ERDOĞAN, RUHANİ, PUTİN ZİRVESİ

Altan TAN Independent Türkçe için yazdı

Erdoğan, Ruhani ve Putin bilmem kaçıncı kez Ankara'da tekrar buluştular.

Ne için toplandıkları sır değil, herkesin malumu.

Suriye'nin geleceğini konuşuyorlar.

Günlerdir ne konuştuklarını, neler üzerinde anlaştıklarını veya anlaşamadıklarını öğrenmeye çalışıyoruz.

Televizyon programlarında, gazete köşelerinde kerametleri kendilerinden menkul bir yığın kişi bilip, bilmeden ahkam kesiyor, her kafadan bir ses çıkıyor.

ErdoğanRuhani ve Putin de bizim anlayacağımız şekilde açık, net bir bilgi vermiyorlar.

Anla anlayabilirsen!

Bundan elli küsür yıl önce Diyarbakır Mehmetçik İlkokulu'ndaki öğretmenimiz Edirneli Hasene Hanım, tahtaya bir problem yazdırır, sonra da bizleri tek tek kaldırarak "Evladım anlat bakalım problemi, anlamış mısın, anlamamış mısın; önce onu anlayalım" derdi.

Çoğu kez, bir çok arkadaşımızın "Ben diyorum Şişhane, sen diyorsun Gümüşhane" misali problemi anlamadığı ortaya çıkardı.

Daha ne sorulduğunu bile anlamamış olanlar problemi nasıl çözebilsin ki? 

Hasene Hanım, soruyu anlayarak doğru anlatanlara ise "Anlamışsın, anlamak çözmenin yarısıdır, haydi şimdi çöz" derdi.

Edirneli genç ve güzel idealist bir kadının, bizleri; bizden bir sınıf ilerideki  tek çocuğundan ayırmadan yaptığı fedekarlıklar unutulamaz.

Amerikalı Barış Gönüllülerinin öğretmenlik yaptığı, tüm Doğu ve Güneydoğu'dan sınavla 131 öğrenci alan Diyarbakır Maarif Koleji'ne; 42 mevcutlu 5/C sınıfından; 21 öğrenci gönderen Hasene Emiroğlu'nun hikayesi; bir kaç cümle ile anlatılamaz.

Bir yazı da değil, "Çalıkuşu" misali bir roman konusudur.

Allah rahmet eylesin.

O gün bu gündür ben de bir meseleye çözüm önermeden önce, konuyu enine boyuna anlamaya ve kavramaya çalışırım.

Suriye meselesinde de çözüm üretmeden, önce konuyu anlamak; anlamak için de işe doğru tespitler ve doğru sorular sorarak başlamak gerekiyor.

Bunlar yapılmadan konuşmak eskilerin 'Muğalata' laf oyunu dedikleri kandırmaca ve oyalamadan başka bir şey değil.

1. Yaklaşık 9 yıllık savaş sonucu 7 milyon Suriyeli ülke dışına göç etmek zorunda kaldı. Bir o kadar Suriyeli de ülke içinde yer değiştirdi.

700 bine yakın insan hayatını kaybetti. 

Buna rağmen Baas Partisi rejimi yıkılamadı ve Beşşar Esed yerinde kaldı. Bundan sonra yıkılması da mümkün gözükmüyor. 

Türkiye, İran ve Rusya; üçü de Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunduklarına göre Suriye rejimi ile bir şekilde masaya oturmaktan başka bir seçenek gözükmüyor.

Tabii ki Türkiye açıktan Suriye rejimi ile bir savaşa girmeyecekse.

Yıllardır Baas ile her türlü ilişkiyi reddeden AKP, bunca yıkımdan sonra BAAS'ı kabulünü halka, öncelikle de kendi tabanına nasıl anlatacak?

2. Suriye için masaya oturulduğunda en önemli sorunların başında Kürtlerin statüsü ile İdlib geliyor.
Rejim mutlaka İdlib'e girmek ve otoritesini kurmak istiyor. İdlib'den sonra da Türkiye'nin tüm Suriye topraklarından çıkmasını isteyecek.

İdlib'de sayıları 30 bini aşan İslamcı militanlar nereye gidecekler ve akibetleri ne olacak? Bu konu ile ilgili bu güne kadar bir çözüm üretilemedi.

Türkiye, ya fiilen Suriye'de kalmaya devam edecek veya bir süreç içerisinde Afrin dahil tüm Suriye topraklarından geri çekilecek.

3. İdlib'de sıkışıp kalmış, çoğunluğu Halep ve Hama'dan göç etmiş 4 milyona yakın rejim muhalifi Suriyelinin can ve mal emniyetleri nasıl sağlanacak? 

Baas rejiminin insafına bırakılırlarsa bunların durumları ne olacak?

4. Suriye dışına göç etmek zorunda kalan 7 milyon Suriyelinin geri dönüşleri mümkün olabilecek mi??

Dönerlerse hangi siyasi ve ekonomik şartlarda yaşayacaklar?

Suriye'de demokratik seçimler olabilecek mi? Bunca yaşananlar ve kan ortadayken böyle bir şey mümkün mü?

Tüm bunların kontrgarantisi ne?

Garantör ülkeler kimler olacak, bu garantörler neye göre ve kimler tarafından belirlenecek?

5. Fırat'ın doğusunda Suriye topraklarının neredeyse 1/3'üne yerleşmiş durumdaki ABD nasıl çıkarılacak?

Suriye'deki geleceğini Kürtler üzerinden inşa etmekte kararlı olan ABD ile nasıl bir uzlaşı sağlanacak?

6. Bundan sonra Suriye'de Kürtleri "Yok" görmek ve eskiye dönmek mümkün değil.

Suriye Kürtlerinin Yeni Suriye'de statülere ne olacak?

ABD'nin Kürtler üzerinden kontrol ettiği bölgede en fazla % 35' lik nüfusları ile Kürtler, Arapları nasıl yönetecek?

Araplar PYD, PKK egemenliğini;

Rusya, İran ve Suriye rejimi ile Türkiye ise ABD güdümünde  böyle bir ayrı yapıyı kabul edecekler mi?
Ortak bir Kürt Arap yönetimi nasıl olacak?

7. Suriye parçalanırsa, nasıl parçalanacak?

Türk, İran-Rusya ve ABD-Kürt nüfuz bölgeleri nasıl belirlenecek?

8.İsrail bu denklemin neresinde ve ne istiyor?

9. Yanmış, yıkılmış mahvolmuş Suriye nasıl inşa edilecek, yaşanılabilinir bir hale nasıl getirilecek, trilyonlarca Dolar nerden temin edilecek?

Parayı kimler verecek ve karşılığında neler isteyecek?

ErdoğanRuhani ve Putin görüşmesinde yukarıdaki sorularla ilgili tatmin edici tek bir cevap bulabildiniz mi?
Ben bulamadım.

Ya üzerinde anlaştıkları ciddi bir proje var, ancak bunu şimdilik bizlere açıklamıyorlar veya daha işin başındayız ve alınacak çok yol var.

Türkiye'ye gelince;

AK Parti Hükümeti'nin Suriye'de neleri istemediğini biliyoruz.

Allah var her gün tekrarlıyorlar!

Peki! 

Olmasını istedikleri ne? Ne istiyorlar?

İstediklerinin olması için nasıl bir makro planları var, yol haritaları ne?

Bilen var mı?

Ben bilmiyorum.

Bilen varsa Allah rızası için anlatsın.

 

 

* Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish



Anahtar Kelimeler: ERDOĞAN RUHANİ PUTİN ZİRVESİ

HABERLER