Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Din-Hukuk-Reform

İlahiyatçı yazar Mustafa Çağrıcı yazdı;

Elbette din, birey ve toplum olarak insan içindir. Din adalet ve hakkaniyetin, sulh ve sükûnun, güvenlik ve huzurun, terbiye ve nezaketin, kısa ahlakın hâkim olduğu bir insanlık hayatı ister ve bunun için ilkeler koyar. Ama sadece ister ve ilkeler koyar; bunları garanti etmez. Bunları garanti edecek olan, birey ve toplum olarak insanın kendisi, Kur’an’ın tabiriyle onun “amel-i sâlih”idir.

Tıpkı tevekkül ve dua gibi. Din bizim Allah’a tevekkül etmemizi, dua etmemizi ister. Ama sırf bunlarla rızkımızın geleceğini, felâketlerden kurtulacağımızı garanti etmez. Allah’a olan inancımızı ve gönül bağımızı tevekkül ve dua ile gösteririz; rızkımızı ve felâketlerden korunmamızı da Allah’ın doğal dünyada kurduğu yasalara göre iş yapmakla sağlarız.

Bunun gibi toplumsal hayatta da ne kadar iyi düzenlenmiş olursa olsun, uygulayıcısından bağımsız olarak kendiliğinden işleyen adalet, hukuk ve ahlak ilkeleri yoktur. Kâğıt üzerinde çok iyi ve ileri hukuk düzenlemeleriniz, yasalarınız olabilir. Tecrübeli siyasetçi ve hukukçu Cemil Çiçek Bey de geçenlerde bir gazeteci dostumuza “Kanunda ne eksik?” demiş, çok da doğru söylemişti. Çünkü eksiklik kanunda değil bizde; siyasetçilerimizle, kurumlarımızla, vatandaşlarımızla bizde… Asıl sorun kanunların eksik olmasıyla ilgili değil. Keşke öyle olsaydı! Yoksa Tanzimat’tan beri bir sürü hukuk reformu yapar mıydık? Kanunda eksik bulunsa bile, zihinde ve ahlakta fazla eksiği olmayan toplumlar eksiği tamamlar, tamamlıyorlar da. Bu bakımdan Cemil Çiçek Bey’in “Bize topyekûn bir tevbe-i nasûh lazım. Reform kelimesi çok aşındı, kimse bir şey beklemesin” sözü meselenin özünü işaret ediyor.

Bir Kur’an tabiri olan “tevbe-i nasûh”un ifade ettiği “dürüst, içten, kararlı, kalıcı ve toptan bir ahlâkî arınma” olmadan ne kâğıt üstündeki YASALAR ne yine bugünlerde çok konuştuğumuz “HUKUK REFORMU” ne de her zaman çok konuştuğumuz kitaplardaki ve kafamızdaki DİN bizi gerçek bir adalet ve hukuk toplumu yapar. Zaten başka birçok sorunumuz gibi –belki hepsinin en önemlisi olan- hukuk ve adalet sorunumuz da böyle bir toplumsal ahlâkî arınma ve aksiyon olmadan reformlarla çözülecek olsaydı, şimdiye kadarki onca reformlarımızla dünyada en ileri hukuk devletlerinden biri olurduk. Adalet ve hukuk sorunu, bu kadar çok din konuşmakla çözülseydi, görünüşte dinle yatıp dinle kalkan Müslüman toplumlar bugünkü utanç verini durumlara düşmezlerdi.

***

Adalet Bakanı Sayın Abdülhamit Gül, geçtiğimiz günlerde, yargıdaki reform hazırlığıyla ilgili açıklamasında -gayet doğru olarak- “Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun” demişti.

Elif Çakır birkaç gün önceki bir yazısında bu sözün dünya siyaset ve hukuk tarihindeki geçmişini özetlemişti. Adaletin önemiyle ilgili bizim kültürümüzde de güzel sözler var. Çok beğendiklerimden biri, m.11. yüzyıl başlarından itibaren eski bilgelerden birine nispet edilerek kaynaklarımızda yer alan “GÜVENLİK EN MUTLU HAYAT, ADALET EN GÜÇLÜ ORDUDUR” sözüdür. “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” sözü de hepimizin malumu. Bu sözü ilk defa gramerci Ebûbekir Muhammed b. es-Serrâc’ın (ölümü: m.928) “el-Usûl fi’n-Nahv” adlı kitabında gördüm. Belki daha eski kaynaklarda da vardır. Anılan eserde bu ifadenin bir gramer kuralına örnek olarak kullanılması, daha eski zamanlardan gelen bir özdeyiş olduğunu gösteriyor.

Gerek Bizdeki “Adalet mülkün temelidir” ilkesi gerekse Batı kaynaklı “Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun” ilkesi siyaset, hukuk ve ahlakta insanlığın ortak vicdanın sesidir. Dürüstlük ve yetkinliğini dolgun içerikli beyanlarından bildiğimiz Adalet Bakanımızın hukuk camiamıza bunu bir kez daha hatırlatması da çok güzeldir.

Fakat bugünlerde siyasetimizde konuşulan tehdit olayı gibi sayısız örneğe bakarak şunu merak ediyorum: Alanıyla ilgili en yüksek yürütme mevkiinde bulunan Bakanımız, hitap ettiği camiasının bu ilkelerin gereğini özgürce ve dirayetle yerine getirebilecek durumda olduklarını düşünüyor mu acaba?


Haber Kaynak : Karar Haber


Anahtar Kelimeler: -Hukuk-Reform

HABERLER