Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Ali Babacan: Güçler ayrımı ve yargı bağımsızlığı olmadan çözüm getiremezsiniz

DEVA Genel Başkanı Ali Babacan, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Yeni bir anayasayı tartışmasının zamanı gelmiştir" sözlerini değerlendiren Babacan, güçler ayrımına, yargı bağımsızlığını işaret etti.

Ali Babacan: Güçler ayrımı ve yargı bağımsızlığı olmadan çözüm getiremezsiniz

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, güçler ayrımı ve yargı bağımsızlığına değinerek  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "yeni Anayasa" açıklamalarını değerlendirdi. Babacan, "Türkiye’yi yöneten zihniyet güçler ayrımına, yargı bağımsızlığına inanmıyor. Bu iki faktör olmadan Anayasa'nın neresine ne değişiklik getirirseniz getirin, ülkenin sorunlarına çözüm getiremezsiniz" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, "Yakında reform paketlerimizin felsefesini, amaçlarını, hedeflerini ve faaliyet başlıklarını içeren kapsamlı çalışmayı kamuoyuyla paylaşacağız. Türkiye'nin yeni bir anayasayı tartışmasının zamanı gelmiştir" diye konuşmuştu.

Fox TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Çalar Saat programına telefonla bağlanan Babacan, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin atanmış rektör istememesini de ele aldı. Babacan, "Burası Türkiye’nin en güzide üniversitelerinden birisi. Hiçbir kurumda öğrencilere karşı böyle bir uygulama kabul edilemez" diye konuştu. Babacan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle; 

AKŞENER VE DAVUTOĞLUZİYARET EDİLECEK: Geçen hafta diğer siyasi partilerle güçlendirilmiş parlamenter sistemin detaylarıyla ilgili istişare ve diyalog süreci başlattık. Bu niyetimizi Sayın Kılıçdaroğlu’na ve heyetine ifade ettik, onlar da bu süreci başlatmayı kabul ettiler. Perşembe günü Sayın Akşener’i, pazartesi günü sayın Davutoğlu’nu ziyaret edeceğim. Sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleriyle de istişare ve diyalog sürecini başlatmak istiyoruz. Bu sistemin en önemli özelliklerinden bir tanesi yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığıdır. Türkiye’nin en önemli ihtiyacı budur.

ÜLKENİN YÖNETENLERİN ZİHNİYETİYLE İLGİLİ CİDDİ SORUNU VAR: Güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili ilk adımı atmamızın hemen arkasından Sayın Cumhurbaşkanı’ndan Anayasa ile ilgili bir açıklamanın gelmesi gerçekten düşündürücü. Ya bizim girişimimizden sonra aklına geldi ya da ön almak istedi. Biz her türlü çalışmaya, her türlü çağrıya açık fikirlilikle bakarız. Kategorik olarak önyargı oluşturmayız. Henüz detaylarını ve ne amaçladıklarını bilmiyoruz. Türkiye’yi yöneten zihniyet güçler ayrımına, yargı bağımsızlığına inanmıyor. Bu iki faktör olmadan Anayasa'nın neresine ne değişiklik getirirseniz getirin, ülkenin sorunlarına çözüm getiremezsiniz. Ülkenin sadece yönetim sistemi sorunu yok, aynı zamanda yönetenlerin zihniyetiyle ilgili ciddi bir sorunu var.

ÖĞRENCİLERE ŞİDDET KABUL EDİLEMEZ: Boğaziçi Üniversitesi’ndeki gelişmeler hepimizi kaygılandırıyor. Hükûmetin kutuplaştırma ve ötekileştirme üzerinden ürettiği iç siyaset artık ülkeye büyük zarar vermeye başladı. Ülkenin hiçbir sorununu çözemeyen yönetim, tamamen düşmanlıklar üzerinden kamuoyunu meşgul ediyor. Hükûmet ve yandaş basın, toplumun farklı kesimlerinin birbirine karşı tutum alacak, adeta nefret besleyecek bir atmosferi kendi eliyle oluşturuyor. Bu son derece tehlikeli bir durum. Ülkeyi yönetenlerin bunun farkında olması ve herkesin sağduyuyla davranması lazım.

Öğrenciler haklı bir şekilde, Anayasa'nın kendilerine verdiği hak çerçevesinde protestolar yaptı. Demokratik bir toplumda herkes şiddet içermedikçe toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyebilir. Dün 159 gencecik arkadaşımız gözaltına alındı. Öğrencilere şiddet uygulandı. Yazıktır, günahtır. Burası Türkiye’nin en güzide üniversitelerinden birisi. Hiçbir kurumda öğrencilere karşı böyle bir uygulama kabul edilemez. Oradaki öğrenciler tamamen Anayasal haklarını kullanarak, ‘rektörümüzü kendimiz seçmek istiyoruz’ diyorlar. Boğaziçililerin bunun ötesinde bir talebi yok.

DİNİ DUYGULARI İSTİSMAR ETMEYİN: Dinimizin kutsallarına kimse dokunamaz, kimse saldıramaz. Türkiye’de inanç özgürlüğüne müdahale etmeye kimse cüret edemez. Ancak münferit olaylardan hareket ederek halkımızın dinî duygularını istismar edecek bir şekilde ötekileştirme ve kutuplaştırma, hükûmetin ve elindeki propaganda makinasının maalesef kötü bir alışkanlığı haline geldi



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER