Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Bunları örnek gösterenler yeniden düşünmeliler

Batı medeniyetinin temsilcilerinin geldikleri iflas noktasının, onların anlayışının insanları mutlu etmeyeceğinin insanlığa gösterilmesi gerekir.

Milli Gazete yazarı Abdülkadir ÖZKAN ANALİZ ETTİ...

Salgın tüm dünyayı sararken sonunun nereye varacağı, nerede son bulacağı net olarak bilinmiyor. Sadece tek yanlı bazı açıklamalar yapılıyor. Bu açıklamalarda genellikle tahmine dayanıyor. Ancak, bazı yaşanan olaylar ve açıklamalar var ki, bunların yaşanmamış olmasını gönül arzu ederdi. Söz gelimi, bazı ülkelerde salgın sebebiyle rahatsızlanan yaşlıların, sigortası bulunmayan bazı gençlerin hastaneye kabul edilmeyerek ölüme terk edildikleri, bunun da ötesinde bazı bakımevlerinde pek çok yaşlının hayatını kaybettiği, hatta bu ölümlerin her gün açılanan salgından hayatını kaybedenlerin listesinde yer almadığı da televizyon haberlerinde dile getiriliyor. Tüm bu haberlerin yalan olmasını gönül arzu ediyor. Ancak, pek çok ülkenin televizyonlarında dile getirilen bu iddialara bugüne kadar bir yalanlama da gelmediğine göre doğruluğunu kabul etmek gerekiyor. Böyle bir kabul ise insanlığın geldiği noktayı sorgulamayı gerektirir. Özellikle de ülkemizde yaklaşık 1.5 asırdır ulaşılması gereken ideal hedef olarak gösterilen, toplumumuzun benzetilmeye çalışıldığı ülkelerin ve değer yargılarımızı terk ederek onların değer yargılarını almamız gerektiğini savunanların oturup düşünmeleri gerekiyor. Özellikle de bunun ülkemizde 1.5 asırdır propagandasını yapan, kendilerini ilerici ve aydın olarak sunanlar, insanımızın mevcut değer yargıları ile medeni olamayacağı telkinini tekrarlayanlar bu düşüncelerini hiç olmazsa salgının ortaya çıkardığı insanlık dışı uygulamalar sebebiyle sorgulamaları gerekmez mi?

Salgının gösterdiği gerçek sadece Batı’nın çıkarcılığından ibaret değil elbette. Çıkarcılıkta hangi noktaya geldikleri üzerinde durulması gerekiyor. Bir yandan yaşlıları ölüme terk edenlerin son günlerde tartıştıkları bir başka konu da koronavirüsün laboratuvarda üretilerek ortaya atıldığı, böylece dünya üzerinde ekonomik ve askeri üstünlük sağlamak için yüz binlerce insanın ölümüne yol açacak bir eylemin gerçekleştirildiği iddiaları da açıklığa kavuşturulmaya muhtaç.

Söz gelimi son olarak ABD ve Fransa’da yöneticilerin yaptıkları açıklamalarda,  “Çin’de bilmediğimiz şeyler oldu” iddiaları olayı bir başka boyuta çekiyor. Daha önce de belirttiğim gibi elbette tüm bu iddiaların salgın ile mücadeleden başarı ile çıkıldıktan sonra üzerinde durulması, ciddi olarak araştırılması, özellikle salgın sona erdiğinde kendilerini medeniyetin kurucuları olarak ileri süren Batılıların tavrının da araştırılması ve değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü dünyayı sömürmekten öte bir hedefleri olmayan Batı medeniyetinin temsilcilerinin geldikleri iflas noktasının, onların anlayışının insanları mutlu etmeyeceğinin insanlığa gösterilmesi gerekir ki, artık manayı esas alan anlayışın dünyaya hakim olmasının önündeki engel kaldırılmış olsun. Çünkü insanlığın sadece madde ile mutlu olacağını esas alan Batı medeniyeti geldiği noktada insanlığa acı ve gözyaşından başka bir şey verememiş durumda.

Tüm dünyayı yüzyıllardır sömüren, dünyanın dört bir köşesinin zenginliklerini ülkelerine taşıyarak kendi toplumlarının maddeten refah seviyesini yükseltmiş, bu maddi imkanlarla dünyayı adeta teslim almış olmalarına rağmen, yer yüzünde huzuru ve barışı tesis edemediklerini insanlığa göstermek gerekiyor. Kısacası, bu kolera salgını sadece günlük hastalığa yakalananlar, tedavi edilen ve hayatını kaybedenlerin listesinden ibaret olmadığını görerek vahşiliği medeniyet olarak takdim edenlerin gerçek yüzünün görülmesine vesile olabilirse sanıyorum böyle bir şerden de hayır çıkartılmış olabilir.


Haber Kaynak : Milli Gazete