Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Güdük gündemler içerisine kendisini hapseden muhalefet istediği sonucu zor alır

Fehmi Koru yazdı;

Siyaset meydanında yaşanan gelişmelere bakıp “Bunu daha önce görmüştüm” diyemeyeceğim yeni bir durumla karşılaşmayacağımı sanırdım; oysa hemen her gün bunun tam tersi oluyor. Her gün “Bir yaşıma daha girdim” diyeceğim yeni bir gelişmeyle karşılaşıyorum.

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun iktidarı eleştirirken kullandığı ‘sözde’ sözcüğüne verilen tepkiler bunlardan sonuncusu… Sözün muhatabı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan sert çıktı ve derhal sözün sahibine karşı yüklü bir tazminat talebi içeren dava açtı. Ardından AK Parti’de önemli konumlar işgal eden kim varsa hepsi CHP liderini kınayan açıklamalar yaptılar. Siyasetle ilgileri bulunmadığı düşünülerek seçilmiş olanlar da dahil bütün bakanlar teker teker onlara katıldı.

Böylesine ortak bir karşı-çıkışı daha önce hiç görmemiştim.

Tabii siyasilerle sınırlı kalmadı çıkışlar, onlara iktidar partisinin muteber saydığı kalemler ile TV’de yorum yapanlar da katıldı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu sarf ettiği ‘sözde’ sözcüğü yüzünden kınayan kınayana…

Dilimizde önüne konulduğu sıfatı değersizleştirme amacıyla kullanılan ‘sözde’ sözcüğünün bu denli şiddetli bir kınamayı hak edip etmediğini tartışmak bana düşmez; sonuçta mahkemeye intikal ettiğine göre bu konuyu yargı bir sonuca bağlayacaktır. Umarım, yargının kararı hukukun sınırları içerisinde kalır.

Gündemi meşgul eden pek çok başka tartışma konusu var ve hemen hepsi muhalif cepheden birinin sözleri veya eylemleri ile bir biçimde ilgili. Yargıya havale edilen siyasi konuların sayısı yüzleri buluyor. Davaların sonucunun ne olduğunu bilemiyoruz; dün bir CHP sözcüsü “Genel başkanın kazandığı davalara bir yenisi daha eklenir” demese sonuca ulaşıldığından bile haberimiz olmayacaktı.

İktidarın ciddiye alınmasını istediği tartışma konuları ülkemiz insanının dertleri ve sorunlarıyla mı ilgili? Hiçbiri ele alınmayı, üzerinde tartışılmayı hak edecek değerde görünmüyor. Gündelik hayatlarını doğrudan etkileyen sıkıntılarla boğuşan insanların durumunu sürekli gündemde tutmayı ertelemiş oluyor yapay gündemler… 

Her gün bir ülkeye ders verme amaçlı açıklamalar dışişleri bakanlığı tarafından yapılıyor, o açıklamaların yapılmasına yol açan dış politikadaki tıkanıklıklar da sığ tartışmalar yüzünden görünmez bir hal alıyor.

Ülkemizin de taraf olduğunu sürekli gündemde tutulduğu için bildiğimiz Azerbaycan-Ermenistan ihtilafında Rusya’nın racon kesme amaçlı düzenlediği Moskova’daki üçlü toplantıda gözler Türkiye’yi de aradı. Aradı da bulabildi mi?

“Neden yok?” sorusunu soran yok, varsa da onun sesi gürültüden duyulmuyor.

Varsa yoksa “Cumhurbaşkanına nasıl olur da ‘sözde’ denir?” diye özetlenebilecek tartışma…

Türkiye’nin benim gibi siyaseti uzun yıllardır yakından izleyen birini bile her gün hayretten hayrete düşüren tartışma gündemine bakıp şunu düşünmeden edemiyorum: Acaba muhalefet sözcüleri üzerinde tartışma açmayla sonuçlanacak açıklamalar ve çıkışlar hiç yapmasa, liderler ağızlarını asla açmasa, siyaseten kendileri için daha doğru bir iş mi yapmış olurlar?

Şöyle bir Türkiye tahayyül edelim: Muhalefet iktidara yönelik eleştirilerini artık alıştırdıkları sert bir dille yapmıyor… Konuları kişiselleştirmiyor… Vatandaşın derdi neyse ele aldığı konuları onlarla sınırlı tutuyor… İktidarın gerçek gündem maddeleri dışına taşılmasına imkan verecek tartışmalar açmasını engelliyor…  “Başörtülü hakime güvenmem”“Ayasofya’nın ibadete açılması yanlıştı”“Sözde cumhurbaşkanı bir gazete için okumayın talimatı veremez” türü keskin karşı çıkışlar yerine doğrudan sorunları ele alan eleştirilerle yetiniliyor… 

İstenilen, ülkeyi erkenden seçime götürmek ve sandıktan farklı sonuç çıkarmak ise, siyasetin yukarıdaki paragrafta çerçevesini çizdiğim bir zeminde işlediği bir ülkede o sonuca ulaşmak daha kolay olurdu gibime geliyor.

Muhalefet cephesinde eleştirilerini gereksiz tartışmalara sebep olmayacak bir dille ve gerçek konular üzerinden yürüten liderler ve sözcüler de yok değil, var; ancak onların haklı eleştirileri birkaç sivri çıkış yüzünden güme gidiyor.

Zaman zaman lider düzeyinde bir araya gelindiğinde, muhalefet cephesi, ülkeyi yapay gündemlere sürükleyen dil sorununu da görüşse iyi olur.

Hepimiz korona tehdidi yüzünden evlere kapandık, bütün dünya ülkeleri insanlarını aşılayarak normale dönme çabasına hız veriyor, biz ise farklı gündemlerle uğraştığımız için “Neden hala aşılanma başlamadı?” diye soramıyoruz bile.

Yanda üç gün öncenin ülkelere göre aşı grafiğini görüyorsunuz; aradan geçen 72 saatte tablo daha da değişmiştir. Buna göre, aralarında beğenmediklerimiz de bulunan bazı ülkeler açtıkları yaygın kampanyalarla aşılamada bayağı mesafe almış görünüyor. Biz ise, bu konu ne zaman gündeme gelse, “Aşı uygulaması önümüzdeki hafta başlayacak” cevabını alıyor ve konunun üzerine gidemiyoruz.

Başörtülü hakime güvenilip güvenilmeyeceği, Ayasofya’nın açılmasının doğru mu yanlış mı olduğu, cumhurbaşkanı ‘sözde’ mi ‘gerçek’ mi konularına verilen önem, ekonomiden, dış politika sorunlarından ve sağlıktan çok daha fazla.

Ülkemizde neler olup bittiğini gazeteler ve televizyonlardan veya muhalefet sözcülerinin ağzından öğrenemiyoruz; gerçek konular karşımıza yabancı gazetelerde çıkıyor.

Muhalefetin böyle olduğu bir ülkede iktidar olmak çok kolay.

Zor görünse de kolay.

Yeni merakım şu: Acaba siyasetin gündemini muhalefetin söylemi üzerine iktidarın belirlediği Türkiye’den başka bir ülke var mı?




HABERLER