Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Ayasofya

Mustafa Karaalioğlu Analiz Etti...

Beş asıra yakın bir süre cami olarak kullanılan Ayasofya’nın 1934 yılında müzeye çevrilmesi o dönemin bilinen bilinmeyen şartlarına bağlı olabilir.

Çok muhtemel ki Atatürk, bu kararı almasa da olurdu ama aldı ve 86 sene sürecek bir ukdeye yol açtı. Zaten cami olmuş ve zaten benimsenmiş bir mekanı bu statüden çıkarmak doğru bir tercih sayılamazdı. Sayılsaydı, bugün yeniden camiye dönmek iktidarıyla muhalefetiyle herkesin benimsediği bir karar olmazdı. Yine tartışma ve taraftarlık karşıtlık olurdu. Öyle olmadı…

Kimileri büyük bir coşkuyla kimileri de biraz daha sessiz Ayasofya’nın geri dönüşünü kutladı. 

Elbette bizim dışımızdaki dünyanın bilhassa da Ortodoks/Hıristiyan aleminin itirazı da anlaşılabilir ama iki fikri terazinin kefesine koyduğunuzda camiye dönüş kararı yanlış görülemez. 1934 şartları da bugün Türkiye’nin önüne bir gerekçe olarak konulamaz.

Hatta o gün makul bir tartışma ortamı olsaydı, muhtemelen o gün de cami müzeye çevrilmeyecekti. 

Nitekim yıllar içerisinde cami hedefi hep canlı tutuldu. Bazıları Özal döneminde başlayan adımlar atıldı. Hünkar mahfilinde namaz kılındı, ezan okunmaya devam edildi, imamı ve müezzini tayin edildi. O mabedin sonunda yeniden cami olarak hizmet vereceği aşikardı, O gün de bugündür. Yakın geçmişte aksi istikametteki sözlerine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan bir siyasi risk alarak bu yolu açmıştır. Siyasi bir karar mı, bir yanıyla evet ama sonuçta böylesine önemli bir hamlenin riski olduğu kadar siyasi yönü de olması kaçınılmazdır. Siyasi gerekçeyle kapatılmış bir mabedin açılmasında siyasi bir atmosfer olması doğaldır.

Meğer ki üzerine basa basa bu tarafı vurgulanmasın. 

Bununla birlikte Ayasofya’nın ibadete açılması bir bağımsızlık meselesi değildir. Bu kararı almak bazı coşkulu sözlerin işaret ettiği gibi bağımsızlığımızı sağlamış değildir. Türkiye zaten bağımsız bir ülkedir. Nasıl Ayasofya’nın ibadete açılmasına karşı çıkan ABD, Rusya, Yunanistan veya Ortodoks dünyası bağımsızlığını kaybetmemişse biz de yeniden bağımsız olmadık. Bir yanlışı düzelttik, bir hakkı iade ettik, o kadar. Dünyaya bir şey anlatılacaksa ki mutlaka anlatılmalı; hikayemiz tarihsel süreç, değişen şartlar ve Türk halkının arzusu olmalıdır. Yeni bir şey yapılmadı bir yanlış düzeltildi. 
İçeriye gelince… 

Meselemiz dini değerleri, sembolleri, ibadeti, namazı, camiyi kendi içerdiği anlamların dışında siyaset malzemesi yapmamaktadır. Olgunlukla, sükunetle, dinin emrettiği vakar ve ahlakla davranabilmektir. Bu bahisteki eksiğimiz ortada olduğuna göre başta siyasetçiler olmak üzere, düşünce insanları, eli kalem tutanlar ve elbette din adamlarının haddi aşan coşkudan kaçınması isabet olacaktır. Anketler gösteriyor ki iktidar veya muhalefetten; istisnasız her partinin tabanından az ya da çok karara destek ve karşıtlık vardır. Doğal olan da budur. Destek vermeyenler camiye karşı oldukları için değil, bunun içeride siyasi malzeme olmasından ve dışarıda da bir fatura çıkması endişesinden kaygı duyuyorlar. Bu da saygıyı hak eden bir tavırdır. 

Doğru bir karar alındı; bunun bir propaganda fırsatına ve dolayısıyla ayrıştırma malzemesine dönüşmemesi gerekir. Bu olgunluk gösterilebilirse Ayasofya o zaman bütün gönüllerde açılmış olur.


Haber Kaynak : Karar Haber


Anahtar Kelimeler: Ayasofya

HABERLER