Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


‘Ezanlar ve çanlar Kürtler için okunuyor ve çalıyor’

Koronavirüs Kürtlere etki yapmaz” diyerek küçümseyenler ve vurdumduymaz bir yapı içinde olan Kürtler var…

Yazar İbrahim Güçlü Analiz Etti... 

Koronavirüs geçen yılın sonlarında Çin’de başladı, o tarihten sonra dünyada yayılmaya başladı. Halen tehlikesi bütün dünyada devam ediyor. Dünyayı yöneten otoriteler, hükümetler, devlet başkanları, ekonomiler, tüm kurum ve kuruluşlar koronavirüsü engellemek için uğraşıyorlar. Ama bütün olup bitenler incelendiği ve analize tabi tutulduğu zaman; yapılanların ve alınan tedbirlerin sonuçlarına bakıldığı zaman koronavirüs karşısında bir çaresizlik ve bir yetmezliğin olduğu açıkça görülüyor.

Koronavirüsün ne zaman son bulacağıyla ilgili de bir öngörü de yok. Olamaz da. Ama koronavirüsün bulunacak aşıyla son bulacağına umut bağlanmış durumda. Bu nedenle sağlık, ilaç ve aşı üretiminde otorite olan irili ufaklı birçok devletler aşı bulmanın çabası ve yarışı içindeler. Aşıyla ilgili her gün yeni haber ve spekülasyonlarla karşı karşıyayız.

Bütün bu olup bitenleri alt alta üst üste koyup analiz yaptığımız zaman karşımıza şimdilik çıkan tek çare, sağlık otoritelerinin, Dünya Sağlık Örgütü’nün gördüğü tedbirlere sıkı sıkı sarılmak ve onları uygulamak; koronavirüsü tümden engellemesinin olanaklı olmadığı açığa çıkmış durumda, ama insana verilecek zararı azaltacak ve ölümleri engelleyecek tedbirler olduğu görülmektedir.

Ne yazık ki Kürdistan’da sağlık otoritelerinin ve özellikle de Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği tedbirlere karşı bir direnç görülmekte. Bundan dolayı da Kürdistan’da koronovirüs yaygınlaşmakta, hastalıklar ve ölümler artmaktadır.

Katliam ve salgınlarla en fazla yok olan bir millet olarak koronovirüs karşısından bu kadar duyarsız olamayız. Daha duyarlı, daha dikkatli, daha bilinçli hareket etmeliyiz.

Kürtler olarak, daha 25 Ağustos’ta 1988 yılında Behdinan bölgesinde gerçekleşen Kürt Enfalini/Katliamını hatırladık, acılarımızı tazeledik, ölülerimizi andık. Bu Enfal’de 182.000 insanımızın katledildiğini biliyoruz. Diğer katliamlardaki yüz binlerce kayıplarımız da unutmamalıyız. Bundan dolayı, Kürtler kendilerine karşı bu kadar sorumsuz ve hovarda olamazlar. Devletsiz bir millet olarak, her milletten daha dikkatli, bireysel ve özgün kurumsal tedbirlere daha fazla önem vermemiz gerekmektedir.

Sağlık otoritelerinin açıklamalarına göre, Kürdistan’da özellikle de Diyarbakır, Urfa, Mardin, Antep’te koronovirüs sonucu hastalıklar ve ölümler astronomik ölçüde artıyor. Bugüne kadar olan sorumsuz tutumumuzu bu saatten ve noktadan sonra devam ettiremeyiz. Bu sorumsuzluğa devam etmemiz kayıplarımızı da arttıracaktır.

TOPLUMDA SAĞLIK HERŞEYDEN ÖNEMLİDİR…

Kürdistan toplumunda da sağlık, her şeyden daha önemlidir. Sağlığımızı korumak için, eskisinden daha dikkatli ve hassas davranmalı, sorumlu hareket etmeliyiz. Sağlık otoritelerinin önerdikleri tedbirleri fazlasıyla uygulamalıyız.

Toplumumuzun sağlığını korumak için geçici olarak bazı güzel geleneklerimizden vazgeçmeliyiz. Bunların hepsi geçici olacaktır. Huzura kavuştuğumuz ve koronavirüs tehlikesini atlattıktan sonra geleneklerimizi daha da güçlü bir şekilde sürdürmemizin ve geliştirmemizin hiçbir sakıncası olmayacaktır.   

KORONAVİRÜS İKTİDARLARIN OYUNU DEĞİLDİR

Koronavirüsü yok sayan ve bunu iktidarların bir oyunu kabul eden Kürtler var. Dünyada bu görüşe sahip olanlar var. Biz Kürtler de bu anlayış ve yaklaşımdan etkileniyoruz. Bu yaklaşım ve anlayış yanlıştır. Dünyadaki ve insanlıktaki gelişmeler, bu görüşün doğru olmadığını ortaya koydu.

Olmayan bir şey, toplumların siyasetini, ekonomisini bu kadar derinden etkileyemez. Geçici bir vakıa olarak ortadan kalkardı. Hiçbir hükümet, devlet başkanı, meclis, krallar, kraliçeler, diktatörler olmayan bir şey karşısından bu kadar çaresiz ve eli kolu bağlı durumda olamazlardı.

Biz Kürtlerin gerekli tedbirleri alabilmemiz, sağlığımızı bireysel olarak, toplumun sağlığını korumak için bu yanlış görüşten hızla vazgeçmeliyiz.

“Koronavirüs Kürtlere etki yapmaz” diyerek küçümseyenler ve vurdumduymaz bir yapı içinde olan Kürtler var…

Koronavirüs Kürtlere etki yapmaz anlayışı külliyen yanlış ve bir hurafedir. Koronavirüs toplumumuzun ekonomik, sosyal, psikolojik, devletsizlik vb. diğer yaşam koşullarımızdan dolayı biz Kürtlere daha fazla etki yapar. Bizi daha fazla vurur. Bize daha fazla zarar verir. Daha fazla ölümüze yol açar. Biz Kürtler hızla bu anlayıştan kurtulmalı ve vazgeçmeliyiz.

“Biz Kürtler ölsek ne olur, biz zaten ölüyüz” diyen anlayış, tümden sakat, umutsuz, sömürgeci devletlerin Kürtleri yok etme anlayış ve stratejisine bilmeyerek ekmeğine yağ sürmek ve hizmet etmektir. Biz Kürtler bu anlayışa kesinlikle prim veremeyiz. Biz Kürtlerin her milletten daha fazla yaşamamız gerekir. Kürtler olarak önümüzde devlet kurma gibi stratejik ve hayati bir amacımız var. Biz sağlıklı ve var olmadan, bu amacı nasıl gerçekleştirebiliriz?

Koronavirüsün kasıtla yayılmasını isteyerek iktidara zarar vereceğini düşünen aklı evvel Kürtlerin varlığı da bir gerçek. Bu anlayış, Kürtleri değil, kendi elitik ve siyasi grup çıkarlarını düşünenlerdir. Bu anlayış, oldukça tehlikeli bir anlayıştır. Bu anlayış, Kürtleri araçsallaştıran anlayıştır. Oysa her şey, devlet de Kürtler içindir. Kürtler birincil öznedir. Bu özneye değer vermeden, bu özneye önem vermeden, bu özneyi küçümseyerek ve yok ederek varılacağı yer bugünkü durumdan daha tehlikeli bir yerdir. 

Kürt aydınları, Kürdistan siyasi partileri, Kürdistan’daki tüm kurum ve kuruluşlar, vakıflar, din adamları, şeyhler, kanaat önderleri sözü dinlenen, etkin, saygı duyulan kesimleridir. Bunların,  Kürdistan’da koronavirüs konusunda var olan yanlış anlayışların son bulması ve etkisiz hale gelmesi; sağlık otoritelerinin önerdikleri tedbirlerin toplumumuz ve insanlarımız tarafından uygulanması; insanlarımızın bilinçlenmesi için, geniş ve kitlesel bir kampanya yürütmelidirler. Koronavirüs konusunda aydınlanma hareketi başlatmalıdırlar.

Düğünler ve nişanlar, taziyeler, dini ziyaretler, kalabalıklar halinde yapılmamalıdır. Hiç şüphe yok ki, toplumumuzda düğünler, nişanlar, taziyeler, dini ziyaretler önemli değerli sosyal ve dini geleneklerimiz, kültürümüzün vazgeçilmez öğeleridir. Toplumuzun sağlığı, geleceği, koronavirüsün zararlarını azaltmak için kalabalıklar halinde yapmamalıyız.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.