Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Andolu PLatformu Ankara/Kızılcahamam'da 5 Günlük Çalıştay Programı Başladı, İlk Gününde Genel Kurul Toplantısı;

Genel İstişare Toplantısı Ankara’da Yapıldı

 

 Fatih Erkam'ın haberi;

Anadolu Platformu genel istişare toplantısı 14. Anadolu Buluşması öncesinde Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde yapıldı.

Pandemi süreci nedeniyle bulaş riskine karşı uygulanan kurallara azami dikkat edilerek yapılan toplantıya İstişare Kurlu Başkanı Zekeriya Şengöz, İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, istişare ve icra kurulu üyeleri ile illerden gelen üyeler katıldı.

Kuran-ı Kerim tilaveti ile başlayan toplantının açılış konuşmasını Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir yaptı. Aldemir, kadim İslam medeniyetinin temel değerlerine ve insanlık birikimine yaslanarak gelişen ve büyüyen hareketimizin tarihsel bir anlamı olduğunu belirterek; “Gerçekleşen projelerimiz, devam eden işlerimiz ve farklı alanlardaki çalışmalarımız sürüyor. Sıra dışı başarılara imza atılıyor. Sahada ortaya konulan işler hepimizin ortak çabasının eseridir. Buralara hep beraber, özverili çalışmalarla geldik. Bu çabalar, bizlere heyecan veriyor, milletimizin duasına mazhar oluyor. İslam coğrafyasına umut aşılıyor. Yürüyüşümüz sırat inceliğinde bir çizgide ilerliyor. Küresel sorun ve tezgâhlara rağmen Rabbimizin inayeti ve her bir kardeşimizin gayretleriyle yolumuza devam ediyoruz. Hikâyesi olan bir yapıyız.

Dünyaya yeniden umut olacağı inancını taşıdığımız değerlerimizin, insanlıkla buluşturulması adına inisiyatif almalıyız. Dünyadaki tüm duyarlı vicdanlara seslenerek çağrımızı daha gür sesle haykırmamız gerekiyor.

Gün yaralarımızı sarma vaktidir. Bu toplantı vesilesi ile bugüne kadar yaptıklarımızın muhasebesini yapmalıyız. Öte yandan geçmiş ile gelecek arasında bağ kurmak suretiyle planlamalarımızı sürdürmeliyiz. Bu süreçte, dünyanın yüzleştiği sorunlara yenik düşmemek için kapsayıcı istişare ve kolektif aklı, ön plana çıkarmak durumundayız.

Bizler hareket olarak yaptığımız işlerde “katılımcı meşveret, kurumsal önderlik” prensibini benimsemiş bir yapılanmayız. Yürüyen bir hareket için olmazsa olmaz şartlardan birinin de istişare olduğuna inanıyoruz. İstişare, ortak akla bir değer atfedip, bu doğrultuda adımlar atma sürecidir.

İstişarenin olmadığı, bir veya birkaç kişinin sözünün ön plana çıktığı teşkilatlar zamanla bireysel zaafların ön plana çıkmasıyla oligarşik bir yapıya dönüşür.

İstişare daha ziyade bir hayat tarzı, bir düşünme ve planlama biçimidir. Başkalarıyla ilişki kurmanın yoludur. Kaygısı büyük veya küçük olsun, bilgisi engin veya sınırlı olsun, hiç kimse istişare etmeden doğru ve anlamlı bir sonuca varamaz.

İslami yapılarda sorumluluk üstlenenler, istişarenin hataları azalttığına, ortak ve stratejik aklın ülfet, bereket ve özgürlük getirdiğine yürekten inanmalıdırlar. Cemil Meriç şöyle demektedir: “Birlikte düşünmek kişiliği ortadan kaldırmaz, bizatihi geliştirir. Düşüncelerini başkalarınınkilerle birleştirmek için onları sevmek, onlarla kaynaşmak gerek.”

İstişare ruhu, içinde yaşadığımız kültürün her hücresine işlemeli ve egemen bir yaşam tarzı haline gelmelidir. Bir kanun ve bir sistem haline gelmeden önce, insanların ahlaki karakterlerine ve değerlerine ilham vermelidir.

İstişare   sürecinde   cinsiyet   değil; kişilik   ön   plandadır.   Bu   nedenle erkeklerle birlikte kadınlar da istişare meclislerinde ve karar alma mekanizmasında olmalıdır. Ahmet El Raysuni diyor ki; “Yüzyıllardır kadının kamusal alandaki ve istişare meclislerindeki yerinin tartışılması, maalesef bir grubun kadının toplumdaki yeri hususunda çekincesinin olduğunu bize göstermektedir. Ancak bu tür inkâr ve çekinceler bazı İslam hukuku metinlerinin ve kavramlarının keyfi bir şekilde yorumlanmasından ve bir takım ön yargılardan kaynaklanmaktadır. Hâlbuki Hz. Peygamber istişare meclislerinde kadınların da yer almasına önem göstermiştir.”

Mücadelemizde bizleri diri tutan en önemli unsur insan kaynağımızdır. Düşünen, üreten, sorgulayan ve bir davaya emek veren insanlardan oluşan yapıların tüm birimleri bir çarkın dişlileri gibi insicam içinde işlemeye devam eder. Bu nedenle insan kaynağımızın kalitesini arttırmak durumundayız. Teşkilatımızda bulunan her arkadaşımızın bir yerden ders alıp bir yerde başka bir gruba ders vermesini sağlamalıyız.

Teşkilatımızda bulunan arkadaşlarımız sadece ders grupları ile yetinmemeli, ilgi duyduğu alanlarda derinlemesine okumalar, araştırmalar yapmalı, o alanın iyileriyle irtibatta olmalıdır. (Felsefe, sanat, spor, doğa, edebiyat, müzik, sinema vs’den) en az bir alana ilgi duyulmalıdır. Kendini o alanda başvurulacak bir referans insan olmaya hazırlamalıdır. Böylelikle bir yandan mücadele ruhu derinleşirken diğer yandan da içinde bulundukları davayı başka insanlara ulaştırma noktasında da önemli bir konumda olacaktır” dedi.

Turgay Aldemir’in konuşmasının ardından birim sorumluları tarafından selamlama konuşmaları yapıldı. Ardından Anadolu Platformu İstişare Kurlu Başkanı Zekeriya Şengöz kürsüye gelerek haziruna hitap etti.

Zekeriya Şengöz ise sivil ve özgün yürüyüşümüzü mayalayan fikriyatımızı esas aldığımızda yol haritamızın isabetli, yolumuzun aydınlık, yürüyüşümüzün güçlü ve donanımlı, işlerimizin bereketli ve kutlu olduğuna şahit olduğunu vurgulayarak; “Rabbimiz buyuruyor ki; “Ey iman edenler! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir. De ki ancak Allah’ın lütfu ve rahmetiyle, işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların biriktirip durduklarından daha hayırlıdır.” (Yunus 57-58)

İşte varlık nedenimiz olan bu ilahi iradedeki hakikat ve adalet arayışındaki bütün insanların umut ve beklentilerine cevap olacak bir nizamla muhatabız.

Resul-i Ekrem (s.a.v)’in pratik örnekliği ile ta günümüze kadar bütün İslam toplumlarının hedefinde Kur’an’ın ilke ve önerilerini hayatın tüm alanlarına taşıma gayretleri, bu geleneksel medeniyet tasavvurumuzda bizlerin de uğraşı olması hayati bir önem arz etmektedir.

Son yüzyılda başlayan çeşitli entelektüel girişimler ve ihya hareketleri, insanı merkeze almanın ve Nebevi bilgiyle buluşturmanın teorik ve pratik örneklerini koyarak önemli gelişmeler kaydedildi.

İnsan, ahlak, tevhid, takva, ihlas, bilgi ve cihad gibi kavram ve değerler işlendikçe sorunların ve çözümlerin kaynağına ulaşmak kolaylaştı.

Vahyin diriltici mesajına icabet eden fert ve topluluklar değiştikçe, sorunlarla yüzleşmek, baş etmek ve toplumu değiştirme iradesi kuvvet buldu. İnsanın ruh, gönül ve zihin dünyasına temas etmeyen, onu ahlak ve değerle inşa etmeyen hiçbir inanç kalıcı etkiler oluşturamaz.

Bizler gibi inşa ve ihya hareketi olarak başlayan ve bugün özgün modeller ortaya çıkaran pek çok İslami hareket, “insani hareket” olma vasfını korudukları için yürüyüşlerine devam etmektedirler.

İnsanlığa rehberlik eden bir medeniyetin dağılmış mensupları olarak anılmak istemeyen Müslümanlar, devasa boyutlara ulaşan sorunların baskısına direnmek, umutlarını diri tutmak için çaba göstermektedirler.

Dökülen kan ve gözyaşları, ödenen bedeller, ümmetin geleceği inşa etme yönündeki iradesini beslemekte, kararlılığını pekiştirmektedir. En büyük imkânımız imanımızdır. Bu inanç bize dünyevi bütün engelleri kolayca aşabilmenin imkanını verecektir.

Bu anlayışa sahip olan siz kardeşlere 6zglarleşmenin kapılarını açabilmenin yollarını gösterecek ve rehber edindiğimiz Kerim Kitabımız, içinde bulunduğumuz bütün şartlara rağmen bizi hayata bağlayacaktır, Yolumuzun aydınlanması, inanç ve kararlılığımızın pekişmesi için yolda olmamız; adaletten, haktan, ekonomiden, sanattan kültüre, dini anlayışımızdan geleneksel tutumlara, bireyden topluma kadar her alanda ortak bir sorumluluk duygusuyla çalışmamız gerekmektedir.

Herhangi bir davranış körlüğüne kendimizi kaptırmamalı, yani kendi davranışlarımızı net ve nesnel olarak görmekte zorluk çekmemeliyiz. Başka insanların hata ve kısıtlamalarını çok daha kolay fark ediyoruz, kendi hatalarımızla yüzleşmek ise zor geliyor. İnsanlar kendilerini kandırmanın uçurumuna yuvarlandıklarında bu durumu en geç kendileri fark ediyor. Kendimizin farkında olma yeteneğimiz insan olarak her birimizde var ama hiçbirimiz bununla birlikte doğmuyoruz.

Kendini bilme yolculuğumuza aynı başlangıç çizgisinden başlarız; ancak bir kez başlangıç işareti verildiğinde kimilerimiz bitiş çizgisine doğru hızlanır, kimimiz ise o yolu yavaş ve emin adımlarla yürür. Kimimiz de düşer, tökezler veya yolda bir kazaya uğrarız. İçinde bulunduğumuz bütün olumsuz koşullara rağmen sizler çözümün tek adresisiniz. Çünkü insanlığın içine düştüğü bunalım ve kargaşanın tek çaresi olan İslam, bizlerle yani Müslümanlarla temsil edilmektedir” dedi.

 


Haber Kaynak : Haber Duruş Haber Merkezi


HABERLER