Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Biden’ın ayak izleri

Mustafa Kaya yazdı;

Amerika Birleşik Devletleri ( ABD) yeni Başkan Joe Biden ile birlikte Türkiye ve Ortadoğu politikalarını şekillendirmeye başladı. Suudi Arabistan ile ilgili verilen mesajlarda, Cemal Kaşıkçı cinayetinin sorumlusu olduğu düşünülen Veliaht Prens Muhammed Bin Selman karşıtlığı öne çıkıyor. Bu doğrultuda Beyaz Saray Basın Sözcüsü JenPsaki Suudi Arabistan'la ilişkilerin "yeniden gözden geçirileceğini" söyledi. Eski Başkan Donald Trump döneminde ABD ile S. Arabistan arasındaki münasebetler Türkiye ile olduğu gibi ikili yakınlıklar üzerinden yürütülüyordu. Trump’ın damadı ve aynı zamanda danışmanı olan JaredKushner ile Veliaht Prens Selman arasındaki kişisel yakınlık temel sorunların ikinci plana atılmasını sağlamıştı. Hatta Kaşıkçı cinayeti ile ilgili uluslararası toplumun baskılarına Trump yönetimi kalkan bile olmuştu. Ancak şimdi ABD Dışişleri Bakanlığı S. Arabistan ile “hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı” temelinde ilişkiler geliştirileceğini açıkladı. Bunun yanında Yemen’de devam eden savaşla ilgili de ABD yönetimi beklenmedik bir açıklama yaptı. Biden, “Diplomasi yeniden merkezde olacak, ABD Yemen'deki operasyonlara destek vermeyecek” dedi. Ayrıca Yemen ile ilgili bir başka açıklama da Dışişleri Bakanı AntonyBlinken’dan geldi. Blinken Yemen’de çatışan taraflardan birisi olan Husilerle ilgili daha önce Başkanlık Kararnamesi ile alınan "Küresel Terör Örgütü” tanımlamasını kaldırdığını açıkladı. Gerekçe olarak da bu kararın "Yemenlilere gıda ve yakıt gibi temel ihtiyaçların ulaşmasına çok kötü etki ettiğine dair uyarıları” gösterdi. Husilerin İran ile olan yakınlıkları ve Suudi Arabistan ile İran’ın Yemen’de karşı karşıya geldiği/getirildiği iddiaları dikkate alınırsa, ABD’nin bu kararının İran’la tekrar dönülmesi muhtemel “Nükleer Anlaşma” ile bağlantısı olduğu düşünülebilir. Bununla birlikte İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif nükleer anlaşmayla ilgili, "Yaptırımlar kaldırılır ve ABD tutumunu değiştirirse ancak o zaman müzakerelere başlayabiliriz. İran'ın finansal varlıkları, ABD'nin siyaseti nedeniyle Güney Kore ve Japonya'da bloke edildi. Bu yaklaşım değişmeli" açıklamasını yaptı.

Diğer taraftan Biden yönetimi her açıklamasında Suriye’de daha da kalıcı olduğunu gösterecek adımlar atıyor. Burada da hedefi aslında doğrudan Türkiye. Bir yandan S-400’leri iki ülke arasında temel sorun gibi gösterirken, aslında bölge için tasarladığı planları da hayata geçiriyor. Sanki S-400’ler sorun olmaktan çıkarsa, diğer başlıklarda geri adım atacak gibi bir hava veriyor ama yok, bunu yapmayacak, kullanıyor, istismar ediyor. Çünkü son olarak Türkiye sınırının dibinde sadece 600 metrelik mesafede üs kurmaya başlaması, Suriye’deki süreçleri resmen provoke etmekten başka bir anlam taşımıyor.

Sonuç olarak Trump’ın parmağı göze sokarcasına yaptıklarının yanında, Biden’ın ayak izlerinde daha sistemli ve kurumsal bir çerçevenin olduğu görülüyor. Türkiye bu süreçleri yürütebilmek için aynısını yapmalı ve kurumsal aklını öne çıkarmalıdır. Aksi takdirde sorunların aşılması çok zor olur. Her zaman ifade ettiğimiz bir şey var; yalnızlık hele de dış politikada üzerine methiyeler düzülecek bir şey değildir. Şurası çok açık ki, yalnızlık maalesef küresel güçlerin çok kolay istifade ettikleri bir alana dönüştü. Her şeye rağmen Türkiye “ortak menfaati” olan dostlarının sayısını artırarak bu süreci yönetmelidir.




Anahtar Kelimeler: Biden’ izleri