Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

“Erdoğan’ı Kürtsüz devirmek projesi olanlar, cumhurbaşkanı adayının Mansur Yavaş olmasını istiyor’’

Muhalefetin aday veya adayları henüz belli değil ama kulislerde konuşulan pek çok isim var. Ve Fakat’ın yeni bölümünde Cemalettin Taşcı, muhalefetin Cumhurbaşkanlığı adaylığı için olası isimleri değerlendirdi:

“Erdoğan’ı Kürtsüz devirmek projesi olanlar, cumhurbaşkanı adayının Mansur Yavaş olmasını istiyor’’

Ben çok uzun süredir ısrarlı bir biçimde diyorum ki Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olmaya niyeti yok. Bu aday olmayacak manasına gelmiyor. Yani Kemal Kılıçdaroğlu son tahlilde kendi başına bir adam değil. Hiç kimse kendi başına bir insan değil ve aday olması gerektiği şartlar oluşursa, olması direktifi verilirse olur.

Konu ile ilgili videonun linki: https://youtu.be/GJ93770EmYE

Baştan itibaren böyle düşünüyordum. Şimdi de böyle düşünüyorum ama önce izin verirsen Murat Sabuncu ve diğerleri itibariyle bu durumu bir değerlendirelim. Şimdi eski bir dostumun, eskiden dostum olan birinin oğlu okuma yazma bilmezken mavi bakkal, bizim bakkal, köşe bakkal diyormuş bakkallara. Sonra bir gün okuma yazmayı öğrenmiş eve gelmiş. Heyecanla babasına, ‘Biliyor musun? Mavi bakkal Erdinç Bakkaliyesi olmuş’ demiş. Şimdi son tahlilde baktığımız zaman benim gördüğüm medyanın İmamoğlu ismini keşfetmesi de böyle okuma yazmayı yeni öğrenmiş olmakla açıklanabilir. Yani o hep orada vardı.

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Mansur Yavaş, Akşener vesaire bunlar özneler. Bunlara baktığımız zaman bir başka hikaye var, onların davranışlarını yorumladığını varsaydığımız medya ve işte sosyal medyanın aktif aktörlerine baktığımız zaman başka bir hikaye… Topluma baktığımız zaman ise yine başka bir hikaye görüyoruz.

Sonuçta toplumda İmamoğlu, Mansur Yavaş, daha doğrusu Kılıçdaroğlu dışında kim varsa, aday olsun harareti var ve hiç sönmedi. Sadece şu olmuş olabilir: Medyanın böyle durmadan Kılıçdaroğlu aday olmayı kafasına koydu yorumları nedeniyle çaresizlik, hayal kırıklığı vesaire duyguları vardı.

İmamoğlu’nun anladığım kadarıyla 29 Ekim gösterisi kamuoyunda zaten uyuyor olan, hayal kırıklığıyla üstü örtülmüş olan, Kılıçdaroğlu’nun adaylığından kurtulacağız duygusunu uyandırdı diye düşünüyorum. Yani yeni bir şey değil. O hep vardı orada. Kılıçdaroğlu’nun adaylığını istemiyor Erdoğan’dan kurtulmak isteyenler. Kılıçdaroğlu’nun adaylığını istiyor Erdoğan’ın kazanmasını isteyenler ve bu hep böyleydi. Aylardır böyle ama ne olmuş oluyor? Zaman zaman işte hayal kırıklığı yükseliyor. Zaman zaman ümit yükseliyor. Zaman zaman korku yükseliyor. Zaman zaman heyecan yükseliyor.

Benim bu konudaki birkaç aydır ısrarlı olarak birçok programda söylediğim, birçok defa yazdığım şey şu: Sonuçta siyasetin patronları, Altılı Masa’da oturanlar ya da sarayda oturanlar vesaire kafalarına göre birtakım dizaynlar yapabilirler. Ama olağan dışı şeyler olmaz ise eğer, ben toplumun, hem Mansur Yavaş’ı hem de İmamoğlu’nu aday göstereceğini düşünüyorum. İkisinden de çok memnun olduklarından ya da ikisini de çok iyi tanıdıklarından, ikisinden de çok ümitvar olduklarından değil. Kimin olmaması gerektiğini, neyin olmaması gerektiğini iyi biliyor toplum. Her zaman öyle olur. İmamoğlu ve Yavaş’ın biraz kendilerinin oyunculuklarıyla, biraz onları destekleyenler sayesinde temayüz ettiğini düşünüyorum.

Yani Türkiye’nin elindeki şu anda mevcut envanter ama bu şartların hepsini değiştirecek çok şey olabilir önümüzdeki iki ay içinde Türkiye’de ve dünyada. Bütün bu şartları değiştirecek çok şey olabilir.

Demin dedim ki birkaç ay öncesinden beri durumun hep aynı olduğu kanaatindeyim. Çünkü bu aralar Türkiye’de ciddi bir değişiklik olmadı. Aslında evet, yanıldım. Bir şey değişti. Ben birkaç ay önce Kürtlerin her ne olursa olsun -HDP’ye oy veren Kürtlerin ve HDP’ye oy veren Kürt olmayanların da- Erdoğan’ın karşısındaki adayı destekleyeceğini düşünüyordum. Tablo öyleydi ama son bir-iki ayda özellikle de birkaç haftada olup bitenler gösteriyor ki HDP 31 Mart’taki tutumunu sergilemeyecek.

İmamoğlu Kürtlerle birlikte seçim kazanırsa bunun kendi ideolojik pozisyonları için bir tehdit olacağını düşünen ve Erdoğan’ı Kürtsüz devirmek projesi gibi bir projeleri olanlar, adaylık konusunda Mansur Yavaş’ı istiyor diye düşünüyorum. Başından itibaren olayı böyle okudum. Burada sadece son dönemde değişen şey benim için, İmamoğlu’nun bile tek başına İmamoğlu ismi ile Kürtlerin oylarını o kadar kolayına devşiremeyebileceğidir.

HDP seçmeni kendisinin çantada keklik görülmesinden fena halde rahatsız. Demirtaş’ın yaptığı müdahaleler de dahil olmak üzere hepsi gösteriyor ki, o tabanı bu sefer kayıtsız şartsız bir tarafa sevk edemeyecekler. Dolayısıyla pazarlık lisanlarında bir değişim oldu. Kullandıkları argümanlarda bir değişim oldu, gözle görülür, kulakla işitilir bir değişim oldu. Artı ses tonunda ciddi bir değişim oldu. Duruşta bir değişim oldu. Kürtlerin bu sefer çok kolaycana sevk edilemeyecek olduklarını gördüklerini düşünüyorum.

Seçime giderken çok çaresiz kalınabilir ve yine eski mevzilere rücu edilebilir. Şimdiki durumda evet öyle çantada keklik Kürtler yok. Buradan bakınca İmamoğlu Kürtleri yeniden muhalefetin adayına oy vermeye ikna edebilir, bunun için kullanışlı. Bunu hem Kılıçdaroğlu’na hem Mansur Yavaş’a kıyasla daha kolay yapabilecek bir oyuncu olarak düşünülebilir. Neden öyle? Yani İmamoğlu’nun ne farkı var? Neyi farklı yaptı? Bir şey farklı yaptığından değil. Ona bu yapıştırıldı, yakıştırıldı.

‘Kürtler ona daha önce oy verdiler, şimdi de verebilirler’ falan gibi geyiklerle oldu bu. Zaten bu işler geyiklerle olur. Ve bu geyiklerle işte İmamoğlu, Kürt seçmenin oyunun çok fazla çaba harcanmadan da muhalefet tarafına devşirilmesinde kolaylaştırıcı bir faktör olabilir.

Mansur Yavaş’la herhangi bir temasım olmadı ama Ankara’da da seçimin CHP tarafından alınabileceği kanaatine sahiptim. Seçimin başa baş olduğunu düşünüyordum. Bir tık CHP’nin avantajlı olduğunu düşünüyordum. Ama o tarihlerde buna kimse inanmıyordu yani. Siyaset esnafının içinde kimse inanmıyordu. Medyada da pek az acaba filan lafları bir karşılık buluyor idi. Şimdi orada o seçimler kazanılmış. Yani o kadar genel bir inançsızlık halinde o seçimler kazanılmışken şimdi nispeten çok daha yaygın bir ümit ve inanç var iken, muhalefet seçimi alabilir mi? Alabilir. Ama bunları bu tür dinamikleri doğru tahlil edilmediği için yapılan abuk sabuk işler yüzünden kaybedebilir mi? Kaybedebilir. Bu seçimi Erdoğan alırsa muhalefet kaybetmiş olur. Muhalefet alırsa muhalefet almış olacak. Yani Erdoğan kaybetmiş olmayacak. Normal şartlarda dünyanın her yerinde yirmi yıl iktidarda kalan birisinin seçim kaybetmesi son derece olağan bir şey.

Bu seçimlerde cumhurbaşkanı adayı belirlenirken toplumdaki farklı sesler de belirleyici olacak yani. Hem Mansur Yavaş’ı isteyen bir kanal var hem de İmamoğlu’nu isteyen ciddi bir kanal var. İmamoğlu’nun aday gösterildiği ortamda ‘biz Erdoğan’ı Kürtlerin sayesinde devirdik denecek’ ve bu Kürtlere ekstra imkân sağlayacak, alan açacak. ‘Bunu dedirtmeyeceğiz kardeşim. Dedirtmememiz gerekiyor diyen toplumsal kesimler kendileri o kurumsal ittifaka rağmen Mansur Yavaş’ı aday olmaya zorlayacaklar. Mansur Yavaş da buna direnemeyecek. Yani birinci turda aynı anda hem Ekrem İmamoğlu hem Mansur Yavaş aday olarak yarışabilir Erdoğan’la birlikte.

Sonuçta oyunun tayin edicisi toplum ve bu toplumda iki damar var diyorum. Bu iki damar hissedilir ölçüde var. Benim aklımın ermeyeceği manipülasyonlarla bloke edilemezlerse, bu iki isim aday olarak çıktığında eğer oyunu doğru oynarlarsa yani kendilerini taşıyan toplumsal taleplere hassasiyet sergileyerek, o toplumsal dinamiklere temas ederek oynarlarsa ikinci tura Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş kalır. Ben böyle söylediğim zaman da çok uçuk bir şeyden söz ediyormuş gibi görünüyorum.



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER