Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Altan Tan İle "3. Cumhuriyet'e Doğru" Adlı Eseri Üzerine Bir Söyleşi...

Altan Tan: "Önerdiğim 3. Cumhuriyet, özünde bir Müslüman Demokrasisidir."

 Altan Tan ile Özgün İrade Dergisi 2020 Temmuz sayısında, "3. Cumhuriyet'e Doğru"  adlı eserine dair bir söyleşi gerçekleştirdik...

İşte o söyleşi...

Kürtler ve 'çoklu' Siyaset Tarzı...

1- Kitapta bulunan bir makaleniz-"Kürt Siyasetinde 3 Tarzı Siyaset" adını taşıyor. Kürt siyasetinde, Abdülhamidçilik, İttihatçılık, Kemalizm, Sosyalizm var. Birde buna bağlı olarak, laiklik ve seküler yaşam kastıyla birçok HDP'li siyasetçinin önerdiği ve Kemalizm'le yeniden buluşmacı bir siyaset anlayışı ve tarzı söz konusu...

Sosyalizmden Kemalizm'e evrilen bu siyaset tarzının Kürt sorununun çözümüne katkısı, sizce ne kadar sahicilik içermektedir?

Altan Tan:

‘Kürt siyasetinde Kemalizm’ ifadeniz ile tam olarak neyi kastettiğinizi anlamadım. Eğer kast ettiğiniz laik seküler hayat ve siyaset tarzı ise bu da biraz farklı. Kemalizm otoriter ve totaliter laikçilik anlayışıdır. Kısaca Jakoben bir siyaset tarzıdır denilebilir. Son olarak HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın 23 Nisan 2020’de TBMM’de yaptığı konuşmasındaki Kemalizm güzellemesi ise sanırım kendisi de ne demek ve ne yapmak istediğini tam olarak anlatamadı veya bizler anlayamadık!

Boşuna ve boş bir konuşma!

Kürtlerin 'siyaset' hamallığı ve Tigreller olgusu...

2- Kürtleri, Malazgirt'ten buyana çeşitli açılardan 'Türki siyaset' içerisinde görmekteyiz.... Modern döneme gelindiğinde de; Abdülhamitçi, İttihatçı, Kemalist, 'sağcı, millici, mukaddesatçı çizgiye etki ve katkıları olmuş bir yapı olarak düşündüğümüzde; Kürtlerin geleneksel hamallıklarının ve Tigrelliklerinin devam ettiği görülmektedir.

Buna binaen Türkiye bütünlüğünde, kendi başlarına siyaset yapma durunu söz konusu olmayacağına göre; bu hamallık ve Tiğrellik, Kürt siyasetinin, mevcut Türk siyaseti içerisinde kalınma durumunda nasıl izale olunabilir? Birlikte, ama kendi özgünlüğünü koruma imkanı ve durumu nasıl sağlanabilir?

Altan Tan:

Maalesef soruyu yine tam olarak anlayamadım. (Son zamanlarda bir anlama sorunum var anlaşılan!) Özellikle de ‘Türkiye bütünlüğünde kendi başlarına siyaset yapma durumu söz konusu olmayacağına göre’ ibaresini çözemedim.

‘Tigrellik’, ‘Karzailik’ ve ‘Hamallık’ her biri ayrı bir kimlik ve statüyü temsil eder.

‘Tigrellik’, Kürtleri temsil iddiası ile Kürtleri, sisteme satmak ve Kürtlerin tüm meşru haklarını ketmetmeyi (Yok sayma ve yok etmeyi) temsil eder.

‘Karzailik’ ise sözde Kürtler adına mücadele etmeyi, ancak özünde kendine bir mevki ve statü elde etmek için Kürtleri kullanmayı ve emperyalistlerle işbirliği içinde gerekirse Kürtleri yerle bir etmeyi anlatır.

‘Hamallık’ ise İslam, Sosyalizm, Liberalizm ve Demokrasi mücadelelerinde bütün yükü sırtlamak, ancak Kürtlerin meşru hakları ile ilgili hiçbir şey elde etmeden başkaları için çalışmayı simgeler. Kısaca kullanılma ve kandırılmanın adıdır hamallık.

Bu üçü de olmadan (Tigrel, Karzai, Hamal) Müslüman, Sosyalist, Liberal veya demokrat Kürdün bu mücadeleleri yürütürken kendini kullandırmadan ve aldatılmadan kendi haklarını elde etmesi ve teminat altına alması esas olmalıdır.

Diyarbakır ve Cumartesi Anneleri...

3- Acılar evrensel olmakla birlikte, her insan kendi yağıyla kavrulmakta ve günümüzde gözlemlendiği üzere 'çoğu kez' yekdiğerinin acısına bigane kalınmakta... Önemsenmemekte, hatta, çekilen bazı acıların ihanet sonucu oluştuğu kabul görmekte...

İşe bu minvalle baktığımızda Cumartesi Annelerinin acıları muhafazakar çevrelerde ya hiç görülmemekte ya da yukarıda belirttiğimiz üzere 'ihanetin bedeli'ne hamledilmekte... Diyarbakır Anneleri'nin acısı da laik, sol, sosyalist çevrelerde, ya 'ilerici(!)' anlayışı zedelememe, ya salt PKK korkusu, ya da karşı tarafın (Diyarbakır Anneleri) kahir ekseriyetinin muhafazakâr çevrelerden oluşması bahane kılınarak, var olan acıya yabancı kalınmakta...

Nasıl bir yol  ve yöntem izlenmeli ki, İslam'dan hareketle Müslüman merhameti, ideolojik farklılığa bakılmaksızın işin tuzu biberi olan annelerin var olan acısını, dolayısıyla da insanı baz almış olsun?

Altan Tan:

Bu konuda Müslümanların takip etmeleri gereken düstur çok açık ve nettir.

İlk düstur ‘Mazlumun dini sorulmaz’ ilkesidir. Mazlum kim olursa olsun mazlumun yanında olmak gerekir.

İkinci önemli düstur ise ‘Ne mazlum ol, ne de zalim’ ilkesidir.

Müslüman asla zalim olmamalıdır ve kendine zulmedilmesine de izin vermemelidir.

3. Cumhuriyet'e Doğru...

4- 19. yüz yılın en hit yönetim biçimi olarak insanlara kabul ettirilen 'cumhuriyet' olgusu; bizde  Kemalistler, Özal'la birlikte 2. Cumhuriyetçiler ve Mehmet Altanlarla birlikte 3. Cumhuriyet olarak üç tarzda, erk ve söylem olarak varlığını sürdürmekte olup salt Batıcı paradigmalara bağlı bir anlayışı resmetmekte...

Sizin dile getirdiğiniz '3. Cumhuriyet' söyleminin, evrensel değeri olan ve yararlanılabilecek türden Batıcı paradigmalarla birlikte işin esasını oluşturacak olan İslami ve 'milli' değerleri kapsayan bir cumhuriyet olduğu konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Altan Tan:

Burada da önce bir şeyi düzeltmek lazım. Mehmet Altan’ın savunduğu ve Özal’ın da desteklediği Demokratik bir 2. Cumhuriyetti. Maalesef Demokratik 2. Cumhuriyet gerçekleşmedi.

3. Cumhuriyet’in patenti ise bana ait. Benden önce bu terimi kullanan olmadı. Benim yaptığım analatik bir sınıflandırma.

1. Cumhuriyet kısaca Kemalizm, 16 Temmuz 2016’da saat 00.01’de başladığını söylediğim 2. Cumhuriyet ise Kemalistlerle, İslamcılar ve Türk Milliyetçililerinin ittifak ettikleri bir cumhuriyet. Bu 2. Cumhuriyet’in Mehmet Altan’ın önerdiği 2. Cumhuriyet’le bir benzerliği yok.

Önerdiğim 3. Cumhuriyet ise özünde bir Müslüman Demokrasisi. Maalesef bununda şu ana kadar dünya üzerinde bir örneği yok. Burada Müslümanların ciddi siyasi içtihatlar yapmaları gerekiyor. Aynı zamanda tüm insanlığın ortak malı olan değerleri de Doğu Batı ayırımı yapmadan benimsemek ve kabul ederek sentezlemek gerekiyor.

Örnek vermek gerekirse haksız yere adam öldürmek, hırsızlık ve yolsuzluk Doğu’da da, Batı’da da İslam hukukunda da yanlış ve yasak.

Müslümanların hiçbir komplekse kapılmadan bu ortak değerleri özümsemeleri ve benimsemeleri gerekiyor.


Haber Kaynak : Haber Duruş Haber Merkezi


HABERLER