YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Erdoğan parlamenter sisteme geri döner mi?

Emrullah Bayrak 'ın yazısı;

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’de Nisan 2017 referandumuyla kabul edilen ve 24 Haziran tarihi itibariyle de uygulanmaya başlanan Türk usulü başkanlık.

MHP’nin desteğiyle hayata geçen sistem ile aslında Türkiye uçacaktı. Gelin görün ki, bırakın uçmayı, bulunduğumuz noktada kanatlarımız dahi kıpırdamıyor. 

Koronavirüs sonrası dolar 7,20’ler üzerinden 7,5’a göz kırparken işsizlik had safhaya ulaştı. TÜİK’in Şubat ayı iş gücü verilerine göre işsizlik oranı yüzde 13,6. 

Varın Mart ve Nisan ayı rakamlarını siz düşünün!..

Şimdilerde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yeniden tartışma gündeminde. 

Tartışmanın fitilini, sokağa çıkma yasağının ilk uygulandığı hafta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifa etmesi ateşledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan her ne kadar istifayı kabul etmese de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

İstifa öncesi gündeme dair ne varsa her şeye bir yorum getiren Soylu’da şimdilerde tam bir sessizlik hâkim. Erdoğan’ın, Soylu ile ilk kavşakta yol ayrımına gideceğini düşünenlerdenim. 

Her şey kırılgan bir zemin üzerinde yürüyor.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin “Üç hilalin tek başına iktidarı artık bir zorunluluktur, ihtiyaçtır ve geleceğin lider ülke idealinin gerçekleşmesi buna bağlıdır”açıklamasını hatırlatması ise işi iyice ateşlendirdi.

“Cumhur İttifakı bozuluyor mu?”, “erken seçim veya baskın seçim mi olacak?” soruları birbiri ardına sıralandı. 

Ancak Bahçeli’nin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yönelik destek açıklaması ve Cumhur İttifakı vurgusu suları biraz olsun durultsa da durduk yerde MHP’nin tek başına iktidar söylemi de nereden çıkmıştı?

MHP, kendini zaten iktidar ortağı görmüyor muydu?

Rahmetli Süleyman Demirel’in “Tencerenin deviremeyeceği hükûmet yoktur” sözü bir kez daha tekerrür edecek gibi duruyor. Halkın bir numaralı gündemi ekonomi, hayat pahalılığı ve yoksulluk.

İktidarın, ekonomi ile başı ciddi anlamda dertte. Çözümü ise dış güçlerde yatıyor. Demokrasi ve hukuk yolundan sapalı da dış güçlerle aramız bozuldu. Dışarıdan bir finans desteği gelmemesi, ülke ekonomisi açısından büyük riskler oluşturuyor.

Perde arkasında neler oluyordu?

Türkiye açısından işler, parlamenter sistemden kopalı hiç iyi gitmiyor. Sürekli bir sistem tartışması yapılıyor. Biz bu tartışmaları bir yıl önce yine yapıyorduk.

AK Parti’nin kurucularından eski bakan Faruk Çelik, cumhurbaşkanı seçilmek için gereken yüzde 50+1 oranının değiştirilmesi önerisinde bulunmuştu: 

“İlk turda yüzde 40 ve üzeri oy alan seçilsin. Yüzde 50+1 formulü Türkiye‘yi yorar.” 

Bu teklife Erdoğan, “Bu durum bir Anayasa değişikliği gerektiriyor. Dolayısıyla konuşma yeri Meclis’tir. Ön hazırlığımızı buraya getirebiliriz. Onun için iktidarıyla, muhalefetiyle el ele vererek bunu gerçekleştirebiliriz” karşılığını vermişti. 

Bitmek tükenmek bilmeyen “Yüzde 50+1” tartışması yine gündemdeki yerini koruyor.

CHP, İYİ Parti, HDP, DEVA Partisi, Gelecek Partisi başta olmak üzere muhalefet, Türkiye’nin güçlendirilmiş parlamento sistemine geçilmesini istiyor. 

AK Parti ile MHP ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin devamından yana. AK Parti, sistem üzerinde aksamalar varsa bunun giderilmesine yönelik çalışmalar yapabileceğine dair bir ışık yaksa da henüz bir adım atmış değil.

Muhalefet, sistemin revize edilmesini değil tamamen kaldırılmasını istiyor.

Peki ya Erdoğan?

Erdoğan’ın gönlü elbette revizeden yana ama iktidarda kalabilmek için sistemin tamamen kaldırılıp güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönülmesi konusunda da kapıları tamamen kapattığını düşünmüyorum.

Türkiye artık bu yükü taşıyamıyor.

Neticede güçlendirilmiş parlamento sisteminde de en büyük iktidar adayı AK Parti olacaktır. Cumhurbaşkanlığı sembolik yetkilerle donatılıp güçlü bir başbakan moduna geçilebilir. Lokomotif görevi göreceğini düşünen Erdoğan, bu sisteme de pekâlâ ‘evet’ diyebilir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine destek yüzde 45’in altına inmişken güçlendirilmiş parlamenter sisteme destek yüzde 50’nin üzerinde. Önemli olan gücü toplayabilmektir. 

Mevcut şartlarda Erdoğan’ın tekrar cumhurbaşkanı seçilebilmesi için AK Parti ve MHP’nin oyları yeterli değil. Birinci turda Erdoğan’ın seçilmesi zor görünüyor. Erdoğan da kendisini tartışmaya açmamak için ikinci tura kalmak istemeyecektir.

“Yüzde 50+1” için anayasa değişikliğine, bu sebeple de muhalefete ihtiyaç var. Muhalefetin sadece bu teklife ‘evet’ demesi mümkün görünmüyor. 

Cumhur İttifakının kalbi MHP, açıklamalarında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin devamından yana bir tavır koyuyor. Fakat Semih Yalçın’ın yaptığı son açıklama, bu konudaki kararlılık üzerinde şüphe oluşturdu.

2000 yılından bu yana Türkiye’de kritik tüm kararların altında imzası bulunan Devlet Bahçeli’nin önümüzdeki dönemde nasıl bir strateji izleyeceği bilinmiyor. Ekonominin zora girdiği bir dönemde yine bir sabah ‘erken seçim’ dememesi için bir nedeni yoktur.

Zararda perde arkasındaki MHP’nin bir mesuliyeti de bulunmuyor.

Önümüzdeki dönem için siyasette yol ayrımları kaçınılmaz gözüküyor. Erdoğan da sistemsel açıdan bir tercih yapmak zorunda. Ya mevcut sistemi sürdürüp iktidarını tehlikeye atacak, bu riski göze alacak veya tekrar sistem değişikliğine giderek iyice kaybolmaya başlayan gücünü toparlamak isteyecek.

İktidarda kalabilmek için Erdoğan’ın artık “olmazsa olmazları” olduğunu düşünmüyorum.

Haber Kaynak : Ocak Medya


Anahtar Kelimeler: Erdoğan parlamenter sisteme döner ?