​ Mısır Meselesi: Yeni bir Mehmet Ali Vak’ası mı?

Zekeriya KURŞUN'UN Yazısı; Trump’ın “sevimli diktatörü” Abdülfettah Sisi’nin BM toplantısı için ABD’ye gitmeye hazırlandığı sırada Mısır sokakları hareketlenmeye başladı

Trump’ın “sevimli diktatörü” Abdülfettah Sisi’nin BM toplantısı için ABD’ye gitmeye hazırlandığı sırada Mısır sokakları hareketlenmeye başladı. Nitekim 20 Eylül Cuma günü 25 Ocak devriminin başladığı Tahrir Meydanı başta olmak üzere birçok şehirde genç göstericiler meydanları doldurdu. En ufak bir hareketliliğe duyarlı olan Mısır polisi, askeri ve istihbaratı (Muhaberat) önce tepkisiz kaldı. Ancak ardından birçok göstericiyi gözaltına aldı.

Arap Baharı ya da gerçek adıyla zemherisinden itibaren Mısır’da yaşananlar, seçim ile iktidara gelen Mursi’nin hayatına mal olacak olan bir ihtilal ile devrilmesi, binlerce insanın kendi emniyet ve askeri güçleri tarafından öldürülmesi ve 2013’ten beri Mısırlılara yaşatılan korku iklimi bu yeni gelişmelerin dikkatle ama acele hüküm vermeden takibini gerektirmektedir.

Mısır’da halk bıkkın ve hayata umutsuzca bakıyor. Ancak bu bıkkınlık zannedildiğinin aksine özgürlüklerinin kısıtlanmasından veya Trump’ın sevimli, Körfez’in de itaatkâr diktatörünün baskısından değildir. Zira Mısır halkı diktatörler ile yaşamaya alışkındır. Hatta bunu bir hayat tarzı haline getirmiştir. Halkın bugünkü şikayeti, 2013’ten beri giderek artan ekonomik sıkıntılardandır.

Enver Sedat’tan itibaren, fakat ağırlıklı olarak Mübarek döneminde yapılan düzenlemeler ile Mısır ekonomisinin yüzde ellisinden fazlası ordu tarafından kontrol edilmektedir. Ordu, savunma ihtiyaçlarından halkın günlük olarak tükettiği salçaya kadar her şeye hükmetmektedir. Uzun zamandan beri var olan bu sistem kendi içinde menfaat grupları, güç odakları ve toplumsal sınıflar çıkarmıştır. Halk, Mısır’da yaşanan her hareketin bunların kontrolünde olduğunun bilincindedir.

Bu yapının dışında kalan ve kurduğu şirket ve bankalar ile kendini inşa eden tek gurup İhvan hareketidir. Onların varlığı ve gücü ortadan kaldırıldıktan sonra ülkede muhalefet de iktidar da tamamen söz konusu grupların tekelindedir. Bu yüzden, 20 Eylül’de Mısır’da başlayan hareketlerin, kimilerinin zannettiği gibi halkın iradesini yansıttığını söylemek mümkün değildir.

2013’ten beri Sisi’ye karşı Mısır dışından, yazılı, sözlü ve görsel medya ile yapılan muhalefete; Mısır’da yaşanan baskılara rağmen hiçbir hareket olmamış iken, eski bir ordu müteahhidinin sosyal medya üzerinden, doğrudan Sisi’yi hedef alan bir kaç yayından sonra halkın sokağa çıkması insanı düşündürmektedir. Ordu ve muhtemelen Sisi ile paylaşım konusunda ihtilaflara düşen ve gönüllü sürgüne giden Muhammed Ali’nin halk nezdinde bu kadar itibar görmesi veya bir halk hareketinin muharriki olması mümkün müdür?

Siyasi mizah konusunda usta olan Mısır halkı, bunu hemen tarihine adapte etmiştir. Malum, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına giden süreci Fransızların Mısır’ı işgali başlatmıştı. Bu işgale karşı bölgeye asker olarak gönderilen Mehmet Ali, kıvrak zekâsıyla etrafına topladığı bazı asker ve menfaat grupları ile kısa zamanda Osmanlı devletine isyan etmiş ve 150 yıl sürecek bir hanedanlığı kurmuştu. Onun da destekçileri hep yabancılar olmuştur. Bir taraftan Mısır üzerinde çekişen Fransız ve İngiliz rekabetinden istifade ederken, diğer taraftan da Mısır toplumundan kendisine taraftar olacak yeni sosyal sınıflar oluşturmuş ve iktidarını pekiştirmişti. Şimdi kimi yorumlar, yazılar ve hatta karikatürler, ince bir mizah ile yeni Mehmet Ali’nin; İspanya’dan ses veren eski ordu müteahhidi Muhammed Ali’nin olabileceğini dillendirmektedirler.

Mısır’da ortaya çıkan bu yeni ses, halkın sesi değildir. Ordu içinde paylaşım kavgası; Muhaberat, Sisi ve derin devlet arasında son zamanda yaşanan çekişmeler, şimdiki krizin kaynağıdır. Ebette halk hareketlerini başlatmak kolay ama anasıl sonuçlanacağını kestirmek zordur. Ancak Mısır Muhaberatı bu konuda dünyanın en yetenekli teşkilatlarından biridir. Yazıyı bunu anlatan ve Mısır’da yaygın olan siyasi bir fıkra ile bitirelim.

Etrafındakilerin sahte sevgisinden bıkmış olan Mübarek, halkın kendisini sevip sevmediğini merak eder. Bu konuyu açtığı dostları endişe duymamasını, halkın kendisine büyük sevgi beslediğini ve bunu ispata hazır olduklarını söylerler. Tereddüt ettiğini gördüklerinde de halkın arasına karışarak bizzat görmesini isterler. Mübarek, tebdili kıyafet ile en fakir mahalledeki bir sinemaya gidecek ve orada bile ne kadar sevildiğini görecektir. Sinemada dönemin en çok sevilen aktörü Adil İmam’ın filmi vardır. Salon hıncahınç doludur. Biletler bitince kapılar tamamen açılmıştır. Herkes filmi heyecanla izlemektedir. En etkileyici sahnede film kesilir ve birden Mübarek’in resmi perdeyi kaplar. Halk, izlediği filmi unutup, devlet başkanlarının resmine sevgi gösterirler. Büyük tezahürat yaparlar. Mübarek beklemediği bu sevgi karşısında şaşkın ve hareketsizdir. Sağına-soluna bakarken, yakasına yapışan biri bağırır;

-Sen niye hareketsizsin, Başkanı alkışlamıyorsun, yoksa sen Muhaberat'tan değil misin?

Gün ola, harman ola, diyelim ve Mısır halkının iradesinin tecelli edeceği günleri bekleyelim.

Haber Kaynak : Yeni Şafak


Anahtar Kelimeler: Mısır Meselesi: Mehmet ?

HABERLER