler alınamazsa IŞİD bu durumu fırsat bilecek ve Irak’ta bu kez çok daha güçlü bir şekilde ortaya çıkacaktır. Özellikle de Suriye-Irak sınırının ve sınırdaki tünellerin kontrol altına alınamaması, bu tehlikeyi daha da büyütecektir. Örgüt şu anda liderleri Bağdadi’nin öldürülmesinden sonra küllerinden doğmaya, yaralarını sarmaya ve sahaya güçlü bir aktör olarak yeniden dönmeye çalışacaktır.

‘YÖNETİCİLER LÜKS İÇİNDE YAŞARKEN IRAKLI GENÇLER DÜĞÜN YAPAMIYOR’

Ülkede yöneticilerle gençler arasında aradaki jenerasyon farkı nedeniyle önemli bir iletişimsizlik hali ve karşıtlık olduğu ifade ediliyor.

Geçenlerde Irak’taki TV kanalların birine yorum yapmak için çıktığımda bana bu protestoları Baas Partisi’nin örgütleyip örgütlemediği soruldu. Ben de gösterilere katılan gençlerin büyük bir bölümünün 2000 ve sonrası doğumlu olduğunu, hiçbirinin Baas Partisi’yle bir ilişkisi olmasının ya da temasının mümkün olmadığını söyledim. İkincisi Baas Partisi’nin hangi bölgelerde güçlü olduğu belli. Protestolar o bölgelerde yaşanmıyor. Bu yeni jenerasyon son derece bilinçli, interneti ve yeni teknolojileri iyi kullanıyor, daha iyi bir gelecek arayan Arap Baharı jenerasyonu. Yetenekli ve bilinçli olmalarına rağmen iş bulamıyorlar, ülkeleri dünyanın en zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olmasına rağmen beklentilerini karşılayacak bir gelecek göremiyorlar. Devleti yönetenlerin çocukları zenginlik içinde yüzerken kendileri evlilik ve düğün parasını bile denkleştiremiyorlar. Yönetici elit, ABD ve İngiltere gibi ülkelerin pasaportunu taşıyor, çifte vatandaşlığa sahip. Tüm bu nedenler gençlerin var güçleriyle meydanlara çıkıp protestolara katılmalarına neden oldu. Necef’teki Şii merceiyyet (Şii Müslümanların en yüksek dini otoritesi Sistani’yi kastediyor-İÖ.) dahi bu gösterileri destekledi ve onay verdiğini ifade eden açıklama yaptı.

‘DEMOKRASİ İSTEYENLER GEREĞİNİ YERİNE GETİRMİYOR’

Bir de yöneticilerin Soğuk Savaş döneminden kalma reflekslerle hareket ettiği ve yeni siyaset anlayışına ve yöntemlere aşina olmadıkları ifade ediliyor…

Yönetici kesimlerin 70’li ve 80’li yıllardan kalma olduğu tespiti doğrudur ancak bir mesele var ki siz Irak’ın demokrasiyle yönetildiğini iddia ediyorsunuz. Saddam Hüseyin’i diktatör olmakla suçlayarak onu eleştiriyorsunuz. Peki o zaman neden şimdi demokrasiye inanmıyorsunuz? Neden anti-demokratik siyasi partiler kanununda ısrar ediyorsunuz? Neden Yüksek Seçim Kurulu’nun üyelerinin tamamı sizin partilerinizden ve kurulun bağımsız olmasına izin vermiyorsunuz? Tabii gençler bütün bu soruları yöneticilere soruyorlar. Ve yaş aldıkça daha da olgunlaşıyor ve daha makul ve hikmetli hale geliyorlar. Siyasiler, maalesef kendi getirdikleri kriterlere kendileri uymuyor, savundukları demokrasiye bağlı kalmıyorlar.

Ülkenin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Siyasiler bir araya gelip ülkeyi mevcut krizden kurtaracak ve halkın taleplerini yerine getirecek bir plan geliştiremezlerse ülkeyi çok büyük bir açmaz bekliyor. Ulusal ortaklık koalisyon çerçevesinde hükümetle parlamento anlaşmalıdır. Ben Irak devlet televizyonunda yaptığım bir yorumda Sayın Abdülmehdi’ye şunları tavsiye ettim: Çıkarsın halkın karşısına, taleplerin karşılanmasının önündeki engellerin neler olduğunu, bunu kimin engellediğini bir bir anlatırsın, sonra reformları parlamentodan geçirir ve bu reformların hayata geçmesi için süre belirlersin. O zaman ortaya çıkacak yeni duruma göre tutum belirlenir. Şayet bunlar yapılmazsa ülkenin çok büyük riskle karşı karşıya kalacağı kesin.

Vasık el Haşimi kimdir?

Irak Stratejik Araştırmalar Grubu Başkanı Dr. Vasık el Haşimi, bir dönem Irak’ın önde gelen düşünce kuruluşu Nehreyn Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde uzman olarak çalıştı. İslam Ülkeleri İşbirliği Kurumu’na bağlı Düşünce Kuruluşları Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştır. Irak’ta yayınlanan bilimsel ve akademik dergilerin birçoğunda Danışma Kurulu üyesi olarak görev yapan Haşimi ayrıca Irak Müzakere ve Çatışma Yönetimi Merkezi’nin bir üyesiydi. Birçok uluslararası konferans ve sempozyuma katılan Haşimi’bib uluslararası akademik dergilerde çok sayıda araştırma ve çalışması yayınladı.


İslam Özkan kimdir?

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. Gazeteciliğe Selam gazetesinde başladı. Bir dönem kitap yayıncılığı alanında faaliyet gösterdi. Ardından Filistinhaber, Time Türk, Dünya Bülteni, Birleşik Basın gibi internet sitelerinde editörlük, TRT Arapça, Kanal On4, Kudüs TV gibi televizyonlarda haber müdürlüğü ve TV 5'te program moderatörlüğü, bazı Arap televizyon kanallarının Türkiye temsilciliğini yaptı. Halen Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü Ortadoğu Sosyoloji ve Antropolojisi'nde doktora eğitimini sürdürmektedir.

Haber Kaynak : Gazete Duvar


HABERLER