Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


“Geliyor” dedim geldi; ABD’deki ‘darbe’ girişimine “Geçti” gözüyle bakmak yanlış olabilir

Fehmi Koru yazdı;

Darbeler “Geliyorum” diyerek gelir.

ABD bu gerçeği dün yaşayarak öğrendi. Galiba dünya da aynı gerçeği yine dün ABD’de yaşananlara bakarak öğrenmiş oldu.

Donald Trump seleflerine benzemeyen bir başkanlık yaptı. Dört yıl boyunca ülkesi insanlarını tam ortasından ikiye bölmeyi ve yarısını arkasına almayı başardı. Bunu yaparken ABD’yi ABD yapan temel değerlerle oynamayı ihmal etmedi. Demokrasi kavramını kendine göre yeniden tanımladı ve onu kendisini her zaman başkan olarak tutacak bir içeriğe kavuşturmak için çaba gösterdi.

İkinci kez seçilmeyi başarabilseydi önümüzdeki dört yılı sürekli başkan kalmayı sağlama almakla geçireceğine emin olabilirsiniz.

3 Kasım seçiminin sonuçlarını kabul etmemesinin temel sebebi budur. Kabul etse projesi yarım kalmış olacak.

Onun projesi bir dönemlik bir başkanlığa göre değildi. Bu sebeple, başta kaldığı yıllar boyunca, ülkesinin hukuk sistemiyle başını derde sokacak pek çok yasadışılığı sergileyebildi. Anayasayı çiğneme anlamına gelecek adımlar atmaktan da çekinmedi. Ne yaparsa yapsın başına bir şey gelmeyeceğini sağlayacağı güvencesini sürekli çiğnediği ülkesinin sisteminden alıyordu: Kendini hesaba çekebilecek partisinden politikacıların çoğunu ‘suç ortağı’ haline getirmişti ve hakkında soruşturma açabilecek yargı kurumunun temel noktalarına kendisine müsamahayla bakacağına inandığı hukukçuları bizzat atamıştı.

Gerektiğinde kullanmak üzere bağlılarından bir silahlı güç oluşturmayı da ihmal etmedi Trump.

Kendisiyle aynı sudan içtiği bilinen popülist liderlerin aynı yöntemle başarılı oldukları bilgisiyle…

Belarus’ta Alexander Lukashenko 26 yılına dört yıl daha kattığı son seçimi hile yaparak kazandı; şimdi muhaliflere gözünü açtırmadan iktidarını aynı yöntemlerle sürdürebiliyor.

Trump’ın hesabını yanlış çıkartan gelişmeleri bütün dünya ile birlikte izledik.

Güvendiği dağlara kar yağdı

Yapabilse, Trump’ın da -2016’da olduğu gibi- bazı dış destekçilerinin de yardımlarını alarak, yüzer-gezer oyların sonucu belirlediği kilit eyaletlerde sandıktan hile yaparak önde çıkmayı hesapladığı muhakkak. 2016’dan ders çıkartan muhalefet bu defa hileye kapı aralatmadı.

Onun bütün yapabileceği rakibi adına hile yapıldığı iddiasıydı.

Nasıl olsa atadığı yargıçlarla partisinin politikacılarını arkasına alacağına inanıyordu. 

Çoğunu bizzat atadığı yargıçlar -tam 60 mahkeme- hile iddiasıyla yapılan başvuruları reddetti. Son üç yargıcını kavga-gürültü atadığı Anayasa Mahkemesi de oybirliğiyle red kararı verdi.

Dün, birlikte seçime gittikleri yardımcısı Mike Pence ile partisinin Senato grubu başkanı Mitch McConnell görevini uzatma projesine destek vermediler. 

Görevi uzatabilmesi için Pence’in dün başkanlık yaptığı Kongre’nin ortak toplantısından seçimlere hile karıştırıldığı iddiasını soruşturmak üzere bir komisyon kurulması kararı çıkartması gerekiyordu.

Pence buna yanaşmadı, toplantıyı anayasada yazıldığı biçimde yönetti.

Kongre’nin Cumhuriyetçi Parti’ye mensup Senato ve Temsilciler Meclisi üyelerinin bütünü arkasında yer alsaydı projesi yine mesafe alabilirdi; McConnell toplantıda söz alarak girişimin yanlış olduğunu belirten ve kuralları çiğnemenin yanlışlığını vurgulayan konuşmasıyla girişime öldürücü darbeyi vurdu.

Trump’ın böyle bir sürprize de hazırlıklı olduğunu gördük.

“Vahşice olacak” demişti

Birkaç gün önce Twitter hesabından taraftarlarına gönderdiği mesajla, Kongre’nin kendisine dört yıl daha bağışlayabileceği toplantının yapılacağı gün -yani dün- hepsini Washington’a davet etti. Mesajında “Başkentte 6 Ocak’ta büyük protesto. Orada olun, vahşice olacak” diyordu Trump

Aralarında silahlı örgütlenmişlerin de bulunduğu taraftar güruhu ‘vahşice’ (“Will be wild”) mesajını doğru anlamış olmalılar ki, dün Washington’a geldiler; Trump’ın kendisinin beklediği şekilde davranmayanları ‘hainlik’ ile suçladığı konuşmasını dinledikten sonra Kongre’yi bastılar.  

Kimi kapısından girdi, kimi bacasından…

Gün boyu Washington’da yaşananları Amerikan televizyon kanallarından izlerken, siyasi yorum yapanların, Trump taraftarı olanları da dahil, “Aman Allahım, bunlar Amerika’da mı oluyor?” şaşkınlığını yansıtan tepkiler verdiği fark ediliyordu.

Hepsi, herkes, Kongre baskınını gören Trump’ın ekranlardan “Ne yapıyorsunuz, çıkın oradan” tepkisi vermesini bekliyordu.

Trump ise uzun süre ortalıkta görünmedi.

İstediği, beklediği buydu çünkü.

Akıl hocası Michael Flynn’in çerçevesini çizdiği projenin bir sonraki halkasına göre, kışkırtılmış kitlelerin Kongre’yi felce uğratması gerekiyordu.

Trump’ı başkanlıkta dört yıl daha tutacak projenin halkaları dün birer birer sahneye konuldu.

Bunun bir ‘darbe projesi’ olduğunu, başından birkaç kez geçirmiş bir ülkenin vatandaşları olarak en iyi biz biliriz.

Neyse, siyasi yorumculara göre Amerika’nın modern tarihinde ilk kez yaşanan bu olay geride kalmış görünüyor.

Acaba öyle mi?

Kuşkuluyum, çünkü Trump ve geleceklerini onun Beyaz Saray’da dört yıl daha oturmasına bağlamış destekçileri için şu anda görünen yenilgi tablosu kabul edilebilir bir seçenek değil. Trump’ın iş insanı olarak kredi aldığı kurumlara ödemesi imkansız milyar dolarlık borçları ve hakkında açılmış çok sayıda soruşturma dosyası var.

Ölür, ama sonuç almaktan vazgeçmez.

Vazgeçmeyecektir.

Muhtemelen Kongre’deki destekçileri de çekilmeyi ve Joe Biden’in Beyaz Saray’a geçmesini kabullenmeyeceklerdir.

Diktatörlük ve diktatörler uzmanı Prof. Timothy Snyder’in tespitini önceki gün yazmıştım:

“Trump’ın şu anda yapmaya çalıştığının bir adı var: Darbe. Şansı az görünebilir, ama başarısız kalacağı söylenemez. Başarısız hale getirilmesi gerekir. Darbeler ya hemen başarısız kılınır ya da başarılı olur.”

Görünen, darbenin henüz başarısız kılınamadığıdır.

Rusya’da örneği var

Rusya’da, Duma’nın (parlamento) önünde engel hale geldiğini gören Devlet başkanı Boris Yeltsin, anayasa kendisini öyle bir yetkiyle donatmadığı halde, onu feshetme talimatı verdi (21 Eylül 1993). Duma’ya kendilerini kapatan milletvekilleri talimatın geçersiz olduğunu ilan edip Yeltsin’i görevden aldılar ve yerine geçici olarak yardımcısı Aleksander Rutskoy’u getirdiler.

Herkes Yeltsin’in sonunun geldiğini düşünürken 3 Ekim günü göstericiler ortaya çıktı. Bir grup Duma’yı, bir başka grup belediye başkanlığı binasını, bir diğer grup da televizyon kanalını bastı. 4 Ekim sabahı Yeltsin’in emriyle Duma ve parti merkezine giren askerler direnenleri tutukladı.

‘Kara Ekim’ diye anılan on gün sürmüş çatışmalarda 147 kişinin öldüğü biliniyor.

Yeltsin 1999 yılına kadar Rusya’da devlet başkanlığı görevini sürdürdü.

Tarih her zaman hep aynı biçimde tekerrür etmiyor, ama genellikle tekerrür ediyor.

ABD’deki ‘darbe’ göz göre göre geldi. Kongre’den “Önümüzdeki 4 yıl için Joe Biden başkan” onayı yarın çıkmazsa kışkırtılmış güruhun ne yapacağı belli olmaz.

Dün, bir önceki günkü “Bir darbenin ayak sesleri” yazımdan dolayı arayıp “Nasıl oldu da oldu?” sorusunu yöneltenlere, gülmelerini bekleyerek, “Uyarıcı yazımı okumadıkları için” cevabını verdim.

Eh, bu yazımı okuyup okumamaları kendilerine kalmış bir iş. [Burada tebessüm bekliyorum.]