Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Bir daha yazıyorum: “KHK’lılar Acil Çözüm Bekliyor”

Veysi Dündar'ın yazısı;

 

Kimilerine göre 200 bin kimilerine göre daha fazla. Bana sorarsanız en az 1 milyondan daha fazla KHK’lı var bu ülkede.

Peki, bu ülkede yaşayan 83 milyon insan KHK nedir biliyor mu acaba? Bilmiyor. Bilmediği gibi, duyduğu vakit ne olduğunu da merak etmiyor.

Öyle bir derdi de yok zaten.

Bulunduğum bir mecliste; bazıları bilge edasıyla;"Suçun yoksa aklanırsın" deyip kenara çekiliyor. "Kardeşim ben kirlenmedim ki aklanayım" diyor KHK’lı biri. 

KHK ne demek biliyor musunuz? Kanun Hükmünde Kararname ile görevinden uzaklaştırma demek.

Bu da yaşarken ölmek demek.

Bir insanın yaşarken görebileceği en büyük eziyet en büyük işkence en büyük ceza en büyük zulüm demek.

Ölümden beter bir şey demek.

Ölüm bir anlamda belki de kurtuluştur. KHK ile yaşarken her saniye, her dakika, her gün, her an ölüp ölüp dirilen insanlardan bahs ediyorum.

Şimdi nereden çıktı bu KHK diyebilirsiniz bana.

Korona illüzyonu ile beraber; "Bir olalım, birlik olalım, şimdi el ele tutuşalım" gibi bir ortam oluştu. 

Sosyal medya bir anda ağlama duvarına döndü.

Kirasını, faturalarını ödeyemeyen ve yardım talep eden çok oldu. “Askıda Fatura” imkanı ile; sosyal haklarına dokunulmamış, izole olmaktan bunalmamış insanlar faydalandı. 

Samimi olalım. Bu ülkede ailesiyle beraber 4-5 yıldır izole KHK’lılar var. SSK’dan mahrum. Yurt dışı yasağı olan. Resmi hiç bir işte çalışamayan. Bunları çok yazdım. Sosyal medya hesaplarıma, çıktığım TV ya da radyo programlarında bana gelen mesajlarda iletilerde binbir çeşit insandan, aynı rica var. “Bu acımıza el atın” diyen. Görmezden gelemeyiz. 

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın yaklaşımı yanlıştır, vicdani değildir. Bunlar hep beylik laflardır. Bu bir akıl tutulmasıdır. Vicdan ve merhamet duygusunu sandığa kilitlemeyenler şu konuya cevap verebilir mi?

Görevinden KHK ile uzaklaştırılmış, mahkemesi takipsizlik kararı veren fakat OHAL Komisyonunda hala araştırılan dosyalar var. Bir devlet memurunun suçlu olup olmadığı ya da FETÖ mensubu olup olmadığı kaç yılda belli olur? 

4 yıldır OHAL Komisyonundan cevap gelmez mi?

Hakkın-hukukun yanında olanlar bunları da düşünmeli.

Dört yıldır sosyal izolasyon, ötekileştirme, yaşam hakkı elinden alınan aileleriyle birlikte milyonlarca insanın ölüme terk edilmesine seyirci kalmayalım.

İş sahibi olamama, devlet dairesinde çalışamama, devletle bir şekilde ilişkisi olan özel şirketlerde çalışamama, çalıştığı iş yerinden kovulma, mesleki lisans elde edememe, var olanı yeniletememe, süresini uzatamama, keyfî bir şekilde emeklilik engellemesi, özel fonlarda biriken parayı çekme hakkı gaspı, kredi kullanma hakkı gaspı, kredi kartı borcunu dahi kapatamama, öğrenci bursu alma hakkı gaspı, sosyal linç sonucu intihara zorlanma, ev kiralama zorluğu, sahip olduğu konutu satamama, pasaport alma hakkı gaspı, tedavi olma hakkının keyfi biçimde engellenmesi. Daha neler neler... Saymakla bitmeyen KHK’lıların yaşadığı sıkıntılar.

İnsanlar resmen ölüme terk edilmiş durumdalar. İnsan hakları, insan onuru ayaklar altında. Bu ülke KHK meselesini çözmeli. Bu ülkeye barış ve huzurun gelmemesinin bir nedeni de KHK meselesi. Bir ülke bu kadar çok haksızlığı ve hukuksuzluğu kaldıramaz.

İnsanların acısı var, ahı var. Bu ülkenin bana sorarsanız ilk gündemlerinden biri KHK olmalı, barış olmalı, hak hukuk adalet olmalı... KHK zulmü bir partiye, bir milletvekiline ya da bir sivil toplum örgütüne bırakılmayacak kadar hayati önem taşımaktadır.

İşte bu nedenle; iktidardan vazgeçtim (-aslında iktidarda kalmak adına aradıkları oy burada mevcut-)

CHP başta olmak üzere, HDP, İYİ Parti, SAADET, DEVA, GELECEK Partilerinden müteşekkil muhalefet partileri KHK için bir araya gelmeli, bir komisyon kurmalı ve her ilde KHK’lılarla ilgili bir birim oluşturmalıdır.

KHK’lılar büyük acılara muhatap oldular, psikolojik olarak ana kitleden ayrıştırıldılar. Yaşanan ıstırap, yorgunluk ve hastalıkların yanısıra travma literatüründe üzerinde durulan bir başka konu var. O da insanın insana yaptığı eziyet ki bir deprem ya da selin yapabileceklerinden sonuçları itibarıyla çok daha fazladır. Yaşanan şey psikolojik olarak özetle, toplum dışı varlık olma halinin bir tezahürüdür.

KHK'lıların tümünün tek bir danışanı olsaydı, yüz binlerce insan ve onların milyonlarca yakınına "Travma sonrası stres bozukluğu" teşhisi konulması yanlış olmazdı. Özetle; KHK’lıların kaybedecek hiçbir şeyi kalmadı, akıl sağlıkları dahil...(!)

Ötelemeyelim. Ötekileştirmeyelim. Önceliklerimizin ilk sırasına KHK problemini de ekleyelim.

 Veysi Dündar

 


Haber Kaynak : Haber Duruş Haber Merkezi


HABERLER