Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Altan Tan: “Kürt sorunu vardır!”; “Kürt sorunu yoktur!”

Altan Tan, indyturk.com’da “Kürt sorunu vardır!”; “Kürt sorunu yoktur!” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz.

İlkbaharın kanınızı kaynatan coşkusuna,

Yazın ise gelip geçici neşesine sakın aldanmayın! 

Adı üstünde işte; gelip geçici!

Siz siz olun sonbahardan şaşmayın! 

Mevsimlerin sultanıdır sonbahar. 

Sonbahar, hele hele de eylül ayı zalım bir aydır! 

Ege’de eylül, eylüldür. 

Bizim memleketin ‘eylülü’ ise ekim ayıdır. 

İnsanın tüm hatıralarının ve illa da unutamadıklarının cuşu huruşa geldiği aydır. 

‘Her doğan günün bir dert olduğunu’ Cahit Sıtkı gibi bir kez daha ‘bu yaşa gelince’ anladığı aydır.

Hüznün insan ruhuna tarifsiz bir mutluluk verdiği aydır.

Şairin dediği gibi;

Hüzün en çok gülümseyenlere yakışır.
Hazandan geçmeyen hüzünden ne anlar!..

 

İçindeki fırtınalı kışlara rağmen
yüzünde baharı göstermeye çalışanların trajedisini
bir tek kendileri bilir…

Hazan mevsimi hüznün vuslat çağıdır.

Selahattin Altınbaş’ın

‘Ömrümüzün son demi, sonbaharıdır artık,
maziye bir bakıver neler neler bıraktık’
 şarkısını Müzeyyen Senar’dan dinleme zamanıdır. 

Evet!

‘Hazandan geçmeyen hüzünden ne anlar…!’

Yine hazan mevsimi geldi ve unutulan!

Ne varsa yine geri geldi.

Hem hoş, hem de safa geldi!

Rahmetli Yıldırım Gürses üstadın nefis yorumuyla;

‘Düşen bir yaprak görürsen beni hatırla demiştin
Biliyorsun seni ben sonbaharda sevmiştim
Her sonbahar gelişinde sarı sarı yapraklarla
kuru dallar arasında sen gelirsin aklıma…’ 
misali acıların ve damıtılmış hüznün membaı Kürt sorunu da tekrar akıllara geldi!

Gelmesiyle beraber “Kürt sorunu vardır!”, “Kürt sorunu yoktur!” diye naralar atan 

Tüm vuzeratı şukela da cuşu huruşa geldi!

“Terör sorunu ayrıdır, Kürt sorunu ayrıdır, Kürt sorununun çözüm yeri de TBMM’dir” diyenlerle;

“Vardır diyen vatan hainidir, alçaktır, bölücüdür…!” diyenlerin nidaları yeri göğü inletti.

Kim ne dediyse dedi!

‘Kırk yıllık Kani, olur mu Yani!’ misali; 

140 yıldır aynı İttihatçı masallarını tekrarlayanlara; 

Akılları arşı alaya çıkmış! sözde milliyetçi, ulusalcı, laikçi ve Türk İslamcılara; 

Babadan, dededen İttihatçılara, bundan önce bir şey anlatmak nasıl mümkün olmadıysa, bundan sonra da anlatmak mümkün değil.

Koskoca imparatorluğu yıktılar yine akıllanmadılar. 

Kim anlatmak istiyorsa anlatsın. 

Benim derdim değil! 

Hala gücü, takati ve dahi sabrı olanlar deveye hendek atlatmaya devam etsinler! 

Benim derdim! ‘Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar’ misali bir ‘vardır’, bir ‘yoktur’ diyen ‘kararsız Kasımlarla!

AK Parti‘nin 12 ilmi hatmetmiş dahileri ile!

Bu ‘vardır-yoktur’ meselesi her açıldığında her nedense Şener Şen ile İlyas Salman’ın muhteşem Banker Bilo filmi aklıma geliyor.

Benim gibi sizlerin de defalarca seyrettiği filmin; Ecevit döneminde yaşanan yağ, şeker, benzin kıtlığı olaylarını anlatan bir sahnesinde, Şener Şen ile İlyas Salman’ın ortak açtıkları toptancı dükkanına yağ almak için biri gelir ve;

“Yağ var mı?” diye sorar.

Şener Şen’in karaborsacılık yaptığından habersiz fukara Bilo (İlyas Salman) safça hemen “Vardır” diye cevap verir. 

Şener Şen, Bilo’nun lafını hemen ağzına tıkayarak anlamlı bir göz işareti ile “Yoktuuur!” diye bağırır.

Yağ soran adamcağız çaresizce eli boş çekip gittikten az sonra bir bakkal çırağı gelir ve yine aynı şekilde “Yağ var mı?” diye sorar. 

Bir önceki seferden tecrübeli Bilo anında “Yoktur!” cevabını verir.

Şener Şen bu sefer de anlamlı bir gülümseme ile “Vardır, vardııır” deyince aklı karışan Bilo;

“Ambarımız yağ dolu, biraz evvel ‘vardır’ dedim; ‘yoktur’ dedin; şimdi de ‘yoktur’ diyorum ‘vardır’ diyorsun, ne iş” diye sorunca;

Şener Şen “Vardır ama o adamda bizim fiyattan yağ alacak para yoktur, bakkalın ise parası vardır” der.

AK Parti’nin Kürt sorunu da inan edin aynen bu yağ meselesi gibi!

Bir ‘vardır!’, bir ‘yoktur!’

Mevsime, aya, şartlara, ortama ve ‘müşteriye’ göre değişiyor.

Bir var oluyor, bir yok oluyor!

“Bir o yana, bir bu yana şaşma şaşkın!” misali; 

Oslo’da başka, İmralı’da başka, Ankara’da başka;

2005’te başka, 2013’te başka; 2021’de ise bambaşka oluyor!

Bu ‘vardır’ ,’yoktur’ devri-daimi böyle giderse işin sonu da korkarım Banker Bilo filminin sonu gibi olacak!

 

Kaynak: Farklı Bakış


HABERLER