Habercilik Analayışı...

10 yıldan uzun süredir Uzel Traktör olayını izliyorum ve ara ara kamuoyuna sunuyorum. Orada 2 bin 200 işçi alın teri haklarını alamadılar.

“Bu günlerde çok hızlı karar almamız gerekiyor. Bazı konularda 1 günlük gecikme bile çok ağır maliyetler oluşturabiliyor. Yani demek istediğim şu ki,  iç piyasada yaşanan tıkanıklık ihracatla da aşılamadı.  Veya bir başka ifade ile ekonomide sürekli teşvik edici ve yol açıcı yeni önlemlere ihtiyaç var. Lütfen not falan düşmeden enerji fiyatlarını düşürelim. Ekonomiyi yüksek enerji fiyatı ile boğmayalım. Acil, hemen, hem de şimdi indirelim şu enerji fiyatlarını.”

(Not: 2016 yılında BOTAŞ fiyatları düşürmediği için Türkiye’nin 9 milyar lira kâr ile en yüksek kâr eden şirketi oldu. Ama Türkiye kaybetti.)

30 Haziran 2016

“Şimdi daha önce de değindiğim bir meseleden bahsedeceğim. Moody’s sonrası dolar 1 günde 3,5 liraya çıkmadı diye sevinmeyelim. Bu işler öyle bir günde olmaz... Yavaş yavaş, önce yasal satışlarını gerçekleştirecekler... Sonra satışlarını dışarı çıkaracaklar... En sonunda da içerde rezervin zayıflık durumuna göre sert hareketler olabilir.” (Dolar/TL 2,88)

06 Eylül 2016

“Kendimize çeki düzen vermek, derme çatma sorunlar yerine, gerçek sorunları tespit etmek ve çözüm yollarını uygulamak için, illa kriz mi yaşamamız gerekiyor. Evet, bugün kamuoyunda sorun dile getirmek ve gerçek sorunları anlatmak oldukça zorlaştı. Hatta kamuoyuna bakıldığında her tarafın güllük gülistanlık olduğunu da sanırsınız. Bu durum ise bir Hükümet açısından belki de en tehlikeli ve yıkıcı tablodur.

Ankara parayı fazlasıyla topluyor, ama para yetersiz diye kamu yatırımlarını yeni vergi oluşturacak şekilde YİD modeliyle özel sektöre yaptırıyor.”

07 Ekim 2016

Merkez döviz satmayacak! Merkez faiz artırmayacak! Merkez gereğini yapacak! (EKK açıklaması) İyi ama o zaman Merkez ne yapacak? Zaten şu günlerde en önemli meselelerden biri de, Merkez Bankası’nın yapması gereken açıklamaların kurum dışından gelmesi değil mi? Piyasalar o kadar hassas ve her açıklamayı o kadar özenle okuyor ki... Gücün Merkez’den çıktığını algılıyor ve fiyatlamayı ona göre yapıyor. Ağzı olanın konuşma maliyetini de tüm toplum çekiyor. (Dolar/TL 3,05)

11 Kasım 216

“Şimdi gelelim asıl meseleye. Dolar almalı mı; yoksa satmalı mıyız? Ekonomi Bakanı’nın söylemine göre 100 milyar dolarlık Merkez Bankası bile spekülatörlere yem olabiliyorsa, vatandaş ne yapacak? Acaba, Türk halkına dolar sat tavsiyesinde bulunulurken yem olma durumu hesaba katılıyor mu? Acaba halkın gücü Merkez Bankası’nın gücünden daha mı yüksek? Halkın piyasa bilgisi Merkez Bankas’ının piyasa bilgisinden daha mı iyi? 350 yıllık İktisat bilimini yıktığımız şu günlerde, piyasaları da kendimizin yıktığını anlamaya çalışıp, maliyeti Türk halkına yükleme riskini hesaplamalıyız derim. Zarar 10,5 milyar lirayı geçti... unutmayalım.” (Dolar/TL 3,25)

12 Aralık 2016

***

“2019’u görür müyüz? 06 Aralık 2016

14 yıldır borçla yaşıyorsun... Bırak bu hayatı, sonu iyi değil. Gel biraz çalış, üret ve kazanarak yaşamaya başla” diyorsun.

Ama hiç umurunda olmuyor.

“Ben hayatımdan o kadar memnunum ki” diyor.

“Her istediğimi yapıyorum, herkes benden bahsediyor, herkes beni seviyor.”

“Çıkar şu süslü ütülü elbiseleri de mavi işçi kıyafeti giyerek çalışmaya-üretmeye başla” demenin ne yararı olur.    

Olmadı da zaten.

08 Mayıs 2015: “Neden Sorunları Çözmek Yerine Üstü Örtülüyor” başlıklı yazımda şunları söylemişim: “Bu yazıyı insanlar çok okusun diye yazmıyorum. Tarihe kayıt düşmesi için, 2-3 yıl sonrası için yazıyorum.

Yanlış teşhisler ve düşünceler çok ağır sonuçlar getirir. Mesela 29 Buhranı yanlış ekonomik teşhis sonucu derinleştikçe derinleşti.

Ekonomide bazen şişme dönemleri yaşanır ki, o dönemlerde her şey güllük gülistanlık görülür. Oysa işi bilenler asıl o dönemlerde korkar ve herkes iyimserken onlar sorunlardan bahsederler.”

26 Mayıs 2015: “Bu Seçimi Kim Kaybedecek?” başlıklı yazımda şunları söylemişim: “Ekonomide sorunlar öyle birikti ki; artık bu ekonomi programı ile devam edecek olan parti 2019’u zor görür mü dersiniz.

Net olarak kayıtlara geçmesi için söylüyorum: Mevcut  ekonomi programı ana hatları ile 2001 IMF-Derviş programıdır ve miadı 2007’de bitmiştir. Bu program ile devam edecek Hükümet 2019’u zor görür. Lütfen kaydedin...

Türkiye’yi 2019 sürecinde acı bir tablo bekliyor. Bu seçimde sorun yok; asıl sorun 2019’a çıkabilecek miyiz?”   

Düşük faiz, fakirleri faiz öder noktaya getirip borç batağına çekmenin en güzel yoludur. Prof. Dr. Mike Tsıonas Yunanistan’ın iflas sürecini eski adı AET olan Avrupa Birliğine girişe bağlıyor. Üç ana başlık veriyor:

AET’ye girdikten sonra üretim sürecinin çöktüğünü, para politikası bağımsızlığının kaybolmasının bu çöküşte çok etkili olduğunu anlatıyor. İkinci sorun tarım sektöründe oluşmuş ve tarım bitmiş.Üçüncü sorunu olarak ise borçluluğun çok arttığını söylüyor.

İkinci ve üçüncü sorunu oluşturan ana nedenin ucuz faiz olduğunu söylüyor Tsıonas. Ucuz faiz çok ucuz bir hayat sunuyor. Ucuza borçlan-çalışmayı azalt-tüketimi artır. Özetle Yunanistan’ın başına gelen bu olmuş.”

***

Son yazımın içinde eski yazılardan alıntılar olduğundan epey uzun verdim. Tarihe kayıt düşmesi için bazen eski yazılardan alıntılar yapmışım ama bugün burada baktığım yazılar sadece 2015 ortasından 2016 sonuna kadar olan yazılar.

İşte o günlerde başladı hainliğim...

Troller saldırdıkça saldırıyordu.

Ekonomik tetikçilik vs ne varsa tüm suçlar benim olmuştu adeta...

Aslında keşke gerçekler farklı olsaydı da ben haksız çıksaydım diyorum. Bugün Ankara’nın göbeğinde işsizlikten kendini yakan bir vatandaşın canından daha mı değerli yazdıklarımın doğru çıkması?

Bir can her şeyin üstündedir.

Evladına okul ihtiyacını alamayan işsiz babanın kendini asması yanında “ben” demek hiçbir değer ifade eder mi?

***

10 yıldan uzun süredir Uzel Traktör olayını izliyorum ve ara ara kamuoyuna sunuyorum. Orada 2 bin 200 işçi alın teri haklarını alamadılar.

Fabrika ilginç süreçlerle iflas ettirildi. Arsası için son oyunlar oynanıyor. Foks TV o işçileri haber yaptı ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne seçim döneminde alınan işçiler hakkında yeterince haber yapmadı deniliyor.

İyi ama Uzel’in yaşadığı süreci ve 2 bin 200 işçiyi kim haber yaptı? 11 yıllık hukuk çelişkilerini kim ele aldı? Kim o davayı Ankara üzerinden koruyor? Soros uzantıları kimi nasıl temsil etti orada?

Kısaca doğruyu söyleminin maliyeti arttıkça artarken, yalan ve yanlışı savunmanın getirisi de yükseldikçe yükseldi.

Sonucu size bırakıyorum. 

Ne yapmalıyız? Hatta iş dünyasına sesleniyorum: Reklamlarınız ile beslediğiniz medyanın haberleri ile uçuyor musunuz?

Nasılsınız, keyfiniz yerinde mi? Kazancınız iyi mi?

Haber Kaynak : Karar Haber


Anahtar Kelimeler: Habercilik Analayışı...

HABERLER