Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


‘Cumhuriyet savcıları PKK için çalışıyor’

Kürt siyasetçi ve hukukçu yazar İbrahim Güçlü Yazdı.

Türk devletinin kuruluşundan sonra Kürtler, Kürt milleti, Kürdistan, Kürtlük yok sayıldı; Kürtlüğün, Kürtlerin, Kürt milletinin, Kürdistan’ın ortadan kaldırılması devlet stratejisi olarak benimsendi. Kürtlerin, Kürt milletinin, Kürt milli değerlerinin yok edilmesi için birçok yol ve yöntem yaşama geçirildi. Kürtlükten, Kürtlerden, Kürdistan’dan, Kürt milli değerlerinden bahsetmenin karşılığı büyük cezalar oldu. En büyük ceza da Kürtlere karşı büyük katliamların gerçekleştirilmesidir.

Kürtlere, Kürtlüğe, Kürt milletine, Kürdistan’a, Kürt milli değerlerine yönelik bu strateji günümüzde de değişik metotlarla aynen devam ediyor. Kürtlerin, kendi kimliklerinden vazgeçmeleri için susmaları isteniyor. Bununu için de sosyal medyada Kürtlüğe, Kürtlere, Kürt milletine, Kürdistan’a, Kürt milli değerlerine, Kürt milli hareketine, Kürdistan Bölgesi’ne dair yazılar yazanlar, yorumlar ve paylaşımları yapanlar cezalandırılarak, susturulmak, Kürtlükten vazgeçilmesi için çaba gösteriliyor.

Devlet, stratejilerini rahatlıkla hayata geçirmek ve sorunu kriminalize etmek için de Kürtlüğe, Kürtlere, Kürt milletine, Kürdistan, Kürt milli değerlerine, Kürt milli hareketine, Kürdistan Bölgesi’ne ilişkin düşünceleri PKK ile ilişkilendiriyor, kolaycı yoldan cezalandırmaları sağlıyor. Hukukçu olarak emniyette, savcılıklarda, mahkemelerdeki sorgulamalarda hep bu strateji ile karşılaşıyoruz. Kürtler hakkında hazırlanan iddianameler de bu minval üzere aynı strateji işle hazırlanıyor.

Ben emniyette, savcılıklarda, mahkemeler de bu stratejinin, Kürt sorununu kriminalize etmek olduğunu, savcıların bütün Kürtleri, hem de PKK’nın yaman muhaliflerini PKK’lı göstermek için olağanüstü bir çaba gösterdiğini, bunun da “Cumhuriyet savcılarının PKK’ya çalışmaları” anlamına geldiğini ifade ediyorum. Şimdilerde de aynı düşüncemi koruyorum. Onun için emniyet, savcılık, özellikle de mahkemelerde bu görüşte ısrarlı olmak, cumhuriyet savcıları hakkında suç duyurusunda bulunmak gerekir.

Sorgulamalar ve yargılamalarla karşı karşıya kalan kardeşlerime de aşağıdaki çerçeve görüşü öneriyorum:

“Cumhuriyet Başsavcılığının benim hakkımda hazırlayıp mahkemenize sunduğu iddianameyi okudum. Hakkımda hazırlanan iddianame usulüne uygun hazırlanmamış. Buna rağmen mahkemenizin kabul etmiş olmasını anlamış değilim. İddianamede benimle ilgili ileri sürülen iddiaların benim gerçeğimle, yazdıklarım ve yorumlarımla hiçbir ilgisi yok. Bu illiyet rabıtasının yokluğunu kısaca izah edeyim.

“1-Benim gerçeğime, düşüncelerime uygun olmayan bir iddianamenin hazırlanmasını hukuka ve adalete uygun bulmak olanaklı değildir. Yazdıklarımı, uzmanların, sizlerin bile okumanıza gerek olmadan ortaokul ya da lise öğrencisinin seviyesinde birilerinin okuması halinde, varacağı sonuçla basittir. Benim PKK ile bir ilişkimin olmadığı sonucuna varacaktır.

“Mahkemenizin görüşlerimi incelemesi halinde, savcının söylediklerinin gerçekle uyuşmadığını hemen tespit edeceğine inancım tamdır.

 “2-İddianame incelendiği zaman, savcının hiçbir araştırma yapmadan ortalıkta duyduklarıyla, hazır olan formüllerle hakkımda iddianame tanzim ettiği görülecektir. Oysa kişilerin özgünlüğü, herkes için iddiaların ve isnatların özgünlüğü vardır. Savcı bunu hiç göz önüne almadan çalakalem bir iddianame hazırlamış.

“3-Kesin bir dille ifade etmek isterim ki benim PKK ile herhangi bir ilişkim yok. Kamuoyunda PKK’ya karşı olan, PKK’yı şiddetle eleştiren, PKK’nın metotlarını insani bulmayan, en önemlisi de PKK’nın bir Kürt örgütü olmadığını ve Kürtleri temsil etmediğini; PKK’nın Kürtlere karşı kurulan, en fazla Kürtlere zarar veren bir örgüt olduğunu savunan biri olarak da bilinir ve tanınırım.

“4-PKK hakkındaki bu görüşlerimden dolayı, PKK’nın saldırıları ve tehditleriyle karşı karşıya kalan biriyim. Savcı eğer ciddi bir araştırma yaparak iddianame hazırlamış olsaydı, beni PKK yandaşı ve propagandacısı olarak iham etmesi söz konusu olmazdı ve olamazdı.

“5-PKK hakkındaki görüşleri bu kadar net olan biri olarak, ayrıca bir Kürt olarak, Kürtlerin milli demokratik haklarını savunan biri olarak, Kürtlere karşı olan ve Kürtlere zarar veren PKK’nın propagandasını yaptığım /yapacağım görüşü, gerçek dışı, kendime yönelik bir hakaret ve suç olarak da kabul ediyorum.

“6-Benim yazdıklarımın PKK ile ilişkisinin olmadığını sorgumda da ifade ettim. Benim paylaşımlarım, PKK’ya yönelik eleştirileri dile getirmek için yapılan paylaşımlardır. Bunu basit bir inceleme ile tespit etmek olanaklıdır. Ne yazık ki savcı, hiçbir inceleme gereği görmeden, benim PKK ile ilişkilendirip cezalandırılmam için harekete geçmiş. Bunun akılcılıkla, hukukla, adaletle, vicdanla bir ilgisi olabilir mi?

“7-Benim Kürt bayrağını paylaştığım doğru. Kürt bayrağını, PKK bayrağı ve sembolü olarak görmeye çalışmak da iyi niyetle yorumlanamaz. Ayrıca savcı bir araştırmaya girmiş olsaydı, PKK’nın Kürt bayrağına karşı olduğunu, bunun için de onlarca eylemiyle Kürt bayrağını küçük düşürmeye çalıştığı, onun da ötesinde kendi yayın organlarında Kürt bayrağı hakkındaki karşıt görüşlere sahip olduğunu, Kürt bayrağını kendi bayrağı kabul etmediğini saptayacaktı.

Ama savcı bunu yapmamış. Kolaycı bir yolu seçerek, Kürt bayrağını paylaşmamı PKK ile ilişkilendirmek için bir belge ve enstrüman kabul etmiş. Bu nasıl bir akıl ve hukuk anlayışıdır?

“8-En önemlisi de iddia makamının, Kürt bayrağını paylaşmanın suç olmayacağını da bilmesi gerekir.

Kürdistan Başkanı ve Başbakanlarının Türkiye ziyaretlerinde Kürt bayrağı, Türk bayrağı ile birlikte onurlandırılan ve asılan bir bayrak olmuştur.

İddia makamı, beni Kürt bayrağını paylaştığım için suçlarken ve PKK ile ilişkilendirirken, farkına varmadan Türkiye Cumhurbaşkanını ve Başbakanlarını da bir anlamda suçlamış oluyor. Savcı böyle bir şeyi nasıl yapabilir?

“Eğer Kürt bayrağı suç olsaydı, Türkiye Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık makamında asıldığı zaman, ilgililer hakkında hukuki soruşturmanın açılması gerekirdi. Ama bu yapılmadı. Yapılmaması doğru da yapıldı. Çünkü böyle bir eylem bana göre açıkça kanunların ve hukukun ihlali anlamına gelirdi.

Bu gerçeğin mahkemeniz tarafından görülmesi için o resimleri sizlere sunuyorum.

9-İddia makamının, beni PKK ile ilişkilendirerek cezalandırılmamı mahkemenizde istemesini de oldukça tehlikeli buluyorum. İddia makamının bu eylem ve girişimi, beni zorla PKK’lı yapma gayretidir. Buna hakkının olmadığını açıkça ifade ediyorum. İddia makamının bu çaba ve gayretinde iyi niyet aramak olanaklı değildir.

“Bundan öteye geçerek diyorum ki iddia makamının bu gayreti, PKK için çalışma çaba ve gayretidir. Bu nedenle ben iddia makamı hakkında suç duyurusunda bulunuyorum. 

“10-İddia makamının beni PKK ile ilişkilendirmesini ve PKK propagandacısı olmam nedeniyle yargılama talebini kesinlikle reddediyorum.

“Savcı, beni Kürt olduğum, Kürt halkının milli hak ve özgürlüklerini savunduğum için cezalandırılmamı istiyorsa bunu açıkça söylemelidir. Bu iddiaya karşı söyleyecek bir sözüm olmaz. Bu suç olmayan suçu şerefle kabul ediyorum. Bunun suç kabul edilmesi de, 21. Yüzyılda hukukun yüzkarası olacaktır.

“11-Hiç şüphe yok ki Kürt halkının milli hak ve özgürlüklerini dile getirmem de suç değildir. Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında ele alınacak bir konudur. Görüşlerime kesinlikle şiddeti içermiyorlar. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Amerika Yüksek Mahkemesinin ilgili kararlarının kapsamı içindedirler.

“12-Ayrıca Diyarbakır mahalli mahkemesi Kürt yazar ve siyasetçi İbrahim Güçlü hakkında Kürt bayrağını savunduğu için açılan davadan dolayı beraat kararı vermiş. Onun görüşlerini düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kabul edip, sonuca varmıştır.

“Yargıtay’ın bu konuda verilmiş bir kararı var. Bu karar,  bir mahalli mahkemenin kararına karşı oluşturulmuş bir karar. Bu karar göre, Kürt bayrağını savunmak ve asmak,  suç sayılmamaktır. Bu nedenle bu davanın düşürülmesini talep ediyorum.”

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.


Haber Kaynak : K24 Türkçe