Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


“Erbakan Hoca hem teorisyen hem de pratik adamıydı”

ESAM öncülüğünde, Ankara Hacı Bayram Üniversitesi Itri Konferans salonunda düzenlenen 4’üncü Uluslararası Necmettin Erbakan ve Millî Görüş Sempozyumu tamamlandı.

ESAM öncülüğünde, Ankara Hacı Bayram Üniversitesi Itri Konferans salonunda düzenlenen 4’üncü Uluslararası Necmettin Erbakan ve Millî Görüş Sempozyumunun iki günlük süresi boyunca 9 oturumda hem fiziki hem de online düzenlenen oturumlarda birçok akademisyen konuşma gerçekleştirdi. 

Erbakan Hoca ile ilgili İstanbul Teknik Üniversitesinin arşivlerinde araştırma yaptığını vurgulayan Prof. Dr. Alaittin Arpacı, “Bilim ve Sanayiyi Buluşturan İnsan: Prof. Dr. Necmettin Erbakan” başlığı altında Erbakan Hoca’nın eğitim hayatı ile ilgili bir konuşma gerçekleştirdi. Arpacı, “Merhum Erbakan’ı tanıdım ama dekanlığına yetişemedim. Erbakan, lisede başarılı bir öğrenci olmasına rağmen sınava girerek 2 bin öğrenci içinde ilk 10’a girmeyi başarmıştır. Onun inanç dünyasına yabancı olanlar bile zeka ve çalışkanlığından kaçamadı. İTÜ’de asistan olmasına rağmen, özel izinle derslere girerek çalışmalarına devam ediyordu. Sadece 27 yaşındayken bütün engellemelere rağmen, Türkiye’nin en genç doçenti olmuştu. Genelde insanlar tek bir konuda uzmanlaşmış olsa da Erbakan, birçok konuda uzmanlaşmıştır. Erbakan Hoca, hem teori hem de pratik adamıydı” dedi.

 

“ERBAKAN HOCA, AŞAĞILIK KOMPLEKSİNİ YIKTI”

Orman ve Su İşleri eski Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, ‘Türkiye’de Sanayinin Kalkınmasında Necmettin Erbakan’ın Rolü’ başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Eroğlu, “Erbakan Hoca Türkiye için en önemli bilim adamlarından birisidir. Özellikle ikinci dünya savaşının ardından  Almanya, Erbakan Hoca’mıza çalışma yapması talebinde bulunmuştu. Erbakan Hoca’nın yaptığı çalışma Almanya’da bilim çevrelerinde büyük ses getirmişti. Erbakan Hoca’mızın profesör olmaması için çok büyük çaba sarf edildi. Erbakan Hoca’mız Türkiye’de otomobil fikrini ilk ortaya atan kişi oldu. Türkiye’de bir aşağılık kompleksi vardı. Bu anlayışı Erbakan Hoca yıkmıştır. Bugün Türkiye’de olan sanayi hamlelerinde Erbakan Hoca’nın emeği çoktur. Kıbrıs’ın fethinde direten kişi rahmetli Erbakan’dır, bu yüzden Kıbrıs’ın fatihi Erbakan Hoca’dır. Hoca’mız çok renkli bir kişiliğe sahipti. Bazen mizahi üslubu, çalışkanlığı, uzlaşmalı tavrı ile yakın siyasi tarihinde adı her yerde geçmektedir. Siyasi hayatı boyunca 4 partisi kapatılmış, hapis yatmış ama buna rağmen ömrünün sonuna kadar çalışmaya devam etmiştir.” ifadelerini kullandı.

 

“MİLLÎ GÖRÜŞ İKTİDARLARI 200’DEN FAZLA FABRİKANIN TEMELİNİ ATTI”

Dr. Ertan Yülek, ‘Bir Kalkınma Projesi Olarak Ağır Sanayi Hamlesi ve Erbakan’ başlığı altında bir konuşma gerçekleştirdi. Erbakan Hoca’nın Türkiye’de yapılan fabrika çalışmalarına dikkat çekerek, “Osmanlı döneminde bir takım fabrikalar yapılmış. Mesela ayakkabı fabrikası Beykoz’da şimdi orası film stüdyosu. Abdülhamid zamanında çok fazla sanayi yok ama sanayi mektepleri açılmış. Cumhuriyet döneminde bir iktisat kongresi var burada alınan kararlar ile Sümerbank, Etibank ve MTA kurulmuştur. Türkiye’de iki ciddi sanayi hamlesi vardır. Birincisi Sümerbank, Etibank ve MTA hamlesi. İkinci hamle ise Erbakan Hoca’nın yaptığı ağır sanayi hamlesidir. Erbakan Hoca bu dönemde CHP ile koalisyon ortağı olarak iktidar kurmuştur. Bu dönemde 300 yıldır toprak kaybeden Türkiye Kıbrıs’ı kazanmıştır. Bu hükümette ağır sanayi hamlesi başlamıştır. Milî Görüş iktidarları döneminde 200’den fazla fabrika temeli atılmıştır.” diye konuştu.

 

“MİLLÎ GÖRÜŞ, İYİLİK İÇİN ÇALIŞTI, KÖTÜYE ENGEL OLDU”


‘Necmettin Erbakan’ın Kavram Dünyasını Okuma: Hayra Motor, Şerre Fren Olma Kavramı Örneği’ başlığı altında bir konuşma gerçekleştiren Doç. Dr. Harun Bekiroğlu, Millî Görüş hareketinin iyilik için çalışma kötülük içinse engel olma fikri ile hareket ettiğine dikkat çekerek, “İslam düşüncesi bağlamında bizi, insanı en iyi tanımlama hususunun bir maddeyi tanımlama olduğunu belirtmek isterim. Millî Nizam Partisinin kapatılmasına sebep olan ve MSP tüzüğünde yer alan, ‘Allah’ın hakkı tutma iyiyi sağlama ve kötüyü men etme yolunda bulunmak üzere seçtiği mümtaz ve aziz milletimiz’ ifadesi Al-i İmran Suresi’nden alıntılanarak kullanılmıştır. Böylece MSP ile mesaj verilmiş oldu.” ifadelerini kullandı.

 

“ERBAKAN HOCA, BİRÇOK AYETİ  BAZ ALARAK MESAJLAR VERMİŞTİR”

Doç. Dr. Osman Kabakçılı, ‘Erbakan’ın Referans Gösterdiği Ayetlerin Verdiği Mesajlar’ başlığı altında bir konuşma gerçekleştirdi. Erbakan Hoca’nın birçok ayetten topluma mesajlar verdiğine dikkat çeken Kabakçılı, “İlk olarak ‘Hak Geldi Batıl Zil Oldu’ ayet-i celilesinde hak kavramından başlıyoruz, Taberi’ye göre Kur’an anlamına geldiğini söylüyor. Batıl ise şeytan diyor. Dolayısıyla Hz. Adem’den bu yana hak ve batıl mücadelesi devam etmekte ve kıyamete kadar devam edecektir denilmektedir. Erbakan’ın kullandığı en önemli ayetlerden birisi, ‘Şüphesiz Müslümanlar kardeştir’ ayeti. Müslümanlar kardeş olma şuurunda İslam milletlerinin birleşmesi, kardeşçe yaşaması bu ayeti celile ile amel etmesine bağlıdır. Erbakan Hoca, faiz konusunun üzerinde çok durmaktadır. Çünkü insanların cebindeki paralar alınmaktadır. Erbakan, faizin kaldırılması için önemli projeler sunmuştu. Özünü ise Kur’an’dan almaktadır. Erbakan Hoca manevi konuları daha çok önemsemiştir. Türkiye’de ve dünyada insanlığın saadeti için çalışmıştır.” diye konuştu.

 

“CİHAT, MÜSLÜMANCA  YAŞAMAK İÇİN GEREKLİDİR”

‘Erbakan’ın ve Millî Görüş Hareketi’nin Cihat Düşüncesi Üzerine Bir Değerlendirme’ başlığı ile bir konuşma gerçekleştiren Dr. Ahmet Başaran Manav, Erbakan Hoca’nın cihat kavramı ile mücadelesine aksiyoner bir yapı kazandırdığına dikkat çekerek, “Hadis literatüründe cihat kavramı, nefis, savaş, anne babaya hizmet şeklinde ele alınmıştır. Ayrıca cihat dinin yaşanabilmesi için gerekli olan mücadeleye denir. Erbakan Hoca’ya göre Müslüman mücadele etmeli, dünyadaki zulmün sonu cihat ile gelir. Erbakan Hoca, teşkilatını bu hareketiyle daha aksiyoner bir yapıya dönüştürmüştür. Erbakan Hoca’ya göre Müslümanların tekrar cihat ruhuna sarılması gerekmektedir.” dedi.

 

“ YENİ KURULAN HER PARTİNİN ADI BİRBİRİNİ TAMAMLAMAKTADIR”

‘Millî Görüş Hareketi’nin İsimlendirme ve Tanımlanma Süreci’ başlığı ile bir konuşma gerçekleştiren Prof. Dr. Muhittin Eliaçık, Millî Görüş Hareketi’nin siyaset sahnesinde birçok şeyi yaşadığına dikkat çekerek, “Millî Görüş Hareketi, Türkiye’de kalkınma ve ilerlemeyi barışık ve kaynaşık bir anlayışla ele alan bir hareket olmuş ve içinden evrilme ve çevrilme geçirerek çıkan grupları da görmüştür. Kendisini siyasi parti olarak ortaya koyan bu hareket belli dönemlerde koalisyonlarla da olsa yönetimde bulunarak görüş ve anlayışlarını uygulamaya çalışmış, ancak buna fazla fırsat bulamadan antidemokratik yollarla yönetimden uzaklaştırılmış veya kapatılmıştır. Bu hareket her kapatılmadan sonra yeni bir adla görüş ve anlayışlarını ifade etmiştir. Verilen her yeni ad incelendiğinde birbirini tamamlayan ve bütünleyen adlar olduğu ve bu uyuma özellikle dikkat edildiği görülmektedir. Ayrıca ‘Millî Görüş, Âdil Düzen’ gibi çatı adlandırmaların da kendi içinde uyum üzere olduğu dikkati çekmekte.” diye konuştu.

 

“ERBAKAN, TÜRK SİYASET TARİHİNDE ÖNEMLİ İZLER BIRAKMIŞTIR”

‘Postmodern Darbe Sonrası Türk Siyasetinde Necmettin Erbakan’ın Mirası ve Millî Görüş Hareketi’ başlığı ile bir konuşma gerçekleştiren Begüm Burak, Erbakan Hoca’nın vefat edene kadar Türk siyaset tarihinde önemli isimlerden biri olduğuna dikkat çekerek, “28 Şubat 1997 tarihli Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonrası istifaya zorlanan Refahyol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, 1970’lerden vefat ettiği 2011 yılına dek uzanan geniş bir zaman diliminde Türk siyasal ve ekonomik hayatına önemli etkileri olduğu bilinmektedir. Millî Görüş Hareketi’nin ve Adil Düzen anlayışının mimarı olan Erbakan’ın ‘Millî Görüş’ mirası ve kurumsal hafızası günümüz Türkiye’sinde de hala önemli bir yere sahiptir.” dedi.

 

“SİYASİ, DİNİ VE İKTİSADİ AMAÇLARIN GENELİNE MİLLÎ GÖRÜŞ DENMEKTE”

Dr. Sefa Atik, ‘İslam Fıkhının Temel Kavramlarından Olan Vesail Makasıd Bağlamında Millî Görüş Davasına Genel Bir Bakış’ başlığı ile yaptığı konuşmada, “Necmettin Erbakan’ın şahsî hayatına yön veren siyasî, dinî ve iktisâdî amaçların geneline Millî Görüş düşüncesi denildiği bilinmektedir. Yine başlatmış olduğu hareketin hâlâ siyasi bir ekip tarafından sürdürülmesinin ve ayrıca kendi gövdesinden çıkarak halen iktidarda bulunan siyasi hareketin ise min veçhin atıf yapmış olduğu gerçeğin arkasındaki maksadın derinliği ortadadır.” ifadelerini kullandı.

 

“İSLAM’I ESAS ALAN SİYASİ YAPILAR ORTAYA ÇIKMIŞTIR”

Millî Görüş hareketlerinin İslami Siyaset Düşüncesi bağlamasındaki dinamikleri üzerine bir konuşma gerçekleştiren Fatıma Aksakal, “İslam’ın ilk döneminden günümüze kadar İslam esaslarına dayalı siyasi yapılar ortaya çıkmıştır. Millî Görüş kendini temel olarak Osmanlı’nın devamı olarak görerek, Refah, Nizam, Fazilet, Saadet, batılla mücadele, savaş değil barış, güçlü devlet güçlü ekonomi gibi söylemleri benimsemiştir. Millî Görüş hareketi Osmanlı’nın devamı olduğu iddiasının yanı sıra İslam alimlerinin de devamını sağlamıştır. Millî Görüş hareketi sosyal siyasal bazlı hareketler gibi kültürel hareketleri de vardır.” dedi.

 

“İSLAM ÜLKELERİNİN BİR ARAYA GELMESİ İÇİN ÇALIŞMALAR GERÇEKLEŞTİRDİ”

Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, ‘Erbakan’ın İslam Birliği Anlayışı ve Suriye Politikası’ başlığı ile yaptığı konuşmada, Erbakan’ın siyasi hayatında izlediği yollara dikkat çekerek, “Millî Görüş Hareketi’nin kurucusu Prof. Dr. Necmettin Erbakan, projelerini ve icraatlarını ‘Yeniden Büyük Türkiye’ ve ‘Yeni Bir Dünya’ sloganıyla ifade ettiği iki temel gaye üzerine şekillendirir. Erbakan’a göre ilk hedefe ulaşmak için maddî ve manevi yönden kalkınmak, ikinci hedefe ulaşmak için ise İslam birliğini tesis etmek gerekir. Erbakan, Müslüman ülkelerin, emperyalizmin ve Siyonizm’in sömürü, baskı ve her türlü zulmünden kurtulmak için bir an evvel İslâm birliği etrafında bir araya gelmek gerektiğini sürekli savunmuştur. İktidarda olduğu dönemde başta İslam Birliği’nin nüvesi kabul edilen D-8 olmak üzere birçok icraata pratik olarak öncülük etmiştir. Erbakan’ın Suriye üzerinde ırkçı emperyalist güçlerin uygulamaya çalıştıkları stratejiler hakkında önceden uyarılarda bulunduğu ve bu uyarılarında haklı çıktığı gerçeği ortadadır.” diye konuştu.

Enes Malik Yılmaz,  ‘Refah Partisi’nin Yükselişinin Dış Yansımaları: Alan Maskovsky Örneği’ başlığı altında yaptığı konuşmasında Refah Partisinin girdiği her seçimde oyunu arttırdığına dikkat çekerek, “Siyasi hayata 1969 yılında bağımsız milletvekili olarak atılan Necmettin Erbakan’ın genel başkanlığını yaptığı Refah Partisi, 1995 genel seçimleri sonucunda birinci parti olmuştur. Refah Partisi, uzun bir siyasi belirsizlik sürecinin ardından 1996 yılında Doğru Yol Partisi ile koalisyon kurmuş ve Necmettin Erbakan başbakan olmuştur. Yaklaşık bir yıllık iktidar tecrübesinin ardından Refah-Yol Hükümeti, post-modern olarak nitelendirilen darbe ile iktidardan uzaklaştırılmıştır. Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, Alan Makovsky’nin, 28 Şubat sürecinde ciddi etkisi olduğunu ifade etmiştir. Makovsky’nin analizleri, 1993-1994 yıllarında  ABD Dışişleri Bakanlığı İstihbarat ve Araştırma Bürosu’nda Ortadoğu danışmanı olarak görev almış olması açısından son derece önemlidir ve ABD’nin Refah-Yol Hükümeti’ne bakışına dair de ciddi ipuçları verebilir niteliktedir. Makovsky’nin analizleri üzerinde yapılan çalışmada, Makovsky’nin Necmettin Erbakan’ı bir ideolog ve pragmatist bir siyasetçi olarak tanımladığı, ABD ve İsrail çıkarları ile çatışan alternatif jeopolitik söyleme sahip bir lider olarak gördüğü ve Refah Partisi’nin yükselişinin altında yatan sebepleri, ‘yerel yönetimlerdeki başarıları’, ‘güçlü teşkilat yapısı’ ve ‘oy potansiyeli’ olarak tanımladığı belirlenmiştir.” dedi.

Arş. Gör. Hüseyin Arslan, ‘Milli Görüş ve Demokrasi’ başlığı ile yaptığı konuşmada, “Dünya genelinde liberal demokrasi anlayışının gitgide yaygınlaşmasının sebebi onun halihazırda en mükemmel sistem olarak kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır.  Ancak liberal demokrasiye geçiş süreci ve sonrası uygulamalarda önemli dikotomiler yaşandığı bilinmektedir. Bu durumun en önemli nedenlerinden biri; ülkedeki siyasi partilerin istenilen demokrasi anlayışına sahip olamamasıdır. Bazı partiler, kurumlar arasındaki ilişkiyi yok sayarak sadece demokrasinin çoğunlukçu yönünü baz aldıklarından popüler demokrasi anlayışına sahip olabilmektedirler. Bu durum, demokrasinin çoğulculuk anlayışının yok sayılmasına neden olmaktadır. İslamcı ve muhafazakâr partiler de diğer partiler gibi bu dönemde ortaya çıkmaya başlamıştır. Ancak söz konusu partilerin demokrasi ile olan ilişkileri verili düzen tarafından sıklıkla sorgulanmıştır. Millî Görüş Hareketi’nin beş partisi sorgulanmaların merkezinde yer almıştır. Hareketin partileri ile ilgili bu konuda değerlendirmeler yapılırken doğrudan ‘yaftalar’ sonucunda hüküm verilme yoluna gidilmiştir.” diye konuştu.




HABERLER