Fırat´ın doğusu, Kaz dağları zamlar ve reel hayat

Ocak Medya´dan Sinan Eskicioğlu´nun, mevcut siyasilerin, bunca yanlışa, adam kayırmacılığa, ?Müslümanın ?defterinde´ hiçbir yeri olmaması gereken birçok maddi konuyu önplana alıp, toplumsal ve ekonomik sıkıntıları ve ´olası´ çöküşü görmezden gelip, dikkat

Fırat´ın doğusu için demeçler sert. Sert olduğu kadar da açık ve net. Hulusi Akar, sınırdaki askeri yığınakla ilgili teftişlerini hızlandırıyor. Bir yanda ABD ve Kürt yönetimlerin ortak çalışması, diğer yanda Rusya´nın ikili oyunları. İdlib´e saldırılar ve saldırıdan kaçanların ülkemize sığınması ve sığınmacı sorununun çözülemezliği. Bu durumda Fırat´ın doğusuna yapılacak bir operasyon görünürde bütün sorunları çözecek ama acaba gerçekten öyle mi? 

Aslında bu soru ve verilecek cevap beni çok ilgilendirmiyor. İslam´daki prensip ?en yakınlardan başlama´dır. Yardımlar konusunda da, tebliğ konusunda da böyle. 

Bunun anlamı nedir? 

Anlamı şudur: Olacak iyilik önce etrafıma, sonra diğer kişilere. Olacak iyilik aynı zamanda şimdi ve bugüne. 

Bu prensipten dolayı, ben bugün-şimdiye ve en yakın çevreme bakıyorum. 

Bugün-şimdi mahallemde, şehrimde hangi olumlu gelişmeler insanları mutlu ediyor? 

Çevremde zamlardan ve hayat pahalılığından, kredi kartlarına yapılan dokuz taksitli yaz tatillerinden ve kurban almanın zorluğundan bahsediliyorsa; kimse kusura bakmasın Fırat´ın doğusu da, batısı, kuzeyi de, güneyi de hikaye benim için?

Bu söylem için kimileri çıkar, şunu der: ?Büyük düşünmek lazım. Ülkenin savunması Bosna´dan, Fırat uzak doğusundan başlar´. 

Bu cümleleri 25 yıl önce de duyduk. O zaman bunlara iman edip, hayatlarını buna göre şekillendirenler çok pişman oldular. Hele siyasilerin çocukları, eş-dost-akrabaları çeşit çeşit şirketlerle alıp yürüdükten sonra. 

Bırakınız efendim bunları. 

Zamlardan dert yananların sayısı arttıkça artıyor. Sigara zamları, insan sağlığını düşünme kılıfı ile mübahlaştırılıyor. Bunun adı insan sağlığını düşünmek mi, insanların özgürlük alanlarını kısıtlamak mı, devlete ek gelir elde etmek mi? 

Kaz dağlarındaki protestoları gördünüz, okudunuz. 

Ağaçlar kesiliyor. Doğa yok ediliyor. Küresel ısınmanın hayatımızı bu kadar değiştirdiği bugünlerde, hala daha altın arama için ağaç kesilmesini mazur görmenin dayanağı ne ola ki acaba?

Sizleri bilmem ama ben anlamakta güçlük çekiyorum. 

Toplumumuz Müslüman bir toplum. Yönetimde olanların tavır ve davranışları, icraatları için dini argümanlarla ?yanlışlık´ tescili yapıyoruz, yapılıyor ve yapmaya devam edenler var. 

Ben de aynı hatayı yapmıştım, yapılan yanlışları dini argümanlarla temellendirme cihetine gitmiştim. Ama dinen yanlış olanlar artık Müslümanları çok ilgilendirmiyor, hele siyasileri hiç ilgilendirmiyor; bunu anladıktan sonra dinen dayanak bulmanın saçma olduğunu gördüm.  

Açılan ihaleler için alenen rüşvet talep eden Müslüman idarecilerin yaptıkları toplumda bu kadar aleni konuşuluyor ve ?normal´ olarak kabul ediliyorsa?

Geçen yıllarda iki adet kurban kesenler, bu sene bir kurban kesmeye güçleri yetiyorsa?

Konunun dinle, inançla bir bağlantısı yok demektir. Konu aslında çok doğal ve insani. 

Ekonomik sıkıntılar ve zorluk?

İnsan ne kadar dindar olsa da, yönetimde olmanın verdiği imkanlarla menfaatinin peşinden gidiyor. 

Ekonomik sıkıntının dini temeli olmadığı gibi, konumlarını menfaat için kullanan Müslümanların da bu davranışlarının dini temeli yok?

Daha da önemlisi, bütün bu olumsuzlukları din temelli yanlışlamak daha da vahim olanı. 

Yanlış bariz ortada. 

Bırakalım dini argümanlarla dayanak aramayı. Çünkü bunun ne insanlarımıza ve ne de siyasilere bir faydası var. 

Bize bugün ve şimdi lazım. 

Bize somut çözümler lazım. 

Bize din temelli doğru-yanlış çizelgesi değil, insanlık temelli dürüstlük lazım. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın



HABERLER