Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


İran, Irak'ta sert güçten yumuşak güce geçiş yapıyor

Serbest Ferhan Sindi Independent Türkçe için yazdı

Irak'ta en çok konuşulan ve gündemi meşgul eden konuların başında gelen İran etkisi, Baas rejiminin yıkılmasından bu yana devam edegelen bir olgu.

Bir sorun, çıkmaz ya da kriz demek de mümkün ancak bir olgu olarak değerlendirmek daha gerçekçi. Zira "cebr" kadar "rıza" da bu konuda belirleyici bir faktör.


Saddam'ın İran'ı ile Şiilerin İran'ı

Irak nüfusunun çoğunluğunun Şii olması, "rıza" olgusunu ortaya çıkarmış ve beslemiştir. İki ülke Şiileri arasındaki mezhebi bağlar tarih boyunca güçlü olmuş ve ilim havzaları karşılıklı olarak birbirini etkilemiştir. 

Humeyni 1979 devrimini yaptığında Saddam'ın endişelenmesi ve Tahran'daki yeni yönetimle tüm köprüleri atması tamamen haksız nedenlere dayanmıyordu.

Humeyni'nin halefi Montazeri, değişik zamanlarda yaptığı açıklamalarda Saddam'a hak vermiştir. Montazeri, Humeyni'yi "devrim ihracı" konusunda uyardığını ifade etmiştir. 
 

-.jpg

Görsel: Kerkük Gazetesi


Yukarıda işaret ettiğimiz nedenlerle İran, "ezeli düşman" olarak gördüğü ABD'nin Irak'a girmesine destek vermiştir. Çünkü aslında İran için asıl düşman ABD veya İsrail değil Saddam'dı.

Bu savaştığı için değil, taşıdığı Sünni potansiyel yüzünden böyleydi. Tıpki günümüzde Suudi Arabistan'ı "asıl düşman" olarak kodladığı gibi. 

Saddam'ın yıkılmasıyla tarihi hedeflerini gerçekleştirmek için altın bir fırsat bulan İran, Irak'a çöreklenmek için hiç zaman kaybetmemiş ve dengeleri büyük bir hassasiyetle kurmuştur.
 

--.jpg

Fotoğraf: Twitter


İran ABD askerlerinin çıkmasını bekledi

ABD askerleri olduğu sürece emellerini gerçekleştiremeyeceğini bilen İran; askeri, ekonomik, siyasi ve dini olarak yerleşebilmek için sürekli olarak politika geliştirdi ve hazırlık yaptı. ABD askerleri 2011'de çekildikten sonra İran'ın eli rahatladı. 

Dönemin başbakanı Nuri el-Maliki üzerindeki etkisini kullanan İran, Kasım Süleymani aracılığıyla Irak'ın önce servetini yağmaladı.

Maliki döneminde işlenenen yolsuzluklar nedeniyle 500 milyar dolar kayıp paradan hala haber yok. Bu Irak'ın yıllık bütçesinin birkaç katı bir para ve kayıp…

Tahran yönetimi, 2014'ün başlarında başgösteren IŞİD terörünü askeri açıdan bu ülkeye yerleşmek için bulunmaz bir nimet gördü ve tüm kartlarını sahaya sürdü.

Haşdi Şabi, Tahran'ın askeri açıdan tam olarak Irak'a girmesi için elverişli bir güç oldu. 


Irak Şiilerinin İran'a dair hayalleri yıkıldı

İran devrimine, Şiilerin birliğine ve mezhepsel motivasyonlara büyük umutlar bağlayan Iraklı Şiiler, yaşadıkları acı tecrübelerin ardından hayallerini kendi elleriyle yakacak kadar nefret doldular Tahran'a karşı. 

Ekim 2019 gösterilerinde ve onun ardından İran'a ait diplomatik mekanları, Hamaney ve Süleymani posterleri yakan öfkeli kalabalıklar, Tahran rejimine bu ülkedeki tabiri caizse "misyonlarının" da dolduğu mesajını verdiler. 

İran bu mesajı almama noktasında çok diretti, anlamazlıktan geldi ve halkın öfkesini başka hedeflere yormaya çalıştı fakat hepsi nafile. 

İran; Yemen, Suriye, Lübnan, Irak ve bölgedeki tüm askeri operasyonları yöneten Kasım Süleymani'yi kaybedince Irak'ta sert güç döneminin kapandığını anladı.

Tahran artık burada askeri olarak yerleşmenin değil, buradaki askeri yapılanmaların başına dert açmaması için azami gayret sarf eden bir pozisyona girdi. 

Tahran, ABD öfkesini çekmemek ve yeni başkan Biden'ın gönlünü hoş tutabilmek için Süleymani'nin halefi Kaani'yi mütemadiyen Bağdat'a gönderip Şii milislerin maceralara atılmasını engellemeye çalışıyor. 


İran Süleymani'nin ardından güç kaybına uğradı

Süleymani suikastının üzerinden 1 yıl geçti ve İranlılar onun dönemindeki gibi Irak'ı rahat yönetemeyeceklerini fark etti, çünkü halefinin ne karizması var ne bilgisi ne de taraflarla yakın dostluğu.

Süleymani bu konularda çok yetenekliydi ve sahip olduğu tecrübenin yanı sıra neredeyse tüm liderlerle yakın dostluklar kurmuştu. 

İranlı komutanın istihbarat şebekeleri ve diğer organizasyonlarla kurduğu ilişki biçimi de eskisi gibi yürümüyor. Zira buradaki yetkililer eskisi gibi işbirliğine yanaşmıyor ve Kaani'ye teslim olmayı reddediyor. 

İran yaşadığı ekonomik kriz, iç tartışmalar, ABD baskısı ve petrol fiyatlarının düşmesi gibi bir dizi sorun nedeniyle de Irak'a dair politikalarını arzu ettiği gibi hayata geçiremedi.

Mustafa Kazımi hükümeti, Şii milislere karşı zafer elde etmediyse de onlarla ilgili kamuoyunda olumsuz bir algı yaratma konusunda başarılı sayılır.

Kazımi, Haşdi Şabi'nin, ülkedeki karışıklık ve istikrarsızlığın kaynağı olduğu konusunda toplumu ikna etmişe benziyor. 


İran Irak'taki sert gücün yerine yumuşak gücü ikame edecek

Haşdi Şabi grupları kendi aralarında da anlaşmazlık yaşıyor. Sadr grubu, Asaib Ehli Hak ve Irak Hizbullahı gibi çetelerin ülkedeki ABD misyonlarını hedef almasına açıkça karşı çıktı.

Mukteda Sadr, İran ve ABD'yi, Irak'ı hesaplaşma alanına çevirmemeleri çağrısında bulundu.  

Sadr'ın çıkışı geçen haftaların en önemli gelişmelerinden biriydi. Bu nedenle İran basını Sadr'a sert cevaplar verdi ve yer yer hakaretler de etti. 

İran bundan sonra Irak'ta etkili olabilmek için silah ve asker yerine diplomasi ve siyasete ağırlık vermek zorunda kalacaktır. 

Ülkede 6 Haziran'da yapılması planlanan erken genel seçimler de 6 10 Ekim'e ertelendi. İran'a bağlı Şii gruplar erken seçime karşı çıkarken Muktada Sadr'ın başında olduğu Sadr Hareketi destekliyordu. 

Kazımi, ertelemenin ardından yaptığı açıklamada, "Halkın talepleri noktasında geri adım atmayız. Dini merciler de buna destek veriyor" dedi. 

Irak Başbakanı, bu çıkışıyla net bir mesaj vermiş oldu. Kazımi "geri adım atmayız" derken, Haşdi Şabi'nin seçim istemediğini ve askeri gücünü kaybetmesinden endişeli olduğunu kast etti. 

Haşdi Şabi ise, bundan sonra sahip olduğu hegemonyayı devam ettirebilmek için İran'ı arkasında göremeyeceğini geç olmadan anlayacaktır.

Bu noktada tüm mesele Biden'ın nasıl bir politika izleyeceğine bağlı. Biden, İran'ın elini güçlendirecek adımlar atmazsa Irak daha rahat bir nefes alabilir. 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.




Anahtar Kelimeler: ' güçten yumuşak geçiş yapıyor