Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

 Veysi Dündar; Hesap Vermeyen Devlet, Güven Verir mi?

“Harcanması gereken yere harcadık. Bundan sonra da (Bay Kemal’e) bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok.”

 Veysi Dündar; Hesap Vermeyen Devlet, Güven Verir mi?

 

Cumhurbaşkanının deprem vergileri için yaptığı açıklama şu şekilde :
“Harcanması gereken yere harcadık. Bundan sonra da (Bay Kemal’e) bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok.”

Gandi der ki:
“Bir kişinin kendi davranışlarının sonuçlarından kaçması yanlış olduğu gibi ahlaki de değildir.”

Aynı konuya ilişkin Tom Paine şu cümleyi kurmuştur :
“Kendisini kimseye hesap verir görmeyen insan topluluğuna hiç kimse güvenmemelidir.”

Doğu ve batının iki kadim düşünürüne ilave olarak bizim coğrafyamızdan İbn Haldun ise şu cümleyi kurmuştur:
“Hükümet adaletsizliği önler sadece kendi adaletsizliği hariç.”

Bütün bu sözlerin ortak ana fikri hesap vermek üzerinedir. Hesap vermeyen bir yönetim için söylenecek şeyler çok olsa da, hiç biri bu yönetim anlayışının topluma teşkil edeceği emsalin vereceği zararı tam olarak tarif edemez.

Parantez içindeki muhatap muhalefet partisinin lideri olduğuna göre, kısaca ‘muhalefete hesap vermeye zaman yok’ denilmektedir.
Bu yaklaşımın aslında AKP’nin yönetmeyi ve denetimi sandıktan ibaret gören anlayışı ile uyumlu olduğunu ifade etmeye dahi gerek yok.

Bırakın seçimi kazanmayı kaybedilen seçimlerin dahi sonuçlarını düzeltebilen yani sandıkta dahi hesap vermenin optimizasyonunu sağlayan bir iktidar için hesap vermek için zaman değil, zemin sorunundan söz edilebilir.
Zemin yani niyet içermeyen bir hesap vermeden kaçınma hali ile yüzyüzeyiz aslında…

Soru: Deprem vergisini nereye harcadınız?
Cevap; “yerli uçak da olabilir, aya 4 şeritli yol da.”
Yerli uçağın göklerde olmaması da aya 4 şeritli yolun namümkün olması da AKP seçmeni için fark yaratmamakta…
AKP’li siyasetçilere göre bu aslında hesap vermek için kendi seçmeni açısından sorun duymayan bir iktidar anlayışı ile birebir uyumlu.

Reklam

Peki AKP ne yaparsa yapsın bunun genel doğru olduğunu düşündüğü kendi seçmenine de hesap vermekle mükellef değil mi?
Bu sorunun yanıtı aslında yazının başında alıntıladığımız filozoflarca hiçbir soru işaretine yer bırakmayacak netlikte verilmiş.

Fransız siyaset bilimci Duverger’in ‘seçimle gelen kral’ metaforu da tam olarak bu durumu işaret ediyor.
Seçimle ya da soyla gelsin kralın sorgulanamazlığı ortak paydayı teşkil eder. Seçimle gelen bir kralın seçimleri kaybetmesi de pek akla yatkın değildir aslında.

Ben Cumhurbaşkanının ‘hesap vermeye zamanımız yok’ sözünün arkasında kibirli bir tutumla beraber çaresizlik de algıladım.
İnsan ancak vereceği hesaba dair tereddüt duyuyorsa bu hesaptan kaçınır.
Kendinden emin olan hiç kimse hesap vermeyle problem yaşamaz.

Trafikte cep telefonuna bakarken öndeki araca toslayan sürücüyle, aniden önüne çıkan çocuğa çarpmamak için ani manevra yapan sürücünün vereceği hesap aynı olabilir mi?
Her ikisi de öndeki araca çarpmışlardır netice aynıdır. Ama açıklamaları arasında önemli düzeyde fark olacaktır.

Türkiye’de bir sabah uyandığınızda vergi dairesi tarafından bütün hesaplara el konduğunu görenler ya da duyanlar olmuştur. Sebebi ise; ödemediğiniz vergiler için hesabınıza el konduğu şeklinde açıklanır.
Devlet vatandaşa sorduğu kadar kendisi de cevap verebilmelidir. Vergisini SSK’sını ödeyemeyen vatandaş karşısındaki devasa yaptırım gücüne, sana hesap vermeye zamanım yok diyebilir mi?

AKP’nin vahim bir başarısızlık hikayesi olan depreme hazırlık konusundaki kötü karnesi, dünyada lokma kadar olan bir depremin 2020 Türkiye’sine ağır hasarlı olarak kayıt düşmesiyle neticelendi.

Depremin hasar vermesi yeterince can sıkıcı ve Türkiye’nin kendine biçtiği gelişme seviyesi ile ters orantılı iken, üstüne bir de bu depremin hasarı için cari bütçeden ödenek ve vatandaştan ekstra inayet beklenmesi daha da iç karartıcı oldu.

Ben makaleyi yazarken ajanslara bir haber düştü. AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı’nın deprem vergileri ile ilgili doyurucu cevabı..!

Türkiye dünyanın ancak Türkiye’den 2 lig aşağı ülkelerinin üzüleceği depremler için kara kara düşünüyor.
Depremin olmasının değil hasarının engellenebileceği artık “bana göre sana göre” içermeyen bir realite iken, salhane önündeki bir kurban tevekkülü ile kader beklemek kabul edilemez.
Bundan daha da kabul edilemez olan hesap vermeyen bir yönetime anlayış göstermektir.

Reklam



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER