Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


İktidar ‘negatif propaganda’ aşamasında

İbrahim Kiras yazdı:

Son zamanlarda nedense “kötü yönetim” tabirini çok sık kullanıyoruz. Nedense dedim ama nedeni az çok belli tabii. Mevcut iktidarın özellikle son üç dört yıldır izlediği yol itibarıyla karşımıza çıkan problemlerin tanımı ve kaynağı konusunda toplumda bilinçli olarak oluşturulan bir kafa karışıklığı var. İktidar kendi mevcudiyetinin devamının gereğini toplumda karşılığı bulunan birtakım yüksek hedeflere ulaşma arzusuyla izah edip kendi yol açtığı problemleri de dış güçler, içerideki hainler gibi aktörlere ciro ederek ustaca karıştırıyor kafaları. Hem olumsuz gelişmelerin sorumluluğundan kurtuluyor hem de tabanını kenetleyip yerinde tutabiliyor böylece.  

Kötü yönetim açıklamasına işte burada ihtiyaç oluyor… Türkiye’nin de her devlet gibi rakibi -veya duruma göre düşmanı- durumundaki “dış güç”lerin (yani milli çıkarlarının çakışmadığı ülkelerin) mevcut olduğu ve bunların ellerine fırsat geçtiğinde doğal olarak kendi çıkarları adına önümüze engel çıkartmak için çaba gösterecekleri bir hakikat olmakla birlikte son zamanlarda maruz kaldığımız sıkıntıların bununla değil, ülkenin yönetiminde yapılan vahim yanlışlarla ilgili olduğunu ifade etme sadedinde kullanılıyor “kötü yönetim” tabiri. 

Haddizatında “dostların azalması, düşmanların çoğalması” dediğimiz durum da -iddia edildiğinin aksine- dış güçlerin 2023’te uçuşa geçecek olan ülkemizi durdurmak için gösterdikleri telaşla değil süregiden kötü yönetimin dış politika boyutuyla ilgili… Ülkenin uluslararası ilişkilerindeki hassas çıkar dengeleri görmezden gelinerek dış politika kredilerinin iç politika piyasasında harcanıp tüketilmesiyle yani… 

**** 

Esas itibarıyla kötü yönetim derken bir makinanın kötü olmasından değil, bu makinanın iyi yönetilmemesinden söz ediyoruz. Çünkü kötü yönetim (sistemi) yoktur, işini kötü yapan yönetici vardır. Yönetim dediğimiz makina kendi başına kötü olmaz, o makinayı çalıştıran yöneticilerin doğru veya yanlış tercihleri olur. Trafik kazasını kötü otomobil yapmaz, kötü sürücü yapar. 

Peki, ülke yönetiminde yaşanan trafik kazaları hangi hataların sonucu? Bugünkü yönetimde kişisel çıkarla parti çıkarının, parti çıkarıyla milli çıkarın birbirine karışması en önemli mesele. Bir bakıyorsunuz, “milli çıkar” diye anlatılan bir konunun aslında parti çıkarlarıyla ilgili olduğunu görüyorsunuz; “partinin siyasi çıkarı” diye ileri sürülen bir mesele ise tamamen kişisel çıkar konusu çıkabiliyor. Devletin çıkarlarının gözetilmediği devlet yönetimi, partinin çıkarlarının gözetilmediği parti yönetimi doğal olarak iyi yönetim veya başarılı yönetim sayılamaz. Böyle bir yönetim sürecinde olumlu veya toplumu memnun edecek sonuçlar ortaya çıkamaz. 

Bu tablo gitgide daha görünür olmaya başladıkça tabanda rahatsızlık ve nihayet kopmalar boy gösterdiği için şimdi bütün bunları yoğun bir propaganda kampanyasıyla toplum nezdinde izah edilebilir veya kabul edilebilir hale getirme çabasıyla karşı karşıyayız.   

*** 

Ne var ki propaganda işinde de sıkıntılı bazı hususların tezahürü görülüyor... Son günlerde bazı AK Partili milletvekilleri televizyonlara çıkıp “CHP iktidara gelirse dinimizi yaşayamayız, başörtüsü yasaklanır vs.” diye konuşmaya başladılar.  

Mütedeyyin kitleyi korkutmak için “Davutoğlu gelirse, Babacan gelirse...” demek işe yaramayacağı için özellikle CHP diyorlar tabii ama burada önemli olan “kimlerin geleceği” meselesi değil, “kimlerin gideceği” meselesi. Bunu biliyoruz. 

Anlaşılan o ki iktidarı elde tutmanın artık risk altında olduğunun görülmesi karşısında harekete geçilmiş. Ama bu çok geç kalmış tedbirin doğru tedbir olduğunu söylemek zor. “Biz gidersek şu gelir bu gelir” demek “negatif propaganda” yapmaya mecbur kalmış olmak demek.  

Negatif propaganda çaresiz kalındığında baş vurulan bir yoldur. Genel olarak da dünyada iktidarlardan ziyade güçsüz muhalefet partileri sığınır bu yönteme. Çoğunlukla da başarı getirmez.  

Oysa “Hiç kimse ekonomiyi, dış politikayı, eğitimi, sağlığı, tarımı vs. bizim kadar iyi yönetemez” diyebilmesi gerekir iktidar olmak veya iktidarda kalmak isteyen partinin. Bunu söyleyebilecek, bu iddiayla ortaya çıkabilecek durumda değilse milleti öbürleriyle korkutarak oy istemesi çok fazla işe yaramayacaktır artık. 


Haber Kaynak : Karar Haber


HABERLER