Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


İbrahim Turhan: ‘Belli konulara gelindiğinde iktidar da muhalefet de gözüne ışık tutulmuş tavşana dönüyor’

Serbestiyet.com, kendisi de bir Boğaziçi mezunu olan Gelecek Partisi Kurucular Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyesi ekonomist İbrahim Turhan ile konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2 Ocak’ta Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne Prof. Dr. Melih Bulu’yu ataması üzerine başlayan protestolar bir ayını doldurmasına rağmen devam ediyor.

İktidarın protestocu öğrencilere yaklaşımını, meydana gelen olayları, muhalefetin tutumunu, kendisi de bir Boğaziçi mezunu olan Gelecek Partisi Kurucular Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyesi ekonomist İbrahim Turhan ile konuştuk.

Turhan’ın değerlendirmelerinden bazıları şöyle:

*Ne yazık ki biz Türkiye’de vatandaşlık bilincini hiç yerleştiremediğimiz için, birey-devlet ilişkimiz hep sorunlu olageldi. Önce herhalde şu tespiti yaparak başlamamız lazım; devlet kutsal bir varlık, tanrısal bir otorite falan değildir. Devlet, birlikte yaşaması gereken insanların sorunlarını çözümleyebilmek, adalet-güvenlik gibi herhangi bir kesimin ya da grubun tekeline bırakılamayacak olan görevlerin yerine getirilmesini sağlayabilmek için var.

*O zamanlarda bize anarşist derlerdi, terörist kelimesi daha geç keşfedildi, sonra terörist dediler, bölücü dediler, yıkıcı dediler ama biz bunlara hiç kulak vermedik. Çünkü biz biliyorduk ki, duruşumuz bir erdemlilik mücadelesiydi, özgürlük mücadelesiydi, insan onuru mücadelesiydi, hak mücadelesiydi. O dönemde de polis şiddet kullanıyordu, yasaların dışına çıkıyordu. Ben şöyle bir şeye şahit olmadım Boğaziçi’nde okurken: Polisin üniversiteye girip, üniversitedeki öğrencileri böyle tartaklayarak, iterek kakarak gözaltına alması. Bunun bir tek istisnası var, yanılmıyorsam 1989 senesi olmalı. Rektörlük binası işgal edilmişti bir grup öğrenci tarafından. Konu üniversite ile ilgili bir konu değildi. Yanlış hatırlamıyorsam bir maden ocağında patlama olmuştu. Bu olayla ilgili bir protesto eylemi gerçekleştirilmişti. O zaman bile okul yönetimi okula polisin girmesine izin vermedi. Üç gün sonra valilik kararı ile müdahale ettiler ve bakın sadece rektörlüğü işgal etmiş olan öğrencileri gözaltına aldılar. Onun dışında, kapının önünde ya da orta sahada bekleyen ya da okula polisin girmesini protesto eden öğrencilere ilişilmedi. Bizim eleştirdiğimiz o günler ile bugünleri karşılaştırdığım zaman ben açıkçası bugün sergilenen tavrın o günleri arattığını düşünüyorum açıkçası.

*Başörtüsü yasağının Boğaziçi’nde uygulanması 28 Şubat dönemine gider. Orada bile başlangıçta üniversitenin yönetimi buna direndi ve rektörün görev süresi dolunca YÖK yine teamüllere aykırı olarak en çok oy alanı değil kendi istediği kişiyi rektör olarak atamıştı. O zaman da protestolar yapılmıştı. Unutuluyor ama mesela “Canım eskiden de böyleydi” deniliyor ya, evet doğru, eskiden de böyleydi ama eskiden biz bunu protesto ediyorduk. Burada üzüntü verici olan şey bu. Eskiden birlikte en çok oy alan adayı değil de kendi istediği adayı atamasını birlikte protesto ettiğimiz arkadaşlar şimdi “Canım ne var, kanunlara uygun değil mi?” diyor. O zaman da yürürlükteki kanunlara uygundu. O zaman neyi protesto ediyorduk biz.

* Boğaziçi’nin eksiği yanlışı yok mu? Elbette vardır. Sınıfsal bakış açısıyla eleştirenler olabilir, kültürel hegemonya bakış açısı ile eleştirenler olabilir. Ben bunların hiçbirine itiraz etmiyorum. Ama şunu o dönemde Boğaziçi’nde okuyan herkes takdir eder ki, Boğaziçi hoşgörünün, Boğaziçi özgürlüğün, liberalliğin ve demokrasinin yaşadığı, ete kemiğe büründüğü bir yerdi.</p>

* İnancından dolayı kimseyi ötekileştiremezsin. İnsanı diyorum bakın, inancı değil. İnancından dolayı kimseye ayrımcı davranamazsın. Kimseyi dışlayamazsın. Ama bir eleştirin varsa bunu usulüne uygun bir şekilde sonuna kadar da ifade edebilirsin. Bizim Boğaziçi’nde öğrendiğimiz değerlerden biri de buydu.

* Boğaziçi’nde sergilenen sanat eseri birçok kişi gibi beni de rahatsız etti. Bence uygunsuz bir eserdi. Bu rahatsızlığını herkes ifade edebilir. Ama bu konu bahane edilerek öğrenciler tutuklanınca orada işin rengi değişiyor. Çünkü benim inancımın incinmesi sorundur ama bir insanın suçsuz yere tutuklanması çok daha büyük bir sorundurBenim görebildiğim kadarıyla iktidar kadar muhalefet de oradaki tepkiden nasibini alıyor. Evet, iktidar bir şeytanlaştırma, kutuplaştırma yapıyor. Bilinçli bir propaganda yürütüyor. Onlar açısından anladığım kadarıyla şöyle bir şey var, burada hareket keskinleşir ve “istenmeyen” görüntüler başka yerlere de sıçrarsa, bu kullanılarak toplumun muhafazakâr ve dini hassasiyeti olan kesimleri mobilize edilecek ve bir konsolidasyon sağlanacak. Ama ben şunu da görüyorum. Tartışma belli konulara geldiği zaman iktidarı da muhalefeti de gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi paralize oluyor. Sonrasında sağlıklı tepki ve refleks verme becerilerini de yitiriyorlar. Ben maalesef bu noktada hâlâ taktik yaklaşımların etkin olduğunu görüyorum. Bu konuda biz ne söylesek boş, kararı gençler verecek.

YouTube linki:

https://www.youtube.com/watch?v=M8bP-ApODtg&feature=youtu.be

Kaynak: Serbestiyet.com

 




HABERLER