Çağdaş İslam Düşüncesinde Düşünce Mimarları Yazı Dizisi- 1

Yazarımız Turan Yaman´ın ?Çağdaş İslam Düşüncesinde Düşünce Mimarları Yazı Dizisi- 1? başlıklı yazısında işlemiş olduğu, Kazanlı Âlim, Düşünür ve Aksiyon Adamı Musa Carullah Bigiyef´in hayatı, düşüncesi, ilmi kişililiği ve ile ilgili makalesini siz değerl

Çağdaş İslam Düşüncesinde Düşünce Mimarları Yazı Dizisi- 1

Turan Yaman

 

Musa Carullah Bigiyef

(1875-1949)

Kazanlı Âlim, Düşünür ve Aksiyon Adamı.

İslam da muteber olan, fikir birliği değil, kalp birliğidir.

Fikirler ne kadar muhtelif olursa olsun,

Kalp birliği İslam´ın en büyük esasıdır.

Musa Carullah Bigiyef

 

Musa Carullah Bigiyef´in Yetiştiği Bölge

Musa CarullahBigiyef Moskova ile Sibirya bölgesi arasında kalan Kazan yurdunda Kazan, Türkleri arasında yetişmiş bir İslam düşünürü. Orta-idil bölgesinde Kazan Türkçesiyle konuşan bütün Türklere, ?´Kazan Türkleri´´ denilmektedir. Kazan yurdunda yaşayan kazan Türkleri emevi devletinin bölgeye yönelik akınları sonunda 7. asırda Sasani İmparatorluğunun yıkılmasıyla İslam´la tanıştılar. 2 asra kadar İslam´ı tamamen benimseyip İslami kaidelere göre hayatlarını idame kazan Türkleri, 15. asırda büyük kanlı savaşların sonucunda tarih sahnesinden çekilip Rusların boyunduruğu altına girdiler.

 

Rus hâkimiyeti boyunca özgürlükleri için direnen kazan Türkleri çarlık Rusya´sı tarafından hunharca katledildi.

Uzun bir süre çarlık Rusya´sının baskıları altında bir varoluş mücadelesi veren kazan Türkleri 18. Asra gelindiğinde yeniden toparlanmaya başlamış, sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel alanda ki çalışmalarına devam etmişlerdir. Bu dönemde Abdunnasir Kursavi, Şihabuddin Mercani, Rizaeddin bin Fahreddin, Abdurreşit İbrahim gibi önde gelen ilim insanları yetişmiştir.

1905 yılında Rusya da patlak veren iç ihtilal kazan Türkleri için bir fırsat olmuştur. Zira bu ihtilalle beraber Rusya´nın otokratik devlet yapısı yerini meşruti monarşiye bırakmıştır. Rusya da yaşan halklar gibi kazan Türkleri de bu ihtilalle beraber bazı alanlarda kendilerine siyasi-dini birtakım hürriyetler verileceğini umut etmişlerdir. Bu dönemde devlet yapısının meşruti monarşiye dönüşmesini fırsat bilen Rusya da ki Müslüman Türkler  ?´Müslüman ittifakı´´nı teşkil etmek için çalışmalara başlarlar.  Müslüman ittifakı için yapılan çalışmalar 1917 yılında patlak veren Bolşevik ihtilaline kadar hız kesmeden devam eder. Nitekim 1917 yılına gelindiğinde ??Birinci Rusya Müslümanları kongresi´´ düzenlenir. Ancak Bolşevik İhtilal´in getirdiği bu olumlu hava uzun süre devam etmez ve Bolşevikler 1918 yılından itibaren Rusya Müslümanlarına karşı baskı ve zülüm politikalarına girişirler.  Bu dönemde Rusya Müslümanları üzerinde yoğun bir devlet baskısı oluşur, Bolşevik yönetimi Rusya da Müslüman avına çıkar. Baskılar sonucunda Müslüman liderler tutuklanıp zindana atılır ve Müslümanlara ait bütün müesseselere kilit vurulur. Kazan Türkleri Bolşeviklerin kendileri üzerinde oluşturdukları her türlü baskı ve asimilasyona rağmen din, örf ve kültürlerini muhafaza etmeyi başarırlar. Hatta bu dönemde Müslümanların birbirleriyle oluşturdukları dayanışma ve birliktelik sayesinde Bolşevikler Müslümanları Rus topraklarından yok edemezler.

Böyle bir coğrafya ve zamanda yaşayan Mussa Carullah Bigiyef Mercani, Kursavi ve Abdurreşit İbrahim gibi İslam coğrafyasının yetiştirdiği önemli simalarından biri. Hayatı boyunca dur durak bilmeyen mücadele ve azmiyle, ilmi çalışmalarıyla Musa Carullah Bigiyef 20. yy Çağdaş İslam düşüncesinde adından söz ettiren bir âlim, düşünür ve aksiyon adamı.

Musa CarullahBigiyef´in Ailesi ve Çocukluğu

Musa Carullah ailesi, güney Rusya da Penza ilinin Çımbar ilçesine bağlı Kikino köyünden gelmektedir. Ailenin kökenleri, 16. Yüzyılın sonlarına kadar Hive ve kırım arasındaki bozkırlarda gidip gelen, savaşçılığıyla tanınmış Nogayların Altıul uruğuna dayanır.1Mişerlerolarakta bilinen bu grup, daha sonra güney Rusya da Penza ilinin Çımbar ilçesinde Ruslarla meskün bölgeye göç ederek köy hayatına geçmiştir.2

 

Babası Molla Carullah, Abdulkerim Bigiyef isimli zengin bir köylünün oğluymuş. Molla Carullah, köylerin de bulunan medresede tahsil gördükten sonra ruhani vazifeye hazırlanırken, daha sonra ticaret ile uğraşmaya karar verir. Bu maksatla köyünden ayrılan Molla Carullah aile fertleriyle beraber güney Rusya´da ki Rostov şehrine göç etmiştir.

Musa Carullah Bigiyef 1875 yılında Don nehri kıyısındaki Novo-Çerkassk şehrinde dünyaya geldi. Musa Carullah Bigiyef´in çocukluğu ailesinin göç ettiği ve Rusya´nın önemli ticaret şehirlerinden birisi olan Rostov şehrinde geçmiştir.

Musa Carullah Bigiyefin babası Molla Carullah Moskova-Rostov demir yolları yapılırken müteahhit olarak çalışmış. Bir gün Orenburg müftüsü Selim Giray Tefkilef hacca giderken Rostova uğrayıp Molla Carullağın evine misafir olur. Orenburg müftüsü Selim Giray Tefkilef şehir Müslümanlarının bir imamı olmadığını görünce dini tahsili iyi olup, Rusça dilini de iyi bildiği için Molla Carullağ´ı ahund/din âlimi olarak tayin etmiş. Bir süre bu görevi icra eden Molla Carullah kırk beşli yaşlarda vefat etmiştir. Babasının vefatından sonra Musa Carullah Bigiyef annesi Fatıma Hanım ve büyük erkek kardeşi Muhammed Zahir Bigi´yle beraber hayatlarına devam etmişler. Musa Carullah Bigiyef´in annesi Fatıma Hanım, ulema ailesinden gelen Damolla Habibullah Hazret´in kızıdır. Muhammed Zahir Bigi kardeşi Musa Carullah Bigiyef´ten 5 yaş büyük olup, modern Tatar edebiyatı üzerine çalışmış ve bu alandan çeşitli eserler vermiş.

Öğrenim Hayatı

Musa Carullah Bigiyef İlköğrenimini annesi Fatıma hanımdan aldı. 11 yaşında Rostov Rus Teknik devlet Lisesine girer. Buradaki tahsilini tamamlamadan annesi onu buradan alıp 1888´de kazan´a gönderir. Annesi oğlunun dini konuda iyi bir tahsil almasını arzu ediyordu. Rostov şehrinde iyi bir dini eğitim alabileceği bir yer olmadığı için ağabeyi zahir Bigi´nin kazanda dini eğitim için gittiği ki göl boyu medresesine gitti. Göl boyu medresesi kazanda tanınmış önemli bir medreseydi. Musa Carullah burada 2,5 yıla yakın bir süre kaldıktan sonra buradan ayrılıp Maverünnehir´e geçip buhara ve Semerkant medreselerinde eğitim görür. Musa Carullah buradaki medreselerde umduğunu bulamaz ama yinede ümidini yitirmez ve buradaki hocalardan ayrı ayrı dersler alır. Buhara´da ki medreselerde farsça, Arapça ve İslami ilimleri öğrenir. Medreselerde ders olarak okutulan fıkıh ve kelam konularından ziyade felsefe ve matematik konuları onun ilgisini çeker. Yenilikçi Damollo İvaz Efendi ile Damollo İkram Efendiden Fıkıh ve Felsefe; Damollo Şerif Efendi´den Matematik, Astronomi dersleri alır. Öklid, Pisagor, Arşimet, Eflatun, Aristo,

Descartes ve Bacon´un fikirlerini öğrendi. Rusça bilmeyen kimi hocaları için Matematik alanında bazı kitapları Rusçadan Türkçeye tercüme eder. Maverrünnehir de gerekli eğitimini aldıktan sonra Rostov´a ailesinin yanına döner. Rostovda yarım bıraktığı eğitimini tamamlayıp üniversiteye girmek için müraacatta bulunur, lakin Latince bilemediğinden üniversiteye kabul edilmez. Carullah bu sefer yaklaşık 11 yıl sürecek olan dini tahsil eğitimi için yeni bir umutla İslam beldelerini dolaşmaya niyet eder. Önce İstanbul´a gelir. Burada önce mühendislik mektebine yazılır, ama yakınlarının ve hocalarının tavsiye ve ısrarı sonucu mühendis mektebini bırakıp tekrar İslâmî ilim tahsiline yöneldi. İstanbul´dan aynı amaçla Mısır´a geçti. Kahire´de fıkıh ve hadis alanında iyi olan hocalardan dersler aldı. Muhammed Abduh ve Şeyh Bahit Efendi ile tanıştı onlardan ders aldı.3 Mısır Millî Kütüphanesinde Mushaflar ve Kur´an tarihi üzerine araştırmalar yaptı. Mısır´dan Hicaz´a geçti. Mekke ve Medine´de iki yıl dinî araştırmalar yaptıktan sonra Hindistan´a intikal etti. Hintli âlimlerle görüş alış-verişinde bulundu. Deoband İslâm Üniversitesi´nde altı ay süreyle ilmî çalışmalar yaptı. Hindistan´dan tekrar Kahire´ye dönen Bigiyef; üç yıl burada kaldıktan sonra, önce Beyrut´a, oradan Şam´a gitti. O dönemin bu ilim merkezlerinde de kezâ araştırmalar yaptı. On bir yıl süren bu seyahatleri sonucunda Arap ve Fars dillerinde kendini geliştirmiş. Bu süreçte çalıştığı kütüphanelerde bulduğu eski eserler üzerinde çalışmış ve Ebu´l-? Ala el Ma´arri (973-1057) gibi düşünürlerin fikirlerini keşfetmiştir. Musa Carullah 1904 yılında bir bilgin kişi olarak, doğduğu topraklara/Kazan´a döndü.

Musa Carullah, 11 yıl süren ilim seyahatlerini şu sözleriyle değerlendirir:

"-Büyük ümitlerle İslâm âlemini gezdim. Buhara, Türkiye,

Mısır, Hicaz, Hint ve Şam diyarlarında dolaştım.

Dinî medreselerin her birini gördüm.

Fakat vatanıma maalesef temam-ı hayretle döndüm.

1904 yılında Arapça, Farsça ve İslâmî ilimleri öğrenmiş olarak doğduğu topraklara/vatanına dönen Musa Carullah Efendi, burada "Tarih´ü-l-Kur´an ve´1-Mesahif" adlı eserini yazdı ve büyük takdir topladı. 1905 yılında imam ve müderris olan Şeyh Zakir Efendinin kızı Esma Aliye Hanım Efendi ile tanışıp evlendi. Zaman içinde altısı kız ikisi erkek olmak üzere sekiz çocuğu dünyaya geldi.

 

Mücadelesi

Uzun bir süre İslam coğrafyasının birçok medresesini, kütüphanelerini gezip âlimlerle yaptığı dersleri yeterli görmeyen Musa Carullah evlendikten sonra eşini annesinin yanına bırakıp Hukuk tahsili için Petersburg Hukuk Fakültesine kaydoldu. Bir taraftan hukuk eğitimi alırken diğer taraftan Arapça ve İslami ilimler konusunda araştırmalar yapmaya devam etti. Hukuk eğitimi için geldiği Petersburg da gazeteciliğe baladı. Bu dönemde tanıştığı kadı Abdulreşit İbrahim ile beraber Ülfet gazetesini çıkardı.  Bu gazete ve diğer kazan gazetelerinde yazılar yazan Musa Carullah yazılarında ülke sorunlarını ve İslam dünyasının problemlerini konu edinip kazan Türklerinin uyanış dönemine önemli katkılarda bulundu. Rus Müslümanları bu dönemde belli periyotlar da beş büyük kurultay düzenleyip ülke sorunlarını ve Müslümanların durumu üzerine birtakım çalışmalar yapmışlar. Oluşturulan kurultaylarda baş kâtip göreviyle aktif bir şekilde çalışmalarda yer alan Musa Carullah  ?´Müslüman İttifakı´´ adıyla kurulan siyasi partinin on beş kişilik komitesinde yer aldı. Yazdığı yazıların çarlık rejimi karşıtı olmasından ötürü 1907 yılında Ülfet dergisinin yayını durdurulmuştur.

1909 yılı sonunda ailesiyle Orenburg´a taşındı ve orada hüseyniye medresesinde dersler verdi. Şura dergisinde yayınladığı ?´ Rahmet-i İlahiyye´´ adlı makalesi ?´Kadimci´´ âlimler tarafından sert eleştirilere maruz kaldı. 1910 yılında medreseden ayrılıp Petersburg´a geri döndü. Aynı yıl içerisinde Finlandiya´ya geçti. Burada "Uzun Günlerde Oruç, Kuzey Kutbunda Akşam, Yatsı ve Sabah namazlarının nasıl olacağı" konusunda araştırmalar yaptı ve gözlemlerde bulundu. Hazırlamakta olduğu tatarca kuran tercümesini 1912´de bitirdiyse de bastıramadı.

1913 yılında Petersburg´ta Emanet Matbaası´nı kurdu.1904-1917 yılında Rus Müslümanları beş büyük kongre düzenlediler. 1917 yılında toplanan "Rusya Müslümanları V. Büyük Kongresi"nde Divan Başkanlığı´na getirilen Bigiyef, kongre sonunda oluşturulan on kişilik Millî Şura´ya seçilmiştir. Rusya Müslümanlarının düzenledikleri kongre toplantılarında medreselerin ıslah, dini idarenin yeniden yapılandırılması, Müslüman kadınların toplumsal hayata katılması gibi toplumsal sorunlar üzerinde duruldu ve bu konularda çözüm yolları arandı. Bigiyef´in kongre´ye sunduğu tebliğler büyük tartışmaları neden oldu ama "Kadın Haklarına´´ dair tebliği kongre tarafından kabul edilmiştir. Ayrıca Rusya da yaşayan Müslümanların dini ve milli hürriyetlerini sağlanmasıyla ilgili bir öneride bulundu. Ancak komünist idareye yakın olan Alimcan İbrahimov´un Müslümanlar için kültür, edebiyat ve idari bakımdan ayrı birimlerin oluşturulması ve buna göre belirli sınırlar içerisinde cumhuriyetlerin kurulması teklifi kabul edildi.

Musa Carullah Bigiyef´in asıl aktif siyasi hayatı 1917 Bolşevik ihtilaliyle başladı. Bolşevikler, 1917 ihtilâlinden sonra Rusya içindeki asıl ve azınlık toplumlara hürriyet ve istiklâl vereceklerini büyük gürültülerle ilân etmişlerdi. Musa Efendi, bu vaadlere inananlar arasındaydı. Fakat çok geçmeden bu vaadlerin bir aldatmacadan ibaret olduğu anlaşılmış, yoğun baskı dönemi yeniden başlamış ve Musa

Efendi´nin çevresindeki birçok vatanperver Rusya´dan kaçmak zorunda bırakılmışlardır. Musa Carullah, her şeye rağmen Rusya´yı terk etmedi hatta komünist yöneticilere yakın durmaya çalışarak onlardan Türk toplumu için kendi ifadesiyle "faydalar koparmaya" çalıştı.

Nitekim 1918´de Petersburg´ta "el-Minber" dergisini çıkarmayı başarmış ise de, ancak derginin yayın hayatına kısa zamanda son verildi. Bunun üzerine Petesburg´tan gelen din ve ilim adamlarıyla ilmî çalışmalaryaptı. 16-20 Eylül 1920 tarihleri arasında "Ufa"da toplananve Ziyaeddin Kemali, Kırım Müftüsü İbrahim Efendi ile birlikte binlerce kişinin iştirak ettiği "UfaKongresi"ne Musa Efendi de katıldı. "Türkiye Büyük Millet Meclisi´ne Müracaat" adlı, küçük fakat önemli eserini bu sırada kaleme aldı. Bigiyef, bu eserinde Türkiye Büyük Millet Meclisi´ne Türkiye ve dünya müslümanları hakkında teklifler sunmuş ve bu tekliflerini T.B.M.M´ne göndermiştir. Musa Carullah, kendisini artık Rusya´daki soydaşlarının problemleri ile sınırlı saymadı ve bütün Türk ve Müslümanların mes´eleleriyle ilgilenmeye başladı. Nitekim aynı yıllarda "İslâmiyetin Elifbası" diye bir eser hazırladı. "Anayasa" üslûbunda kaleme aldığı kitapta "Hilâfet", "İnsan Hakları", "Kadın Hakları", "Harp Hukuku" ve devletlerarası "Sözleşmeler"e yer verdi. Bigiyef bu eserini Ufa Ulema Meclisi´nde sundu ve Meclise katılanların takdirini aldı. Eserinin ilk 68 maddesi Rusya Müslümanlarının sorun ve çözümlerine dair olurken, 168 maddesi ise bütün Müslümanları ve İslam ülkelerini ilgilendirmektedir. Eser, çoğaltılarak Türkistan, Afganistan, Kâşgar ve Türkiye´ye gönderildi. Rusya´da matbu hale getirilemeyen eser, Finlandiya´daki Kazanlı Türkler vasıtasıyla 1923 yılında Berlin´de bastırıldı. "Dinî, Edebî, İctimaî, Siyasî Meseleler ve Tedbirler Hakkında İslâm Milletleri"ne adı ile bastırılan eserin gelirleri, I. Dünya Savaşı´nda şehit düşen Türk askerlerinin yetimlerine bağışlanmıştır. Musa Carullah bunu -eseri, Çanakkale´de savaşan Türk askerinin şerefine telif ettiğini de belirterek´ eserin kapağında ifade etmiştir. Eser, kısa zamanda Rusya´da yankılandı ve Musa Efendi Moskova´da hapse atıldı. Bu durum Türkiye´de ve "Batı"da tepki topladı. 3 ay sonra hapisten çıkarıldı ise de, Moskova dışına çıkmasına izin verilmedi.

1925 yılında kırım´a gitmiş kırım halkı ve kanaat önderleriyle bir araya gelip çeşitli konularda ilmi sohbetler yapmıştır.

1926´da Mekke´de toplanan "Bütün Dünya Müslümanları Kongresine´´ Kâşgarlı Müslümanlar adına bağımsız delege sıfatıyla katıldı. Bu kongrenin zabıtlarını "El-Mu´temeru´1-Mekkî ve Küllü-maCerafihi ve Küllü Mesalihihi" adıyla yayınladı. Dönüşte İstanbul ve Ankara´ya uğradı. Ankara´da devlet ricali ile görüşmeler yaptı. TB.M.M´ni ziyaret ederek toplantıları izledi. Buradan Mısır´a geçti ve Kahire´de toplanan "Hilâfet Kongresi"ne katıldı.

1927 yılında hac yapmak için Suudi Arabistan´a gitti. Giderken İstanbul´a uğradı ve kırımda hazırladığı "Şeriat-ı İslamiye Nazarında Müskira" isimli eserini burada bastırdı. İstanbul´dan sonra ?´Hilafet kongresi´´ne katılmak için Kudüs´e geçti.

Musa Carullah Rusya´dan Ayrılıyor

Müslüman din âlimlerinin üzerindeki baskıların artması ve komünist rejimden bir fayda sağlanamayacağını anlayan Musa Carullah kendi hayatı tehlikeye atmamak için aile fertlerini geride bırakarak Rusya´yı terk etmek zorunda kaldı. Önce Afganistan ve Hindistan´a, oradan da Mısır´a gitti. Mısır´da da kısa bir süre kalan Musa Efendi, 1932 yılında Finlandiya´ya gitmeye karar verdi. Bu ülkeye giderken Ankara´ya uğradı. Ankara´da I. Türk Tarih Kongresi´ne katıldı. Büyük müfessir Elmalılı Hamdi Yazır ile görüştü ve Finlandiya´ya geçti. Orada da fazla kalmadı. 1933 yılında Berlin´e geçti, orada bir matbaa kurdu ve kendi ifadesiyle;"-Büyük inkılâp tufanlarıyla fikirleri ve kalemleri boş kalıp, lisanları susmuş olan içtihadehli"nineserlerini basabileceğini ilân etti. Burada ?´ Hatun´´ adlı eserinin de içinde yer aldığı eserlerini bu matbaa vasıtasıyla neşretmeye başladı. Fakat kaderin bir cilvesi olarak bir süre sonra, matbaanın masraflarından dolayı yaşadığı ekonomik sıkıntılardan ötürü Berlin´den de ayrılmak zorunda kaldı.

1934 te tekrar Finlandiya ya döndü, oradan da İran´a geçti. İran da kalırken Şiiliğin kaynakları üzerinde çalışmalar yaptı hatta İran da bulunan Şii kanaat önderlerinden Muhsin el- emin ile Şiilik düşüncesi üzerine birtakım görüşmeler yaptı.

1937 yılında Hindistan´a oradan Japonya Çin, Cava ve Sumatra´ya seyahat etti. 1939 yılına kadar burada kalan Carullah, II. Dünya savaşının başlaması üzerine pasifik ülkelerinden ayrılıp tekrar Hindistan´a geçti. Hindistan´dan Pakistan´a geçerken Peşaver´de Japon yanlısı olduğu gerekçesiyle tutuklanıp bir buçuk yıl hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra 1945 yılına kadar Bopal şehrinde göz hapsinde tutuldu. Bu sürede 10 eser kaleme aldı. Hapishanedeyken, hadisi kabul etmeyip sadece kurana inanan ve kendilerine kuranniyyum/kuranın takipçileri diyen kişilerle Kuran ve Sünnet üzerine yaptığı fikri tartışmalar sonucu sünnet müdaafası niteliği taşıyan ?´Kitabbu´s Süne´´ isimli eserini kaleme aldı.

Vefatı

Musa Carullah bigiyef hastalığı sebebiyle 1947 yılında Kahire´ye oradan İstanbul´a geçerek tedavi oldu. İstanbul´dayken Türk vatandaşlığına kabul edildi. 1947 yılında İstanbul da kendisiyle bir görüşme yapılır. Carullah´a o günlerde Tasvir gazetesinde çıkan ?´Bütün öteki Müslüman milletlerin biricik kurtuluş yolu bugün Türkiye Cumhuriyeti´nin tuttuğu yolu tutmaktır´´ cümlesinin kendisine ait olup olmadığı sorulunca cevaben ?´Evet bu cümle ile bağımsız bir devlet olma itibari ile tutulan yoldan, siyasi istiklal ve hâkimiyet yolundan başka bir yol düşünmedim.´´ der.

İstanbul´un havası kendisine iyi gelmediği için tekrar Kahire´ye döndü. Musa Carullah on dokuz yıldan beri uzak kaldığı ailesini göremeden 25 Ekim 1949´da Kahire de vefat etti. Ömrünün son anına kadar kendisine yardım eden Abdurreşid İbrahim´in kızı Fevziye Hanım ve eşinin durumu Hidiv Tevfik´in kızı Prenses Hatice´ye aktarmasıyla kendisi Afifi´deki Hidiviyye mezarlığına defnedildi. Hastalığının son demlerinde hastalığı artınca bir vasiyet kaleme alır; kitaplarını ve yazılarını Ankara da açılacak olan Milli Kütüphaneye bağışlar. Rusya da ki ihtilalcı yönetim özel mülkiyeti kaldırınca on beş bine yakın kitabı Leningrad ilimler akademisine taşınmış ve burada kendi adını taşıyan bir odaya konulmuştur. Vefatından sonra vasiyeti üzerine kahire de elinde bulunan 500 kitabı Ankara Milli Kütüphaneye gönderildi.

 Toshihiko İzutsu´nun Hoca Arayışı ve Musa Carullah

1930´lu yıllarda üniversite talebesi olan Toshihiko İzutsu dil çalışmalarıyla ilgilenmeye başlar ve Okawa Shumei´nin teşvikiyle Arapça öğrenmeye karar verir. Ancak o dönemde kendisine Arapça öğretecek bir Japon hoca bulamaz. Hoca arayışını sürdüren İzutsu Tokyo´ya gelir. Burada meşhur Sibiryalı âlim ve seyyah Abdürreşid İbrahim´den kendisine Arapça öğretmesini rica eder. Abdürreşid İbrahim, İzutsu´nun ricasını kabul eder. Böylece İzutsu, Abdürreşid İbrahim´in öğrencisi olur.

Dünyaca ünlü Japon ilim adamı İzutsu, ilk defa Arapça sesleri Abdürreşid İbrahim´den duyduğunu ve onun sayesinde sesleri telaffuz edebildiğini, yine onun sayesinde ilk defa Kur´an´ın Arapça okunuşunu dinleyebildiğini söyler. İzutsu, hocası Abdürreşid İbrahim yorulup dersi kesene kadar ondan Arapça çalışmıştır.

Cemil Aydın ?Dünya Küçüktür? başlıklı makalesinde (Dergâh, Mayıs 1999), 1938 yılında Japonya´nın Tokyo şehrinde bir araya gelen Musa Carullah-Toshihiko İzutsu-Abdürreşid İbrahim üçlüsüne ait Ruşen Sezer´den nakille önemli ve ilginç anekdotlar aktarır. Ruşen Sezer, Toshihiko İzutsu´yu yakından tanıyan ve 1969 yılında İran´da İzutsu ailesi ile aynı evi paylaşan ilahiyat hocasıdır. Sezer, İzutsu´yu 1963´te Kanada´nın Montreal şehrinde tanımıştır.

Anlatılanlara göre Abdürreşid İbrahim bir gün ders esnasında, öğrencisi Toshihiko İzutsu´ya -tevazu ile- aslında kendisinin çok iyi bir Arapça hocası olmadığını, Arapçanın asıl üstadının o hafta Tokyo´ya geleceğini ve artık daha bilgili bir hocadan Arapça öğrenebileceğini söyler. İzutsu heyecanla Abdürreşid İbrahim´in bahsettiği hocayı beklemeye başlar ve Tokyo´daki Tatar cemaatinin önde gelenleriyle birlikte yeni hocasını Yokohama Limanı´nda karşılamaya gider. İzutsu´nun yeni Arapça hocası, büyük Tatar âlimi Musa Carullah´tan başkası değildir.

Carullah ve İzutsu ilk Arapça dersinde bir araya gelirler. Carullah, İzutsu´ya ?seninle bundan sonra meşhur Arapça gramerini okuyacağız? der. İzutsu, Carullah´a bu kitabı Tokyo´da nereden bulabileceğini sorar. Carullah cevaben eliyle başını işaret ederek, ?İşte burada? der ve ilk dersten itibaren, kendi ezberinden İzutsu´ya bahsettiği kitaptan gramer notları yazdırmaya başlar. İzutsu, Japonya´da bulunduğu müddetçe Carullah´tan Arapça ders almış, cahiliye devri şiirleri de dâhil olmak üzere klasik Arapça metinler okuma fırsatı bulmuştur.

Uzun yıllar geçtikten sonra, İzutsu artık Arapçayı çok iyi öğrenip, Japonya´daki ilk İslami ilimler profesörü olarak Suriye sahaflarında gezerken, Carullah´ın kendisine bahsettiği Arapça gramer kitabını görür ve satın alır. İzutsu, Carullah´ın ezberinden kendisine yazdırdığı eski Arapça notlarıyla kitabı karşılaştırınca, tıpa tıp aynı olduğunu şaşkınlıkla fark eder.

Musa Carullah Altın Dişini Çektiriyor

Ahmet Kanlıdere, ?Kadimle Cedit Arasında Musa Carullah Hayatı-Eserleri-Fikirleri? adlı eserinde, Carullah´ın Japonya seyahatine ilişkin yine Ruşen Sezer´den nakille ilginç bir anekdotu şöyle aktarır: ?Carullah o günlerde parasızdı. Kendisini yemeğe çağıran Tatarlara bir karşılık vermek ister. İzutsu´ya kendisini bir dişçiye götürmesini söyler. Dişi ağrıdığı için değil, bir altın dişi varmış onu çektirip altını satacak, parasıyla da et alıp tarihinin en azılı etoburları olan Tatarlara et ziyafeti çekecektir. Daha ucuz olduğu için morfin de istememiş, dişi çekilirken inim inim inlemiş, bana sorsanız bağırmıştır. Yemeğe İzutsu´yu da çağırmış. O da gidip afiyetle yemiş. İzutsu´ya yemeğin nasıl olduğunu sordum: ?it was horrible (berbattı)´ dedi.?

Cemil Aydın, ?Dünya Küçüktür? makalesinde, İzutsu-Carullah ilişkisine dair ilginç bir anekdot daha aktarır. Bu ilginç olay, İzutsu´nun, hocası Carullah´tan kendisine hadis ilmi öğretmesini istediğinde yaşanır.

Japon öğrencisine elinden geldiği kadar Arapça öğretmeye çalışan Musa Carullah, mesele hadis öğretmeye gelince, ?Bir kâfir hadis öğrenmemeli? diyerek İzutsu´nun bu isteğini reddetmiştir. Yıllar sonra İzutsu, hadis öğretilme isteği reddedildiğinden daha çok, kendisinden ?kâfir? şeklinde söz edildiği için gücendiğini söyleyecektir.

Kişiliği ve Fikirleri

Musa Carullah Bigiyef, kendine mahsus fikrî çizgisi ile yeralan- nev´i şahsına münhasır bir kişiliktir. Pek çok alanda eser veren velûd bir yazar; fıkıh ?ve usul-, Kur´an ve tefsir, sünnet -ve hadis- kelâm ve tasavvuf konularında yeni fikirler ortaya koyan yenilikçi -fakat selef ulemasını reddetmeyen- bir mütefekkir; uzak doğudan Avrupa´ya çok az insanın katlanabileceği ilim yolculuklarına çıkan bir araştırmacı; Müslüman dünyası için yapılan siyasî çalışmalara, kongrelere, şûralara öncülük eden bir aksiyon adamı; kısaca ilme tutkun, kendisini islam dünyasının bütünleşmesine ve büyümesine adayan bir şahsiyettir. Musa carullah bulunduğu coğrafyada neşredilen eserlerle yetinmemiş; Rus ve Batı âlimlerinin -ve müsteşriklerin İslâmiyet ve İslâm ülkeleri konusundaki fikirlerini de incelemiş; bunları değerlendirmiş; fikrî şahsiyetinin oluşmasında bu görüşlerden yararlanmıştır.

Geleneksel eğitim metodunun insanları durağanlaştırdığını biliyordu bunun için medreselerin eğitim metotlarının revize edilmesini istiyordu. Kadınların toplumsal hayata katılımlarının artırılması, kuran-sünnet ilişkisi, dini yapının yeniden yapılandırılması, medreselerin ıslah edilmesi, ortak bir Türk dilinin oluşturulması, milli edebiyat, milli basın Carullah´ın üzerinde önemle durduğu konulardı. Musa Carullah çok dindardı, namazlarına önem verir, oruçlarını tutar, hac vazifesini yapar ve insanların hakkına girmekten itinayla kaçınırdı. İlme dair ne varsa gider onu bulurdu. İyi bir okur, iyi bir eleştirmendi ve eleştirileri yıkmak yerine yeniden en güzelini inşa etmek içindi. Dert sahibiydi, dertliydi onun derdi kendi coğrafyasındaki insanlar ve Alem-i islamın sorunlarıydı, her daim bu dertle doluydu. Musa Carullah ne ?´Kadimciydi´´ ne de ?´Cedid´çi´´ idi, tek başına Alem-i İslam´ın sorunlarını çözmek için gece gündüz demeden diyar diyar geziyordu.

Dostu Abdullah Battal Taymasın anlatımıyla Musa Carullah: ?´ Musa Carullah şaşılacak derecede bir okuma kabiliyetine sahipti. Arapça yazılan ölmez eserlerin ve en kalınlarını iğneden iğliğine kadar okumuş, incelemiş ve hepsinin değeri ve önemi hakkında kendince bir fikir edinmişti. Kendisi Farsçaya da Arapça derecesinde hâkim olduğundan bu dille yazılan klasik eserleri, bu arada Şahneme´yi ve Mevlana´nın Mesnevi´sini bir tetkikçi ve tenkitçi gözüyle okumuş ve incelemişti. O, büyük garp lisanlarından yalnız Rusçayı bilirdi. Kendisini ilgilendiren meseleler ve konular üzerine yazıları orijinal veya türcüme Rusça eserlerden okuduklarının hadd-i hesabı yoktur. Ahd-i atik´in, ahd-i cedid´in Arapça çevirilerini okuduğu gibi Rusça çevirilerini de mutalaa etmiştir.

Musa Efendi İslam dininin ahlaki umdelerine daha çok ehemmiyet veren bir moralist mütefekkir idiyse de, günlük ibadetlerini aksatmazdı. Başkalarının akidesine, dinine-imanına, ahlak ve etvarına karışmayan, müsamahalı bir dindar kişi idi. Güzel sanatları ve güzel sesi, musikiyi severdi. Saz, söz, ses ve hareketi bir araya getiren operayı dinlemekten hoşlanırdı.

Musa Efendi asabi mizaçlı idi ama, en hiddetli, öfkeli dakikalarında bile parlamaktan ve taşkınlıktan sakınmasını bilen nazik, terbiyeli, efendi bir kimseydi. Canı çok sıkıldığı, kendisinden bir feveran beklendiği anlarda dahi yalnız çehresinde bazı şekil değişiklikleri belirdiği, altın gözlüğünün camları arkasında mavi gözlerinin fırıl fırıl oynadığı, yüz cildinin aşırı kertede kızardığı görülürdü, işte o kadar!

Olgun, ağır başlı, riyazi kafalı bir kişi idiyse de, başkalarıyla konuşurken, çehresinde alaycı belirtileri de fark etmek mümkündü. Kendisinin fikir, bilim ve bilgi yönünden üstünlüğünü hakkiyle müdrik idiyse de, alçak gönüllü idi; herkese efendice muamele ederdi. Hele kadınlara saygısı pek fazla idi. Şiirlerini tercüme ettiği el-Maarri´nin aksine Carullah´ın felsefesine göre çocuk yapmak cinayet değil, bilakis çocuk yapmaktan çekinmek büyük bir suçtur. Çocuklarının yalnız ikisi küçük yaşta ölmüştür. Musa Carullah evine son derece bağlı bir kişi olduğundan aile fertlerinin iyi ve refahlı geçinmesini istiyordu. Hâlbuki kendisi ne maaşlı bir memurdu, ne de para kazanan serbest meslek sahibi idi. Ancak gerek kazanlılar arasında, gerek Türkistan´da, hali-vakti yerinde olan bu hemşerileri ona arasıra ?´ihsanlar´´da bulunuyorlardı. Hatta ona eserlerini basmak imkânını vermek için Petersburg´da küçük bir matbaa da açıp verenler bulunduğu gibi, basılmış kitaplarını toptan satın alıp dağıtalar da bulunuyordu. M. Efendi çoğu vakit Petersburg´da yaşıyordu. Kendisi resmi imam değil idiyse de, orada yaşayan Müslüman Türkler resmi imam Lutfi İshaki ile birlikte ona da bakmaktan geri durmuyorlardı. Bir kere karısının ve kendisinin babalarından kalma taşınmaz mülklerinden az çok gelirleri olmuştur.

Musa Efendi lüks ve konfor aramayan; mal yığmaya değil de, kitap toplamaya hevesli olan; kendisi için ?´Bir hırka, bir lokma´´ ile kanaatlenen; kendi nefsinden ziyade çoluk çocuğunu düşünen hakikatli bir koca, şefkatli bir baba idi. Bununla beraber çok gezgin bir adamdı. Ailesini evde bırakıp, yolara düştüğü seyrek olmazdı.

Her ne hal ise, üstadın ailesine ve karısına son derece bağlı ve düşkün olduğu muhakkaktır. Rusya´dan kaçması da meşhur Rus romancı ve ahlakçısı Lev Tolstoy´un evden kaçması gibi ?´Kadın dırdırından´´ başını alıp gitmek kabilinden değildi her halde. Hazretimiz Sovyetlerden kaçtıktan sonra 1933 de Berlin´de neşrettiği ?´Hatun´´ adlı eserinin önsözünde bu kaçışından dolayı aşırı derecede üzüntü duyduğunu belirtmekte ve ?´Seyyide´´si Esma-Aliye hanımın ayaklarına kapanarak özür dilemektedir.

Üstad batı medeniyetini pek idealize etmemekle beraber, çocuklarını, erkek ve kız, Şark medreselerine yollamayıp, hepsini asri Devlet mekteplerine vermişti. Daha yaşlı olan kadı Rizaeddin Fahreddinoğlu da öyle yapmıştı ya.

Musa Efendi´nin eşi ve çocukları (Bir oğlu hariç) hep, Demirperde gerisinde kalmışlardır. Yazgılarının nice olduğunu bilmiyoruz.

Üstad´ın çay iptilasının nereden ve ne zaman geçtiğini bilmiyoruz. Belki de bu ?´İptila´´ Buhara´ da iken başlamıştır. Üstadın çay içişi şu idi: sofra kurulup bir kere çay içmeğe başlandı mı o, kolay kolay kalkmazdı-; içer, boyuna içerdi. Semaverde veya koca çaydanlıkta su eksildi mi, yenisi katılırdı. Çay gayet koyu içildiğinden çok geçmeden rengini atar, bayatlardı. Onun için eski çayın çöpü dökülüp yeni çay haşlanır ve demlenirdi. Bu ameliye birkaç defa tekrarlanırdı. Çay koyu olmakla beraber şekersiz de içilirdi. Bu esnada ter dökmek tabii bir haldir. Artsız arasız akan teri kurulamak için bayağı mendil dayanmaz ve yetmezdi; onun için üstad terini silmek için gayet uzun enli bir havlu kullanırdı. M. Efendi bu uzun süren çay içme sırasında da boş durmaz; ya kitap okur veya yazı yazardı.

Musa Efendi bir din adamı olduğu halde setre pantolonla gezerdi. Hayatında başına çeşitli serpuş gitmiştir ama, hiç olmazsa İslam ülkelerinden memleketine döndükten sonra, çalma(yani sarık) sardığını ben bilmiyorum. Kazanlı Türklerde adeta bir milli başlık ve Müslümanlık belgesi sayılan ve kelpuş denilen kadife tekkeyi de zannedersem hiçbir zaman başına geçirmemiştir.´´

ESERLERİ (Görmez, 94´ün Tasnif ve Tesbitine Göre) 

Tefsir ve Kur´an İlimlerine Dair Eserleri

1. Tefsiru´l-Kur´ani´l-Kerim

2. Kur´an´ın Türkçe Tercümesi

3. Tarihu´l-Kur´an ve´1-Mesahif

4. Şerhu Tayyibati´n-Neşr, fi Kıraati´1-Aşr

5. Şerhu Nazımati´z-Zahr

6. Şerhu Akileti Etrabi´l-Kasaid fi Esne´1-Ma-kasid

7. Mesahifu´l-Emsâr

8. Akidetu´l-Umme fi´1-Kur´ani´l-Kerim ve´l-Masahif

9. Sarfu´l-Kur´ani´l-Kerim

10. Tefsiru´l-Hurufi´l-Mukattaa

11. Tertibu Suvari´l-Kerime ve Tenasubuha fin-Nüzûl ve

fi´1-Mesahif

12. Tarihu´l-Kıraati´l-Kur´aniyye

13. Şerhu´ş-Şâtıbiyye fi Vücuhi´l-Kur´an

14. La Neshe fi´l-Kur´an

15. Vücûhu İ´cazi´l-Kur´ani´l-Kerim

16. Ma´nal-İnzal fi´1-Kur´ani´l-Kerim

17. Cevâbu´l-İtiradât Ala Şi´riyyeti´l-Kur´ani´l-Kerim

18. Târihu´t-Temedduni´l-İctimai fi´l-Kur´an

19. el-Hurûfatu´1-Kur´aniyye

20. Tefsiru ve Aileme Ademe´1-Esma

21. el-Ayât fi Hilkati´l-İnsan

22. La Yecûzu Hamlu Zu´l-Karneyn fi´l-Kur´an Ala

İskenderi´l-Kebir

23. Emânet-i îlâhiyye

Fıkıh ve Fıkıh Usulüne Dair Eserleri

1. El-Muvâfakat

2. Kavaid-i Fıkhiyye

3. Fıkhu´l-Kur´an

4. Târihu´t-Teşri´l-İslâmî

5. El-Usûlu´l-Celâliyye

6. Sahifetu´l-Feraiz

7. Te´minu´l-Hayat ve´1-Emlâk

8. Zekat

9. Şeriat-ı îslâmiyye Nazarında Müskirat Meselesi

10. Uzun Günlerde Rûze

11. Meyyit Yakmak

12. el-Kanunu´1-Medeni fi´1-İslâm

13. er-Ribâ ve´1-Bunuk fi´1-İslâm

14. Usûlu´1-Fıkh ve Menâbiuhû

15. Hakikatu´1-İcma ve Kuvvetuhû

16. Hakîkatu´l-Kıyas inde´l-Fukaha

17. Kitabun fi Hilâfi´l-Fukaha

18. Kitabun fi Mantıki´l-Fukaha

19. el-Burhan İnde´l-Fukaha

20. Edilletu´l-Kur´an Kulluha Akliyyetun ve Edilletu´1-

Fıkh Kulluha Kat´iyyetun ve N ususu´ş-Şer´ Kulluha

Umumiyyetun

21. el-Mulku ve Esbabuhu ve Usulûhu

22. et-Tevafut fi´1-Hukuk

23. Kitabu´t-Talâk

24. Nikâhu´t-Tahlil

25. Kitabun fi Teslisi Ezâni´1-Cuma

26. La Rikka fi´1-İslâm

27. Zebâihu´l-Milel

28. Kitabun fi Usuli´l-Mevâris

Hadis İlmine Dair Eserleri

1. İfadatu´l-Kiram Şerhu Ahadis-i Bulugi´1-Meram

2. Kitabu´s-Sünne

3. el-Muvatta

Dinler Tarihine Dair Eserleri

1. Kur´an-ı Kerim Ayet-i Kerimelerinin Mu´ciz

İfadelerine Göre Samilerin Enbiyaları

ve Semavi Kitapları

2. Kur´an-ı Kerim Ayet-i Kerimelerinin Mu´ciz

İfadelerine Göre Mesih İbn-i Meryem

3. el-İncil Ma´nahu ve Hakikatuhu (İncil´in Manası ve

Hakikati)

4- Hikayetu´l-Kutubi´l-Kadimeti´s-Samiye

5. Nazaru´l-İslâm fi Akaidi´l-Kurûni´l-Kadime

6. Mes´eletü´l-Yehud fi´1-İslâm

136

bilig-8/Kış´99

Takvim ve Mikat İlmine Dair Eserleri

1. Şeriat Niçin Ru´yete İ´tibar Etmiş

2. Eyyam-u Hayati´n-Nebi

3. Nizamu´t-Takvim fi´l-İslâm

4. Nizamu´n-Nesi Kable´l-İslâm

5. Takvimu´l-İslâm fi Hisabi´l-Eyyam

6. Fi Eyyi Yevmin Buyiat Hilâfetu´r-Raşide Hilafetti ´s-

Sıddıyk

7. El-Mekadir İnde´l-Fukaha

8. Kitabun fi Hisabi´l-Fukaha (Fakihlerin Hesap

Anlayışı)

Genel islâm Düşüncesi ile İlgili Eserleri

1. Halk Nazarında Bir Nice Mesele

2. Büyük Mevzularda Ufak Fikirler

3. Kuran-ı Kerim Ayet-i Kerimelerinin Nurları

Huzurunda Hatun

4- Rahmet-i İlahiyye Burhanları

5. İnsanların Akide-i İlahiyyelerine Bir Nazar

6. el-Veşia Fi Nakd-i Akaidi´ş-Şia

7. Kur´an-ı Kerim Ayet-i Kerimelerinin Mu´ciz

ifadelerine Göre Ye´cuc

8. Hukuku´n-Nisa Fi´1-İslam

9. Tahkiku´l-Cihad Fi´1-İslam

10. Hallu Mes´eleti´l-Kader

11. Hallu Mes´eleti Halki´l-Kur´an

12. el-Hikmetü´1-İlahiyye

13. el-İradetu Hurretun

14. Kitabu Bismillah

15. Hasaisu´n-Nebi

16. Hakikatu´l -Mucize

17. Hürriyetü´l-İnsan ve Hurmetuhu Fil Kur´an

18. Hurmetu´l-Hukuki´l-lnsaniyye

19. Maide

20. el-Mesailu´1-Felsefiyye Fi Futuhati´l-Mekki-ye

21. Tarihu´l-Medaris ve Tarihu´1-Efkari´l-Kelâ-miyye

Siyasi ve İçtimai Mes´elelere Dair Eserleri

1. İslam Milletlerine Dini, Edebi, İçtimai, Siyasi

Meseleler ve Tedbirler Hakkında -

2. Islahat Esasları

3. Türkiye Büyük Millet Meclisine Müracaat

4. el-Camiatu´1-İslamiyyeti´l-İlmiyye

5. Mâverau´n-Nehire Seyahat

6. Nizamu´l-Hilafeti´l-İslamiye

7. Medeniyyet Asırlarında Hilafet-i İslamiye Nizamı

8. Rusya Müslümanları İttifakının Programı

9. Siyonizm

10. Mülahaza

11. Şeriat Esasları

12. el-Efkaru´1-Latife

13. Mustakbelü´l-Mileli´l-İslamiyye

14. Tarihu´l-Hareketi´l-Edebiyye Ve´1-İçtimaiyye Beyne

Müslimi Rusya

15. el´Hukuku´l-Esasiyye

16. Aile Meseleleri

17. et-Tedabir Fi Muhimatil-Mesail

18. Tevfiku´t-Tearuz Beyne´l-Vezaifi´l-İmaniyye

ve´lVazaifi´s-Siyasiyye Ala Şuubi´l-İslamiyye Tahte

Duveli´l-Ecnebiyye

19. Mulahazat Ala Karareyi´l-Etrak Fi Mesaili´l-Hilafetil

Osmaniyye

20. el-Mu´temeru´1-Mekki ve Kullu ma Cera Fiha

Arap, Fars ve Türk Dili Edebiyatına Dair

Eserleri

1. El-Luzumiyyat Tercümesi

2. En Nukud Ala Tefasil-i Ukud Kitabi İhyai´n-Nahv

3. Kitabu´l-Hucce (Tahkik)

4. Divan-ı Hafız Tercümesi

5. İlimde Kuvvet

6. el-Hurufati´1-Arabiyye Eshelu ve Eslahu mi-ne´1-

Hurufi´l-Latiniyye

7. El Edebiyat ve Lügat ve Elif Ba

8. Tarihu´l-Kitabe

9. Kitabun fi Sarfi´1-Arab

10. Mustakbelu´l-Edebiyati´t-Türkiye

Makaleleri

A- Orenburg´ta Yayınlanan Şûra Mecmuasında Çıkan

Makaleleri

1. "Kur´an-ı Kerim´in Vucuh-i Arabisi"

137

bilig-8/Kış´99

2. "Kur´an Ayetleri ve Tanışları Hakkında"

3. "Ramazan 29´da Küllî Küsûf

4. "Büyük Mevzularda Ufak Fikirler"

5. "Rahmet-i İlâhiyye´nin Umumiyeti

6. "Rahmet-i İlâhiyye´nin Umumiyeti Hakkında

Delillerim"

B- İstanbul´da Çıkan İslâm Dünyası Dergisinde

Yayınlanan Makaleleri

1. "Kur´an-ı Kerim Tercümesi"

2. "Teessüf Etmiştim, Artık Anladım"

3. "Medeniyet Dünyası Terakki Etmiş İken İslâm

Dünyası Niçin Tedenni Etti?"

C- Kırım Akmescid´de Çıkan Asrî Müslümanlık

Dergisinde Yayınlanan Makaleleri

1. "Müskirat Mes´eleleri"

2. "Teşekkürâtım"

3. "Son Zaman´ın Vahhabileri´nin Siyasi Gayeleri"

D- İstanbul´da çıkan Selamet mecmuasındakimakaleleri

1. "Siret-i Muhammediye´nin En Büyük Günleri"

2. "Şiiliğin Hakiki Çehresi"

3. Cebir ve kader Meselesi

E- Sebilu´r-Reşad Dergilerindeki Makaleleri

1. "Kadının Hukuku ve vazaifine Dair"

2. Muharebe Hallerine Dair

3. Millet´in Hukuk-i Teşriiyyesine Dair"

4. Bugünün Mühim Hacetlerine Dair Tedbirler

5. Ehl-i İslam´ın Birliği Hakkında Tedbirler

6. Ehl-i İslam´ın Tearifi

F- Mısır´da çıkan el-Menar Dergisinde

1. Tarihu´l-Kur´an ve´1-Mesahif

G- Mısır´da çıkan el-Fetih Dergisinde

  1. el-Lika Ma´a Şeyhi´l-İslam er-Rusya
  2.  

MUSA CARULLAH BIGIYEF´IN TÜRKİYE

KÜTÜPHANELERİNDE BULUNAN

ESERLERİNİN LİSTESİ

(İSAM Bilgi İşlem Merkezi Kayıtlarına Göre)

 

1- Büyük Mevzularda Ufak Fikirler, Petersburg, 1914

(Türkçe, Türk Tarih Kurumu)

2- Devlet Dumasında Meyt Yakmak Meselesi,

Petrograd, 1914

(Türkçe, Türk Tarih Kurumu)

3- Dini, İçtimaî Meseleler Hakkında Şanlı Türk

Askerine, Berlin, 1923

(Türkçe, Türk Tarih Kurumu)

4- Edebiyat-ı Arabiye ile Ulum-ı İslâmiyye,

Kazan, ..., (Osmanlıca, M.Ü. İlahiyat Fak.)

5- Fihrist-i Kütüb, ..., ..., (Arapça, Yazma.

Millî Kütüphane)

6- Halk Nazarına bir Nice Mesele, Kazan, 1912

(Osmanlıca, M.Ü. İlahiyat. Fak., Süleyma-niye)

7- Kur´an-ı Kerim Ayet-i Kerimelerinin Nurları

Huzurunda Hatun, Berlin, 1933

(Osmanlıca, İSAM)

8- Islahat Esasları, Petersburg, 1917 (Türkçe,

Türk Tarih Kurumu)

9- İlâhî Adalet, Rahmet-i İlâhiye Bürhanları,

İstanbul, ..., (Türkçe, Kayseri İlahiyat Fak.)

10- İlhamü´r-Rahman fî Tefsiri´l-Kur´an ala

Usuli´1-İman ..., ..., Arapça, M.Ü.

İlahiyat Fak.)

11- İslâmın Elifbası, Ankara, 1997 (Türkçe, İSAM,

Çorum İlahiyat Fak.)

12- Kavaid-i Fıkhiyye, Kazan

(Osmanlıca, M.Ü. İlahiyat Fak., Diyanet,

Süleymaniye)

13- Kİtabü´s-Sünne, ..., 1945 (Arapça,

Diyanet, İSAM)

14- K. Kerim Ayeti Kerimelerinin Muciz İfadelerine

Göre, Berlin, 1933

(Türkçe, Türk Tarih Kurumu)

15- Kur´an-ı Kerim´e Göre Ye´cüc .. Berlin, 1933

(Türkçe, İSAM)

16- el-Lüzûmiyyat, Kazan, 1907 (Osmanlıca, İSAM,

M.Ü. İlahiyat Fak.)

138

bilig-8/Kış´99

17- Mecmua-i Fevaid, ..., ...,

(Arapça, Milli Kütüphane)

18- Akile Etrabi´l-Kasaid, ..., ...,

(Osmanlıca. Süleymaniye)

19- Tayyibati´1-Neşr fi´l-Kıraat, .........

(Osmanlıca, Süleymaniye)

20- Şeriat Esasları, Petrograd, 1917

(Türkçe, Türk Tarih Kurumu)

21- Şeriat-ı İslâmiyye Nazarında Müskirat Meselesi,

İstanbul, 1927 (Osmanlıca, Süleymaniye, Diyanet,

M.Ü. İlahiyat Fak.)

22- Şeriat Niçin Rü´yete İtibar Etmiş, ..., ...,

(Osmanlıca, Süleymaniye, İzmir İlahiyat Fak,

İSAM)

23- Tarihü´l-Kur´an Ve´l-Mesahif, Petersburg, 1323

(Arapça, T. Tarih Kurumu, Süleymaniye, Konya

İlahiyat Fak.)

24- Uzun Günlerde Oruç, Ankara, 1975 (Türkçe,

Diyanet, Ankara İlahiyat. Çorum İla. Süleymaniye)

25- el-Veşia fi Nakd-i Akaidü´ş-Şia, Mısır, 1355

(Arapça, T.Tarih Kurumu, Diyanet, M.Ü. İlahiyat

Fak. )

26- Kur´an-ı Kerim Ayet-i Kerimelerinin Mu-ciz İfade,

Berlin, 1933

(Osmanlıca, İSAM, İzmir İlahiyat Fak.)

27- Zekat, Petrograd, 1916

(Türkçe, Türk Tarih Kurumu)

Yararlanılan Kaynaklar

KAHRAMAN, Hayrettin. İslami Hareket Öncüleri 2 İstanbul: İz Yayıncılık, 2013

BİGİYEF, Musa Carullah. Uzun Günlerde Ruze. (Haz. Abdullah Kahraman).  İstanbul: İz Yayıncılık, 2009

BİGİYEF, Musa Carullah. Hatun. (Haz. Mehmet Görmez). Ankara: Otto Yayıncılık, 2014

BİGİYEF, Musa Carullah. İslam Şeraitinin Esasları (Haz. Hatice Kübra Görmez) Ankara: Otto Yayıncılık, 2013.

BİGİYEF, Musa Carullah. Kitabu´s-Sünne . (Haz. Mehmet Görmez). Ankara: Ankara okulu Yayınları, 2014.

KANLIDERE,  Ahmet. Kadim ile Cedid Arasında Musa Carullah. İstanbul: Dergâh Yayınları, 2005.

TAYMAS, Abdullah Battal, 1958; Musa Carullah BİGİ, İstanbul.

 ÖZBAY, Aziz, 1947; Musa Carullah ile Mülâkat, 10 Eylül 1947, Tasvir Gazetesi, İstanbul.

 ´Musa Carullah (1875-1949): Tatar Âlimi ve Düşünürü, ?´ Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, XXXI, İstanbul, 2006, s. 214-216.

 ŞENTÜRK, Mustafa. ?´ Musa Carullahın Eğitim Üzerine Düşünceleri : ?TARÎHU´L-KUR´ÂN VE´L-MESÂHIF? ADLI ESERİ BAĞLAMINDA´´. A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi [TAED] 48, ERZURUM 2012, 257-268

 MERT, Hamdi. ?´Musa Carullah Bigiyef Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri´´ Bilig-8/Kış´99

__________________

 

 

Haber Kaynak : Haber Duruş Haber Merkezi


HABERLER