Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Haber Yorum: Kılıçdaroğlu "sözde Cumhurbaşkanı" derken; iki şeyi de kastetmiş olabilir miydi?(*)

Kılıçdaroğlu, böyle bir ifade kullanırken, neyi kastetmişti?Ya da neyi,neleri kastetmiş olabilirdi?

(*)-Cumhurbaşkanlığı Sisteminin bizzat kendisi / Sadece Erdoğan'ın şahsı-

İçerisinde yaşadığımız toplumda, epey zamandır bir 'sözde ' ifadesi alıp başını gidiyor.

Kim, bir lafa başlar, başlamaz, karşıtına yönelik bir 'sözde' ifadesini, mutlaka, ama mutlaka söylüyor. Daha doğrusu söyleme ihtiyacı duyuyor.Kelime bazında örneklendirmek gerekirse; sözde adamlar, sözde adamlık, sözde gençler; sözde gençlik, sözde, sözde, sözde...

Yeter ki, kişi kendi bağlamında 'haklı' olsun,yeter ki karşısında duran kişide bir 'zaaf, yanlışlık, hata' bulsun. Onu hemen sözde ifadesi ile hem tahkir etmeye çalışıyor, ona itibar suikasti düzenliyor ve hem de,böylelikle rakibinden de kurtulmayı deniyordu.

Keza, işe sözde ifadesiyle başlamışken, usta yazar Peyami Safa'nın da "Sözde Kızlar" adlı güzel ve anlamlı bir romanı olduğundan bahsedelim; Safa'da galiba kendi dönemindeki kızlardan dert yanıyor olacak ki, eserine, böyle çarpıcı bir isim koymuş...

Onlar çıksın kerevetine, biz ise, dönelim,kendi meselemize.O da Ana muhalefet partisi lideri ve muhalefetin meclisteki esas temsilcisi konumunda olan Kılıçdaroğlu'nun yaklaşımında ne vardı; evet ne vardı; doğru bir tanımlama, doğru bir tespit, ya da var olan bir gerçeğin toplum tarafından bilinmesi adına, ama esas olanı es geçerek, sırf muhaliflik olsun diye, ileri, geri konuşmak mı?

Evet, hangisi?

Kılıçdaroğlu, böyle bir ifade kullanırken, neyi kastetmişti?Ya da neyi,neleri kastetmiş olabilirdi?

Bir defa şu tespitte bulunalım, isterseniz, o da şu; öyle görünüyor ki, bu başkanlık sistemi, var olan toplumsal ve siyasal manzara olduğu sürece, başkanlık sistemi de yerinde kalacaktı. "Neden?" derseniz, şu söylenebilir; bize öyle geliyor ki, onlarca yıldır var olan, çağdaş,mantıklı ve makul bir izahı olabilecek, ama ortaya konan uygulamaları açısından ülkenin pek de hayrına sonuçlar vermediği görülen parlamenter sistemin, bir gün gelip tökezleyeceği öngörüsü ile bu durumun izalesi adına, ondan daha güzel ve dinamik bir yönetim sisteminin, ikame edilmesi, gerektiği "devlet katında" müzakere edilmiş olabilirdi.

Belki de, o müzakereler sonucunda, karşımıza CBHS yapısı çıkmış oldu.

Bunun Kılıçdaroğlu tarafından da bilindiğini düşünebiliriz. Ama bize öyle geliyor ki, onun salt parlamenter sistemden yana olmasından değil de, alındığını "var saydığımız" böyle bir kararın alınma aşamasında, CHP'nin çapının, böyle bir şeye kifayet etmeyeceği gerçeği sebebiyle işin periferisinde kaldığından ötürü, "öyle ise ben de bu işe karşı çıkayım" demiş olabilirdi.

O da yeni duruma adapte olunca, "gün, bugündür" deyip yeni sisteme karşı çıkmış bulunmaktadır.

CHP'nin yerine, her halükarda AK Parti'nin yapa geldiği yanlışlardan dolayı ona muhalif olan herhangi bir partinin gerek AK Parti'ye ve gerekse de yeni sisteme karşı çıkışında birtakım benzerlikle bulunacak olsa da, CHP'nin ortaya koyduğu reflekslerden farklılık arz edeceği öngörülebilirdi.

Başlıktaki cümleye dönersek; Kılıçdaroğlu, bize kalırsa, her iki şeyden birisini kastetmiş gibidir. O da; CBHS'ni değil, ama Erdoğan'ın, o makamı eğer birisi 'işgal' edecekse, o makama, Kemalist,laik, seküler birisinin gelip oturması gerektiğini,önceleri "hal" diliyle belirtirken, şimdi ise "kal" diliyle, yani sözünü değil de, sesini yükselterek dile getiriyor, getirmeye çalışıyor. Ki, Bu konuda, onun yardımcıları var, bir de ona koltuk değneği olarak yanaşan, hizmet etmeye çalışan partiler ilkeselliklerine -eğer kaldıysa- uysun ya da uymasın, bilumum sol ve liberal tayfa da cabası...

Zaman gösterecektir, ama yukarıda belirtmeye çalıştığımız üzere, birtakım çıkarımlarım sonucu dile getirmeye çalıştığımız; var olan parlamenter sistemin külli açıdan toplumsal talepleri yeterince karşılamadığı ayan beyan ortada olan parlamenter sistemin yerine, toplumun ihtiyacına binaen, bu işin "devlet" katında ele alınmış olması mümkündü.

İşte, bu mümkünattan dolayı -onda da ileride tavsarsa eğer, onun karşısına alternatifleri konulmalıydı- CBHS konusu gündeme geldi ve 12 Eylül (2010) referandumunda, büyük çoğunluk "yetmez,ama evet" diyerek bir açıdan bu sisteme onay vermişti. Hatta, ona evet oyu verenlerin önemli bir kısmını da seküler düşünceli insanlar olarak değerlendirdiğimizde, var olan sistemin değişmesi ivedilik kazanmış olduğunu söylemek gerekirdi..

Bir de, şuna bakalım, o da eğer bugün siyaset adına, yönetim adına iki ana blok varsa, bu durumu, AK Parti'nin, muhaliflerine bir ikramı olarak görebilirdik.

Yok, öyle olmasaydı; CHP, HDP, İYİ Parti, SP bir araya nasıl gelebilirlerdi? Her ne kadar, bu partilerin, kendi ilişkilerinde öne çıkardıkları bazı kırmız çizgileri söz konusu ise de, baş aktör olan Erdoğan ve AK Parti'nin, yanlışı ve doğrusuyla sisteme dokunması ve bu dokunuşların, hemen her yapıya yaraması söz konusu idi.

Kısacası, bir niyet okuması yapmadan salt siyasetin kendi doğasından hareket edecek olsak dahi, adeta "bugün olmazsa, yarın" kabilinden CBHS hep Erdoğan ve AK Parti ile Cumhur İttifakı'nın uhdesinde kalacak değildi.

İktidara gerçekten gelmek istiyor mu, istemiyor mu; bu ayrı bir konu olmakla birlikte, hem Kılıçdaroğlu'nun ve hem de CHP'nin, ileride durumu yaver gider ve şansı da ona gülerse, bu sistemi "mal bulmuş mağribi" gibi sahipleneceği hususunda hiç, ama hiç kimsenin kuşku duymaması gerekir. Ama tabii ki bir iktidar talebi varsa CHP'nin?

Niye? Zira o on yıllardır, iktidarın eziyete katlanmadan; muhalefette kalarak var olan rejimi ayakta tutmaya çalışıyor. Eskiden, ondan önce, Kemalist vesayet sistemin sahipleri vardı; Ordu, Cumhuriyet Başsavcılıkları vs. Şimdi ise bir tek CHP kalmıştı ortada. .

Yalnız kalan CHP'nin, vesayet özlemi belki bir gün CBHS'de koltuk kapmasıyla sona erer, sızısı diner, özlemini giderebilirdi. Olur muydu? Biraz zor,ama zira burası Türkiye.idi...


Haber Kaynak : Haber Duruş Haber Merkezi


HABERLER