Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Farkındalığımızın altı oyuluyor…

Kişi, farkındalığını nasıl kaybeder? Farkındalığın kaybının birkaç nedeni sayılabilir. Ancak en önemlisi; kişinin, etrafına bilinçli bir şekilde bakamamasından mütevellit, gözlem kaybı ve algısal bulanıklıktır

Abdülaziz Tantik yazdı;

İnsanı en derinden etkileyen unsurların başında gelen şey farkındalığın yitimidir. İnsan, tepkiselliğini doğru bir zeminde inşa edebilmesi için tepkiyi gösterdiği şeyi doğru anlamalı ve onu analitik düzeyde kavramalıdır. Yoksa tepkiselliğini anlamsız bir mecraya taşıyarak, karşı çıktığı şeye güç katmaya yarar bir tepki ortaya koymaktan kaçınamaz. Maalesef, günümüzde bu durum çok belirgin bir şekilde böyle gerçekleşiyor.

Kişi, farkındalığını nasıl kaybeder?

Farkındalığın kaybının birkaç nedeni sayılabilir. Ancak en önemlisi; kişinin, etrafına bilinçli bir şekilde bakamamasından mütevellit, gözlem kaybı ve algısal bulanıklıktır. Odaklanma sorunu, başlı başına bir farkındalık yitimini pekiştirir. Kişinin, algısını ve yönelimini derinden etkileyen unsurlar onu belirli bir pozisyonu tutacak şekilde ayarlanmaktadır. Özellikle iletişim aygıtları bir sosyal mühendislik faaliyeti olarak iş görmektedir. Bu temel konu göz ardı edildiğinde sorunun anlaşılması zorlaşmaktadır.

Bu noktada iki temel unsur öne çıkmaktadır. Sürekli akış halinde ve hızlandırılmış bir yaşam ile süreklileşmiş bir meşguliyet hali…

Modern dönem, hızlandırılmış bir yaşama eşlik etmektedir. Bu bilerek uygulamaya dönüştürülmüş bir planın eşliğinde yürütülmektedir. Kapitalist sistem, insanın düşüncesini ipotek altına almak için onu sürekli gereksiz ve anlamsız sorular ile meşgul ederek asli meşguliyetlerden uzak tutmaya çalışmıştır. Ayrıca kapitalistler, daha çok kazanmak için daha çok tüketmeyi eksene alan bir yaklaşım geliştirmişlerdir. Bu durum daha çok çalışmayı ve daha çok tüketmeyi eksene almaktadır. Döngü hızlandıkça düşünce gerilemekte ve kendisine reklamlar ile sunulan şeyi hipnoz olmuş biçimde takip ederek almaya devam etmektedir. Bir şeyin kabulü ve reddi, görünürlülüğü ile orantılı bir hal almıştır. Bir şey olumlu bir şekilde gündemde ise onu olumlamak öne çıkmakta, tersi durumda ise olumsuzlanmaktadır. Bu da insan iradesinin ve tercihlerinin çok güçlü bir ipotek altında olduğunu bize göstermektedir.

İnşa edilmiş yaşam hızlı akarken, hayat yavaşlatılmış bir seyir izlemektedir. Bireysel yaşamı çok dolu olan kişi, en yakınlarından başlayarak sosyal hayatını göz ardı edebilmekte ve olanca yavaşlığı ile hareket etmektedir. Bu da onu yalnızlığa itmektedir. Bu yalnızlık ise onu sürekli hızlı hareketlenmeye ve daha çok meşguliyete taşımaktadır. Bu kişinin sosyal hayatı yok mudur? Bu soruya cevap ise kendisini hızlılıktan alıkoymayan bir sosyal hayat vardır. Yani kendi kişisel tercihlerinin tabii sonucu olan sosyal hayat ise onun yalnızlığını derinleştirmekten başka bir seçenek sunmamaktadır. Çünkü insan, ancak kendi yakınlarının ve dostlarının arasında mutlu olur ve yalnızlığını giderebilir. Ya da kulluğunu yerine getirdiği ve itminan sahibi biri olarak varlık kazandığında bu yalnızlık hissi giderilebilir. Ama bu sosyal hayat ona bu imkânı tanımaktan çok bu noktaya yönelimini de engelleyen bir pozisyonu elinde tutmaya çalışmaktadır.

Hızlandırılmış hayat zaten insana fazladan bir meşguliyet yüklemektedir. Fakat modern yaşam, kapitalizmin tüketim çılgınlığını da eksene alarak sürekli yeni tüketim noktalarına taşımanın sağlayacağı bir vasatı süreklileştirmek adına insanı meşgul etmeye ve zihnini kendi isteğine uygun bir şekilde donatmaya devam etmeye kararlıdır. Özellikle post modern dönem sonrası bu durum giderek açıklığa kavuşmaktadır. Batı da yaşam bu duruma uygun ve dolayısıyla sürekli bir psikolojik destek isteği çoğalarak devam ederken, batı dışı toplumlarında, özellikle ülkemizde de bu durum giderek çoğalmakta ve kişiler, özellikle modernleşmenin getirdiği sancılı yaşam biçimlerinin ürettiği yalnızlığı gidermeye matuf yanlış tercihler eşleri, çocukları, çalışanları vesaire sürekli psikolojik desteğe mecbur bırakmaktadır. Tanıdığınız herhangi bir psikolog arkadaşınız varsa ona sorun, durumun netameliğinin cevabını alırsınız.

Meşgul olan insan, meşguliyetinin dışına karşı bir körlük yaşamaya başlar. Bu körleşme ise farkındalığını göreceli olarak azaltır. Farkındalığını kaybeden kişi ise kendi tercihlerini kendisinin yapması seçeneğini kaybeder. Böylece kendisine ikna yolu ve propaganda aracılığı ile yüklenilen şeyi yapmaktan başka seçenek bırakmaz! Bu da kişinin özgürlüğünü kaybetmesine neden olur.

Hızlı akış, görme duyusunu zedeler. Görme duyusu, algılama sorunu yaşatır. Algılama sorunu ise anlamadan, bilmeden verilene razı oluşu beraberinde taşır. Bu durum kişiyi, sömürülmeye yatkın kılar. Kendisine olan güveni zedeler. Güven ise kendisine sunulan şey ne ise o olmaya başlar. Mesele artık, gündem, güncel, medya ve propaganda unsurları ile belirlenir hale gelir. Bu durum, politik tutumdan iktisadi tercihlere, tüketimden, eğlenceye kadar her alana sirayet ederek kişiyi belirlenmiş biri haline dönüştürür. Bunu sağlamanın yöntemi ise onu meşgul edecek işler yapmaktır: örneğin, futbol, sporun her çeşidi, eğlence, müzik, oyun, sinema, tiyatro vesaire… Ya da bilgisayar oyunları ve bu oyunların sürekli geliştirilerek yenilenerek varlığını süreklileştiren yapısı üzerinden kişileri, günün büyük bölümünü bununla geçirmeye ikna etmektir. Buradan para kazanmayı da ekleyerek onu oyunda tutarak başka bir şey düşünmeye fırsat bulmasına imkân tanımamaktır.

İnsanları üç unsura ayırarak onları meşgul edecek bir akıl yürütmenin yürürlükte olduğunu söylemek bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Büyükler ve yönetim, siyaset, hatta siyaset üzerinden geçim yollarını elde etme arayışı içinde olanları propaganda üzerinden meşgul etmek… Orta yaşlardaki kişiler için; siyasette değilse, siyasi gidişatın yönelimi üzerinden kendisinden etkilenileceğine dair görüş üzerinden sürekli medya aracılığı ile bombardımana tabi kılınarak onu meşgul etmek ve siyaset dışında ise televizyon programları ile birlikte bakışını hep siyasi olana yönelik taze tutmaya çalışılmaktadır. Kahır ekseriyet buna tav olmakta ve dün izlediği bir programı sabahtan akşama kadar konuşmaya mekân kılmaktadır. Böylece gece TV de izlenen program gündüzde meze olmayı sürdürmeye devam etmektedir. Meşguliyetler devam ederken, spor haberleri, maçlar, maçların yorumları, pozisyon tartışmaları, birçok kesimi ciddi bir şekilde etkilemekte ve yaşamının önemli bir kısmını doldurmaktadır. Gençleri ise zaten oyun ve eğlence programları, şarkı ve türkülerle, müzikle eğleştirmekte ve kafalarını kullanmalarını sadece bu programları izlemeye odaklı olarak kullanmalarına imkân tanınmaktadır. Öğrencilerin ise önemli bir kesimi ise okul sonrası iş hayatına yönlendirilmekte ve başka bir şeyin düşünülmesine zemin bırakılmamaktadır.

Cep telefonları, sosyal medya aracılığı ile zaten kişinin yirmi dakikada bir bakışını yönlendirmekte ve neredeyse on dakikasını rahatlıkla alabilmektedir. Bu zaman israfını ise fark etmemektedir. Çocuklar bilgisayar, tabletler üzerinden esir alınmış durumdadır. Böylece anı fark etmek, akışı izlemek, neler olup bittiğini anlamak neredeyse imkânsızdır. Zaten, kendilerini uyaran kişilere karşı ise tepkisiz kalarak duyarsız kalabilmeyi sağlayacak bir psikolojik vasata sahip kılınmışlardır.

Otoriterliği fark edilmeyen bir otorite tarafından kişiler baskı altına alınmakta ve totaliter bir yapı ikna ve kendiliğinden kabulü ile normalleşebilmektedir.

Duyarlılığı sağlayacak olan din, anlam ve şuur gibi kavramların içeriği boşaltılarak onu anlamsızlığa duçar kılmak kolaylaşmaktadır. Sahte dindarlıklar eşliğinde veya bazı dindarların yaptığı yanlışlıklar üzerinden hiç aralıksız bir propaganda aracılığı ile eleştiriye tabi kılınmakta ve dindarlığın kişisel bir tutum olduğunu, kişinin kendi dindarlığı ile ilgilenmesi gerektiğini ve bunun da kişiler tarafından belirlenebileceğini öğretmektedirler. Bu öğretim sayesinde, bilgili, âlim, aydın ve benzeri bilgi sahibi kişilerin etkisi kırılmakta ve hatta önemsizleştirilecek örneklemler üzerinden uzak kalınması gerektiği inancı yerleştirilmektedir.

 

Devamı >>>