Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Başörtülüler özür dilemezse olacaklara bakalım

Ersin Çelik, Kılıçdaroğlu’nun,toplumun çeşitli kesimleriyle helalleşme düşüncesine atfen Levent Gültekin’in “başörtülerde hesap versin”ci mantığının sebebi üzerine duruyor.

Türkiye’nin önde gelen düşünürlerinden Prof. Dr. Şaban Teoman Duralı, 27 Mayıs sabahı, Ankara’da şahit olduklarını şöyle anlatıyor: “Halk Partililer (CHP) askerlere, ‘Orada Demokrat Partili oturuyor. Şurada Demokratlar var’ diye işaret ediyorlardı. Müthiş bir hınç vardı.” Benzeri hatıratları okuyunca ya da dönemin gazetelerine bakınca Demokrat Parti’li yönetici ve seçmenlerine yönelik cadı avını, fişlemeleri, ihbarları net olarak görebiliyoruz. Bu dil bugün de devam ediyor. Açın, sosyal medyada ufak bir tarama yapın. Mesela Twitter’da “nefret” kelimesini aratın. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, AK Parti’li yöneticilere, AK Parti’ye oy verenlere, mütedeyyin insanlara, imam-hatiplilere yönelik nasıl bir kin var görün. CHP’li kimliği ile bilinen ve son kongrede kadın kolları başkanlığına aday olan Avukat Feyza Altun mesela. “AKP’li herkesten nefret ediyorum ya tahammülüm yok” paylaşımı yaptı. Bir avukat ve hukuk insanı olmasına rağmen tüm nefretini tek twette kustu.

Bakmayın siz CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısına. CHP ve FETÖ kaynaklı nefret dili bir süredir zemine oturdu. Artık hesap sorma, parmak sallama, siz göreceksiniz evresine geçildi. Levent Gültekin’in, Kılıçdaroğlu’nun helalleşme seremonisinden yola çıkarak “Başörtülülerden ne kadar özür dilenmesi gerekiyorsa, başörtülülerin de ülkeden özür dilemesi gerekiyor. Onların oylarıyla insanların hayatı mahvoldu. Onların oylarıyla yüz binlerce insan KHK ile açlığa mahkûm edildi” sözleri de tehdit kalıbı aslında. Bir tık ötesi ise şudur: “Ya, bu günden özür dileyip AK Parti’den vazgeçin. Pişmanlığınızı, özrünüzü bildirin. Ya da verdiğiniz o oylar burnunuzdan fitil fitil getirilir, evleriniz gösterilir.” FETÖ’cüler de aynı tehditleri savurmuyor mu? “Siz seçtiniz. Siz desteklediniz. Tayyip Erdoğan gidecek. Siz de 15 Temmuz gecesinin ve sonrasının hesabını vereceksiniz?” demiyorlar mı?

Katarlı öğrenciler yalanının kalkmayan enkazı

Bir süredir AK Parti’nin Siyaset Akademisi’nde ‘Siyasal İletişim ve Sosyal Medya’ dersini anlatmak için şehirleri dolaşıyorum. Şu ana dek 8şehre gittim ve bir mesele dikkatimi çekti. Sosyal medyadaki siyasi algı operasyonları, sahte içerikler ve gündemin nasıl manipüle edildiğine dair örneklerim arasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Katarlı öğrenciler Türkiye’deki tıp fakültelerine sınavsız girecek” paylaşımı da var. Kılıçdaroğlu, Türkiye ile Katar arasındaki askeri öğrencileri kapsayan protokolü, son YKS’ye saatler kala maniple ederek paylaşıp ve milyonlarca gencin moralini bozmuş ve belki de hayallerini yıkmıştı. Bu örneği verirken şunu fark ettim; sınava giren gençler kadar AK Parti yöneticisi anne ve babalar da bu yalanın mağdurlarıymış. “Katarlı öğrenciler meselesinin aslını kendi çocuklarımıza dahi anlatamadık. Sabah o kafayla sınava girdiler” serzenişini çok sayıda kişiden duydum. Sadece bir yalanın etkisi bu. Hemen her gün sosyal medyada yeni, büyük ve tekrarlanan bir yalan çıkıyor karşımıza. AK Parti yönetimi de bu yalan sarmalının hem tüm seçmenler hem de tabanında oluşturduğu algının farkında. Bu nedenle de Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş başkanlığında bir strateji ekibi kurulmuş. Yalana karşı en etkili silah, hakikati çok hızlı bir şekilde dile getirmektir. AK Parti Strateji Ekibi de karalama, yalan ve algı üzerinden siyaset üreten muhalefete karşı hakikat operasyonları yapacakmış. İşleri çok zor. Kapı kapı dolaşarak seçim çalışması yapmanın yerini, sosyal medyada üretilen sahte içeriklerin gerçeklerini anlatmak alacak gibi.

Mehmet Özhaseki LGBT brifingi almalı

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki’nin LGBT yorumunu izledim. Sonra da sosyal medya yansımalarına baktım. Hemen herkes “ne oluyoruz” şaşkınlığındaydı. Özhaseki henüz bir açıklama yapmadı. Eğer yapma gereği duyarsa da muhtemelen, “ben doğuştan çift cinsiyetlileri kastettim” diyecek. Açıkçası ben de öyle düşünüyorum. Yoksa meseleyi Sümbül Efendi’den alıp, Merkez Efendi’ye dayandırıp, “hepsinin başımızın üstünde yeri var” demesinin tek dini ve insani bağlamı buraya çıkıyor. Fakat TV100 sunucusunun sorusu “Mehmet Özhaseki LGBT’li bireyler için ne düşünüyor” diye geliyor. Verilen yanıt da ortada. LGBT lobisi bu sözleri evire çevire kullanır. Geçmiş olsun. Şu görüldü ki; AK Parti kurmaylarının LGBT konusunda, (sapkınlık boyutu, tarihsel süreci, dini yönü, lobisi, dayatmaları, teşvik, tahrik, maruz kalma ve meselenin insani yönleri vs.) bilgilendirmeye ihtiyacı var. Başta da Mehmet Özhaseki’nin. Öyle görünüyor ki; bundan böyle birçok ortamda bu tarz sorular yöneltilecek siyasetçilere. Her soru-cevap da yeni siyasi malzeme olarak düşecek sosyal medyaya.