Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Alevilerin yeni ‘açılım’dan beklentileri

AK Parti Genel Başkanı ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kısa süre önce Alevilerin sorunlarını dinlemek için cemevine temsilciler gönderdiği ifade ediliyor.

K24Türkçe’den Hasan Kösen’in, konu ile ilgili uzman görüşlerini derlediği haberi…

AK Parti'nin son günlerde Alevilerin istek ve sorunlarına ilişkin yeni bir ‘açılım’ başlatacağı değerlendirmeleri yapılırken, cemevi ve Alevi dernekleri farklı taleplerde bulunuyor.

Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, cemevlerinin statüye kavuşması ve maddi destek verilmesi gerektiğini söyledi. 

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Başkanı Musa Kulu ise devletten hiçbir şey talep etmediklerini, kendi kültür, dil ve inançlarıyla yaşamak istediklerini belirtti.

Ali Ekber Yurt

Ali Ekber Yurt

K24’e değerlendirmelerde bulunan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Alevilere ilişkin geçmişte atılan adımların neden devam etmediği konusunda bir bilgisinin olmadığını ve yeni sürecin içeriğinden de henüz haberdar olmadıklarını ifade ederek, şöyle konuştu: 

“Geçmişte Alevilik ile ilgili yapılan çalıştaylara katıldım. Özellikle çalıştaylarda çok geniş kapsamlı çalışma yürütülmüştü. Aleviliğin her kesiminden, her bölgesinden her itikadından her ocağından her federasyon ve derneğinden yani hemen hemen her kesimiyle oturuldu, konuşuldu ve bu konu değerlendirildi. Toplumda ciddi anlamda bu sorunun çözüleceğine dair bir umut mevcuttu ama nasıl ve ne oldu bilmiyorum. Maalesef bugüne kadar hala daha bazı sorunlar çözülse de bazı adımlar atılsa da tam manasıyla bir çözüme kavuşturulamadı. Bugün tekrar bu sorun konuşulmaya başlandı. Tabi daha tam olarak içeriğini bilmiyorum. Nasıl ve ne şekilde bir çözüm düşünülüyor bilmiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifadeleriyle yaklaşık 53 ilden 1500-1600 civarında cemevi ziyaret edilmiş, talepler ve istekler sorulmuş, bir çalışma başlatılmış.” 

ALEVİLERİN SORUNLARI NASIL ÇÖZÜLMELİ?

“Geçmişte hükümet Alevi sorununu çözerken Aleviliği biraz daha kendine göre bir tanım geliştirip bir kalıba sokarak çözmek istiyordu ama bu, Aleviler tarafından çok kabul görmedi. Aleviler olduğu gibi kabul edilmek zorunda, bu iş ancak bu şekilde başarıya ulaşır” diyen Yurt şunları ekledi:

“Alevileri kendi inançları çerçevesinde görmek lazım, bir Alevi’ye ‘Ben sizin sorununuzu çözerim ama siz de şöyle olun, şunu yapın’ dememek lazım. Aleviler kendileri kendilerini tanımlasın, kendi kimliğini, kendi inancını kendisi tanımlasın. Örneğin; bugün 5 bin cemevinin ziyaretinden bahsedildi, bunu bizzat Cumhurbaşkanı ifade etti. Demek ki kabul edilse de edilmese de Türkiye’de 5 bin cemevi var. Cemevleri dediğimiz bu mekanlar Alevilerin kendi inançsal ve kültürel faaliyetlerini yürüttüğü, ibadetlerini yaptığı, cenaze hizmetlerinin yapıldığı, yolunun ve erkanının gereklerini yerine getirdiği mekanlardır. Demek ki bu cemevleri var ve topluma kamusal bir hizmet veriyor, öyle ise cemevlerine bir statü verilmeli ve bu statü ile birlikte tıpkı diyanet ve diğer azınlık inanç gruplarına sunulan hizmetler gibi maddi destek sunulmalı, ihtiyaçları karşılanmalı.”

“ALEVİLER DİYANETİ PEK KABUL ETMEZ”

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kuruluş amaçlarından tamamen uzaklaştığını söyleyen, ‘Tunceli’ Cemevi Başkanı Yurt, “Cemevlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde olup olmayacağını oturup konuşuruz. Diyanet İşleri Başkanlığı kuruluş amaçlarından tamamen uzaklaşmış. Aleviler, Diyanet İşleri Başkanlığının bünyesinde olmayı ne kadar kabul eder o biraz tartışma yaratır. Aleviler diyaneti pek kabul etmez. Sorun var mı, var. Çözüm gerekiyor mu, gerekiyor. O zaman bunu konuşup çözmek gerekiyor” dedi.  

“Alevinin zengini de fakiri de vergisini veriyor. Eğer Türkiye’de bir Sünni canımız verdiği vergiden inançsal yönde hizmet alıyorsa ve biz almıyorsak bu haksızlıktır, kabul edilebilir değildir” diyen Yurt, “Hastaneyi hepimiz kullanıyoruz, köprüyü hepimiz kullanıyoruz ama camiyi hepimiz kullanmıyoruz. Camiler, Alevilerin inanç olarak kendisinde temsiliyet gördüğü bir mekan değildir. Alevilerin de inançsal bazda talep ve ihtiyaçları devlet tarafından, Alevilerin devlete ödedikleri vergiden karşılanmak zorunda, Alevilere pay da verilmek zorunda, bunu yapmadığınız zaman ahiretiniz de tehlikeye düşer” ifadelerini kullandı.

“ALEVİLER KAYMAKAM, SAVCI, HAKİM OLMALI”

“Türkiye’de bugün 800 küsur ilçe varsa en azından yüzde 10’unun kaymakamının, 81 ilin emniyet müdürünün 10 tanesinin, adliyelerdeki hakim ve savcıların yüzde 10’unun Alevi olması lazım” diyen Yurt, “Bugün Türkiye’nin nüfusu 85 milyon, diyelim yüzde 10’u Alevi, Türkiye’de 81 il var ve ben en az illerin yüzde 10’unun valisinin Alevi olması gerektiğine inanıyorum. Türkiye’de bugün 800 küsur ilçe varsa en azından yüzde 10’unun kaymakamının, 81 ilin emniyet müdürünün 10 tanesinin, adliyelerdeki hakim ve savcıların yüzde 10’unun Alevi olması lazım. Tabi bunlar atanırken Aleviliğine Sünniliğine bakılıyor mu biz bunu hükümetin ilgili yetkililerine sorduğumuz zaman ‘biz buna bakamayız’ diyorlar. Keşke bakılmasa, keşke bir hakim veya bir savcı atanacaksa keşke gerçekte de inancına, ırkına, kökenine bakılmasa, o zaman otomatikman bu yüzdelik dilimi sağlanır, buna inanıyorum ama maalesef bakıldığını görüyor ve bundan dolayı da atamalarda bu sıkıntıların yaşandığının farkındayız. Biraz daha vicdan… yönetenler açısından” şeklinde konuştu.

DAD BAŞKANI: DERSİM ALEVİLİĞİN SER ÇEŞMESİ OLARAK KABUL EDİLİR

K24’e konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Başkanı Musa Kulu, Dersim’in Aleviliğin ana kaynağı olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

“Bizim genel merkezimiz Dersim’de. Herkes merak eder niye Dersim? Dersim Aleviliğin ser çeşmesi olarak kabul edilir, bütün ocaklarımız, bütün ziyaretgahlarımız, Alevilik tarafından bilinenlerin hepsinin Dersim’de olmasından kaynaklı. Eğer bir inancı, bir kültürü, tarihsel bir hafızayı yaşamak istiyorsanız kendi kaynaklarınızdan beslenmeniz gerekiyor, biz de bu anlamda buradayız. Kendi itikadıyla inancıyla kendi kültürüyle diliyle farklı bir toplumsallığı olan aleviler bu coğrafyada hep öteki olarak bilinmiş. Farklı bir kültüre ve dile sahip olduğumuz için devlet sindirememiş. Çünkü devlet sistemleri erk dediğimiz şey tamamen homojen bir toplum yaratma peşindedir ama bu hak yasasına aykırıdır, bu yaşamaya aykırı olan bir şeydir. Bizi yaratan haktır, tanrıdır yani bizim diğerlerinden farkımız yok ama biz hakka farklı şekilde bağlanıyoruz, ritüellerimiz, ikrarımız, sözümüz farklı olduğu için bizi içinde sindirememişlerdir.”

Musa Kulu

Musa Kulu

ÇALIŞTAYLARA KİMLER KATILDI?

DAD Genel Başkanı Kulu, ‘Tunceli’ Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un aksine Alevilerle ilgili yapılan çalıştaylara kendilerinin çağrılmadığını ifade ederek şunlar belirtti:

“Yapılan bütün Alevi çalıştaylarında bu yolun, bu hakikatin sahibi olan insanlarla görüşmediler. Kendisine benzeyen, kendisine yakın ya da devletin, erkin sözünü söyleyebilecek Alevileri çağırdılar. Esas bu yolun sahibi, hakikati, kendi inancı ve itikadıyla yaşayan kendisini tanımlayan değil, kendisini sisteme ve güce entegre eden Alevi misyonerleri, yahut da gri pasaportluları yahut da devşirmeleri bulup Aleviymiş gibi göstermeye çalıştılar. Sistemin esas hedefi bizi asimile etmek, yok etmek. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğu günden bu yana iki esas temel üzerine oturtulmuş; biri herkesi Türk yapmak diğeri herkesi Müslüman Hanefi yapmaktır. Bu buradaki bütün toplulukları bütün farklılıkları Türkleştirmek ve Hanefi İslam yapmak gibi…”

“KENDİMİZ GİBİ YAŞAMAK İSTİYORUZ”

“Biz binlerce yıldır bu topraklarda yaşıyoruz, kendi dilimizle yaşıyoruz, kendi kültürümüzle, inancımızla, hafızamızla yaşıyoruz” diyen DAD Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne devlet ne de din ve Allah adına konuşanlar Alevileri tanımlamasın. Biz kendimizi tanımlamışız, biz kendimiz gibi kendi inancımız gibi kültürümüz dilimiz ve hafızamızla yaşamak istiyoruz, bize dayatılan bir yaşamı kabul etmeyiz. Bizim devletten talebimiz yok, biz bu ülkede yaşıyoruz bu ülkenin vatandaşıyız, biz binlerce yıldır bu topraklarda yaşıyoruz, kendi dilimizle yaşıyoruz, kendi kültürümüzle, inancımızla, hafızamızla yaşıyoruz. Devletin yapmak istediği şey bizim hafızamızı silmek, dinimizi kültürümüzü ortadan kaldırmak. Biz bunu kabul etmiyoruz. Biz kendi inancımız, itikadımızı, yolumuzu bu ülkenin vatandaşı olarak yaşamak istiyoruz ama kendimiz gibi yaşamak istiyoruz. Bu ülkede herkesi Türk yapmak bütün halkları, herkesi Müslüman yapmak bütün inançları, hakkın yarattığı bütün inançları yok saymaktır.”




HABERLER