Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Bir fetvadan parti kapatmaya delil oluşturma acizliği

Milli Gazete Yazarı Siyami Akyel'in "Konuya Dair" Analizi..

Refah Partisi’nin 28 Şubat 1996’daki post-modern askeri darbesiyle iktidardan uzaklaştırılmasını yeterli görmeyen o günün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, 21 Mayıs 1997 tarihinde Refah Partisi’nin temelli kapatılması için Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı. Vural Savaş tarafından hazırlanan iddianamede Refah Partisi’nin “laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” temel kapatma nedeni sayılmıştı. Bu gerekçe klasik haline gelmiş bir iddiadan başka bir şey değildir. Zira Milli Görüş Hareketi’nin bütün partilerinin kapatma gerekçesi temelde bu nedene dayanmaktadır.
Refah Partisi’nin kapatılma gerekçesinde irticai faaliyetlerin “odağı olma” gibi muğlak ifadeyle gazete kupürlerinden ve delil olmadığı daha önceki kararlarla sabit olan video görüntülerinden oluşturulan kapatma iddianamesinde genel başkan Necmettin Erbakan dâhil üst yöneticilere siyasi yasak talep edilmekte, partinin mal varlıklarına el konulması istenmekteydi.

Bunlardan daha ilginç olanı ise, “Esas Hakkında Mütalaa” adıyla maruf belgenin 26 profesör ve 17 gazetecinin yazdıklarından müteşekkil olmasıydı. Bu da davanın gazete kupürleri ve video görüntüleriyle oluşturulduğunu göstermektedir.
Esas Hakkında Mütalaa da bir okuyucunun gazetesinin fıkıh yazarına (Yusuf Kerimoğlu) sorduğu “İslâm dininde müziğin hükmü nedir? Mubah olan müzik çeşitleri var mıdır?” sorusuna yazarın verdiği cevap alıntılanarak buradan “kökten dinciliğin kısıtlayıcılığı noktasında” kapatmaya delil üretilmeye çalışılmıştır. Bağımsız bir gazetedeki bir yazarın okuyucu sorusuna verdiği cevaptan, Refah Partisi’nin kapatılmasına delil çıkartmak dikkatsizliğin değil olsa olsa art niyetin bir göstergesi olsa gerektir.
Gazetede okuyucu köşesinde yayınlanan bir yazıda geçen “bevl=idrar” meselesi Anayasa Mahkemesi’nin esas hakkındaki mütalaasına girmiştir. Sadece bu olay bile iddianamenin ne denli taraflı ve ciddiyetsiz hazırlandığının delilidir. “Yazının başlığı: Yaşar Nuri ve Ayakta Bevl. Yazan İsmail Kurtaran adlı bir okur.
Yazının ana konusunu teşkil ettiği için bevl kelimesinin lügat anlamını da açıklayalım.
Bevl: idrar yapma.” Yazı şöyle başlar: “Prof. Dr. Yaşar Öztürk’ün 07.03.1997 günü TV’de katıldığı bir programda şu ifadeleri kullandı; ‘Ayakta bevl yapmak günahtır diyorlar, bunun dinle ne alakası var?’ ve buna benzer birçok ifade …” diyerek olayı özetleyen yazar lehte ve aleyhteki görüşleri aktararak bir hükme varır. Ardından Esas Hakkındaki Mütalaanın hükmü yer alır ve şöyle denir:
“Bu örnekle ilgili yorumu okuyucuya bırakıyorum… Ancak yukarıdaki konularda bile fikir birliğine varmayı zorunlu gören, buna ulaşmak için de büyük emek harcayan kökten dinci zihniyetin, çağdaş sorunları nasıl çözüme ulaştıracağını sormak, Türk insanının hakkı olsa gerek.”

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş tarafından Refah Partisi’nin kapatılmasına yönelik 21.05.1997 tarihinde açılan dava karara bağlandı. Alınan kararda Refah Partisi kapatılıyor, Necmettin Erbakan’a siyaset yasağı getiriliyordu. Haşim Kılıç ve Sacit Adalı, RP’nin kapatılmasına karşı çıkmalarına rağmen, Necmettin Erbakan’a verilen cezaya onay vermişlerdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesindeki kapatma istemine üyelerden Haşim Kılıç ve Sacit Adalı karşı oy kullanmasına rağmen oy çokluğuyla kapatma kararı çıktı.

Türk siyasi tarihinde bu denli delilsiz, gazete kupürlerinden müteşekkil bir kapatma iddianamesi hazırlanmadığı gibi “bedvl-ayakta idrar” gibi dini bir fetvanın partiyle hiç alakası olmadığı halde kapatmaya delil kabul edilmesine de rastlanmamıştır.


Haber Kaynak : Milli Gazete


HABERLER