YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Hasan Hüseyin Turgud kardeşimiz / abimiz vefat etti

Bir güzel insan daha Hakka yürüdü

 

İnnâ lillah ve innâ ileyhi raciûn / “Allah’tan geldik yine O’na dönücüleriz”

 

H. Hüseyin Turgud kardeşimiz takriben 8 ay önce rahatsızlanıyor uzun tetkikler sonucundan, takriben dört ay sonra bağarsaklarından kaynaklı kolon kanseri teşhisi konuyor. 3-4 ay gibi bir zaman önceydi, yine Darendeli olan Mevlit kardeşimizin oğlunun düğünü vesilesiyle birkaç arkadaş Sultanbeyliği’ne gitmiştik, düğün sonrası birlikte gittiğimiz arkadaşlarla H. Hüseyin kardeşimizi ziyaret için evine gittik hem sohbet ettik ve hem de hastalığıyla ilgili bilgi aldık.

Hatırladığım kadarıyla kemoterapi (ilaçla tedavi) ve ışın tedavisi süreci daha başlamamıştı, kendisi de daha çok doğal ilaçlarla tedaviyi sürdürmak, mecbur kalırsa da kemoterapi (ilaçla tedavi) ve ışın tedavisini alacağını ifade etmişti. Biz hatır alarak ayrıldık, günler birbirini kovaladı, aralıklarla gidip gelen arkadaşlardan bilgi alıyordum.

Daha sonra kemoterapi (ilaçla) tedavisine başladığını öğrenmiştim, 21 Mart saat 11 gibi Mehmet (küçük) Turgut kardeşimiz aradığında; kaç gündür eve mahkum olduğumuz için (Dünyanın ve doğal olarakta ülkemizin yüzleştiği ve iliğine kadar yaşadığı çağın en büyük afetlerinden biri olan Coronavirüsü'nün bir türü olan  Kovid-19 virüsüyle boğuştuğu bir zaman diliminde, ki bilim insanlarının verdikleri bilgilere göre gerekli itina gösterilmezse ve tedbirler alınmazsa insanlığı büyük bir afet beklediğini apaçık gece-gündüz söylüyorlar) hal hatır edeceğini ve Corona günlerin nasıl geçtiğini soracağını zannettim. Fakat hal hatırdan sonra; Hasan Hüseyin kardeşimizle ilgili acı haberi verdi. H. Hüseyin Abi vefat etti dedi;

 Allahuekber. İnnâ lillah ve innâ ileyhi raciun dedim. Hüseyin kardeşimizin hasta olduğunu biliyordum ama hastalığın bu kadar ilerlediğini bilmiyordum. Nasıl oldu diye birkaç kelam ettim. Kalın bağırsağının patladığını söyledi, ölümüne muhtemelen o vesile olmuş olabilir dedi. Ben de doğal olarak ne yapıyorsunuz yani cenaze süreci nasıl işleyecek dedim ve o süreçle ilgili bizi bilgilendirin ki;  biz de ona göre hareket edelim, dedim.

Bu arada Ramazan Kayan hoca, Mehmet Duman ve Hanifi Fırat kardeşlerle haberleştim, Mehmet veya arkadaşlardan gelen habere göre hareket edecektik. Bu arada AKDAV, H. Hüseyin Turgud kardeşin cenaze namazıyla ilgili kısa aralıklarla iki mesaj attı.

1. Mesaj;  

“V E F A T  

Malatya / Darende / Karabacak Köyünden Hasan Hüseyin TURGUD kardeşimiz vefat etmiştir. Cenaze namazı bugün saat 17.30 da Sultanbeyli Selçukhan Camiinde kılınacaktır. Hüseyin abimize ve Turgud ailesine başsağlığı dileriz.. Rabbimiz mekanını Cennet eylesin. İrtibat: Hüseyin Turgud: 0532 7102124, Bayram Turgud: 0537 7894553”

2. Mesaj;

“Virüs salgını dolayısıyla merhum Hüseyin Turgud'un cenaze namazı ve defin işlemlerinin hızla yapılması yetkililerce ifade edildiğinden, başsağlığı ve taziyenin telefonla yapılması TURGUD ailesi ve yakınları tarafından tarafımıza bildirilmiştir. Dostlarının ve sevenlerinin bu doğrultuda hareket etmesi önemle rica olunur.”

Mesajda da anlaşıldığı gibi Hüseyin kardeşimizin ameliyat olduğu Kartal Araştırma Hastahanesi yoğun bakım bölümünde olması hesabıyla, Korona virüsünden dolayı oluşan  iklimin beraberinde getirdiği psikoloji ve panik havası yetkilileri daha  hızlı davranmaya itmiştir. Bunun sonucunda yetkililerin yönlendirmesiyle cenaze, daha önce belirlenen yer ve saat beklenilmeden hemen cenaze namazı Sultanbeyli'ndeki Abdurrahman Gazi Camii’nden kılınıp ve cenaze Hüseyin kardeşimizin evinin önüne götürülerek evhalıkından ve komşulardan helallik alınarak götürülüp defnedilmiştir. Cenaze yakınları mezarlığa gelen dost ve akrabalarının taaziyelerini, Coronavirüsünden korunma maksadıyla herhangi bir musafaha olmadan sözlü olarak kabul etmişlerdir.

Ahmet Çamurluoğlu kardeşimizle birlikte Hüseyin kardeşimizin taziyesine gittiğimizde yakınlarından, hastalığının süreciyle ilgili biraz bilgi aldık:

Hüseyin kardeşin oğlu Bayram; hastalığının süreci çok olumlu gittiğini, tedavinin müsbet karşılık verdiğini, kan değerlerinin bayağı düzeldiğini ifade ettiler. 3-4 gün önce karın bölgesinde bir ağrı olduğunu bunun üzerine H. Hüseyin kardeş kendilerine ağrının çok ilerlediğini kendini doktora götürmelerini istiyor. Sultanbeyli'ndeki bir hastahaneye götürüyorlar, birkaç tetkik yaptıktan sonra birkaç ilaç veriyor ve eve gönderiyorlar. Birkaç gün geçtikten sonra karın bölgesindeki ağrıdan bir eksilme olmadığı gibi ağrının daha da artmasıyla aynı binda oturdukları büyük oğlu Bayaram'ı  sabah saat 04 gibi tekrar uyandırıyor ve hastahaneye gidiyorlar. Hastahane hemen Kartal Araştırma Hastahanesine sevk ediyor. H. Hüseyin kardeş hemen ameliyata alınıyor ve ameliyat sonrası yanılmıyorsam 48 saat uyutacağız diyorlar. 48 saat süre dolmadan Hüseyin kardeşimiz için emr-i Hak tecelli ediyor, büyük yolculuk başlıyor. Rabbim rahmet etsin, mekanı cennet olsun.

Bu arada bu son 2-3 günlük hastahane süreciyle de ilgili birkaç kelam etmek lazım; karın bölgesindeki ağrıdan dolayı hastahane sürecinde üzülerek söylemeliyiz ki, ilk gittiği hastahanedeki doktorlar gerekli teşhisi koyamadıkları açıkca anlaşılıyor, anlatılanlara göre; H. Hüseyin kardeş muhtemelen ilk hastahaneye gittiğinde kalın bağırsak patlamış, kana o zehirli maddeler karışmaya başlamış bunun doğal sonucu olarak çok problemli bir hal almış. Şu söylenebilir ilk gittiğinde doğru teşhis konulmuş olsaydı Allahu alem durum farklı olabilirdi. Sebeplere sarılmak bizim görevimiz, demem o ki görevimizi bihakkın yapamıyoruz veya yapmıyoruz. Bu bağlamda vicdanlarımız rahat değil, insanımızın kavuşması gereken merhale bu olmamalıdır, insanların vicdanlarını rahatlatmak lazım, yoksa toplum olarak iflah olamayız. Rabbim Hüseyin kardeşimize rahmet etsin.

Tüm bu sebeplerle ilgili elbette daha çok şey söylenebilir, o bizi aşan şey ama biz H. Hüseyin kardeşimizle ilgili tarihe birkaç not düşelim dedik.

H. Hüseyin Turgud kardeşimiz 1954’de Darende’nin* Karabacak** köyünde dünyaya geliyor. 8 kardeşli bir ailenin yanılmıyorsam erkeklerden 2’incisidir, Hasan Hüseyin kardeş muhtemelen hemen askerden sonra yani 1975’de İstanbul’a geliyor, uzun zaman her gurbetçi gibi Süleymaniye’deki bekar odalarında kalıyor, şartları biraz düzeldiğinde 1999’da ailesini de İstanbul’a yani Sultanbeyli’ne taşıyor.

Hüseyin kardeşimiz ilk eşi 1991’de vefat ediyor, kardeşimizin vefat eden eşinde 10 çocuğu oluyor, aynı yıl evleniyor ve o eşinde de 5 çocuğu oluyor. Bu güzel insan ilk eşindeki bütün çocuklarını everiyor, diğer çocuklarına ömrü vefa etmiyor. Her öksüzün ve yetimin sahibi olan Allah, nicelerini vesile kılarak bir bakmışsın ki o kardeşlerimiz de bir gün hayata karışmışlar, biz buna iman etmişiz, Rabbim iman ve istikamet üzere olmalarını onlara ve bizlere nasip etsin.

Hüseyin kardeşle İstanbul'a geldiğimden beri tanışıyoruz. Ben 1988’de İstanbul’a geldim, o yıllarda daha çok Malatya’dan İstanbul’a üniverisiteye ve çalışmaya gelen arkadaşlarımız vardı. Öğrenciler, öğrenci evleri ve devlet yurtlarında, çalışmaya gelenlerde Süleymaniye’deki hanlarda veya bekar odalarında kalıyorlardı.

1980 sonrası İslami çalışmalar daha çok şehir merkezlerinde yoğunlaşırken, Malatya’daki çalışmalar kırsala kadar uzanmıştı. Malatya’dan her ne vesileyle insanlarımız İstanbul’a gelmişse bir vesileyle onlarla diyalog kuruyor ve ilişkilerimizi daha kalıcı kılma bağlamında haberleşiyorduk.

İstanbul’daki çalışmalarımız söz konusu olduğunda; üniverisite öğrencileri ve yine çalışmak için gelen insanlar hatıra geliyor ve doğal çevremiz bunlardı. Bunlar içinde özellikle Darende  ve Darende diyince de Karabacaklılar daha çok akla geliyordu, yani o gün bir avuçtuk.

H. Hüseyin kardeşimizle yakınlığımız, dostluğumuz o tarihten beri devam etmekteydi ve İstanbul’daki bütün çalışmalarımızda muhakkak yer almıştır. H. Hüseyin kardeşimizle Allah nasip etti 2003 yılında hac arkadaşlığımız oldu. 2002’de rahmetlik annem, eşim ve ben hacca yazılmıştık yazıldığımız sene hac üçümüze de çıktı ve 2003’ün Şubat ayı gibiydi İkram Turizm’le 37 günlük bir yolculuğa çıkmıştık. İkram Turizm'in hacı adaylarını hacla ilgili bilgilendirme toplantısında karşılaşmıştık H. Hüseyin kardeşle, o toplantıda birbirimizi görmek her ikimizi de sevindirmişti.

H. Hüseyin kardeşle 37 gün hac süresince hep beraberdik, aynı odada kalıyorduk, yine bizimle aynı odada Murat Paşa Camii eski imamlarından Mustafa hoca da kalıyordu. Üçümüz iyi bir ekip olmuştuk, yalnız benim annem ve eşim olduğunda onlardan bazen ayrı düşüyordum. Mustafa hoca daha yaşlı olduğunda tavaf ve saya bizim kadar katılmıyordu. Hüseyin abi yalnız olduğu için bazen grupta kopuyor geç saatlere kadar tavaf, say ve nafile ibadeler yapıyordu. Allah razı olsun yemekleri eşim  yapıyordu, o ve Mustafa hoca herikisi de mi yoksa Mustafa hoca mı tansiyon hastasıydı yemeklerimiz genellikle tuzsuz yapılıyordu.

Orada da boş durmuyordum, kim var kim yok araştırıyorum veya çoğunlukla ya tavafta ya da say da karşılaşıyoruz, görüşelim, nasıl görüşürüz gibi durumlar oluşuyordu. Annemi ve eşimi ya Mustafa hocaya ya da Hüseyin abiye emanet ediyordum, çevreye takılıyordum. Bu tutumumda annem ve eşim hoşnut olmazsa da, Allah af etsin yine de bunu yapıyordum. Bir gün Kabe’de annemi ve eşimi bıraktım ben arkadaşlara takılmışım, nasıl oldu tam hatırlayamıyorum oradan otele gitmişim. Annem ben gidip onları almayınca kadıncağız çok tedirgin olmuş, eşim ve Hüseyin abi bir türlü annemi teskin edememişler, Davudum kayboldu diye tutturmuş, Allah’tan H. Hüseyin abi ve oradaki bazı arkadaşlar oteli arıyorlar ben oteldeyim ve annem teselli oluyor ve annemi alıp otele getiriyorlar.

Uzun zaman aralıklarla Mustafa hoca, H. Hüseyin kardeş ve ben aralıklarla bir araya geliyorduk, son yıllarda onu da bıraktık, annem 2004’de vefat etti, Rabbim rahmet etsin, Mustafa hocada da haber alamadım eğer vefat etmişse Rabbim rahmet etsin mekanı cennet olsun, hayattaysa da hayırlı ve bereketli ömürler Rabbimden niyaz ederim, Mustafa hoca iyi bir insandı.

Bu vesileyle H. Hüseyin kardeşimizi ve onunla kısa da olsa arkadaşlık yapan Mustafa hoca ve annemi anmış olduk. Hüseyin kardeş benim yanımda, ümit ediyorumki onu tanıyan her arkadaşımızın yanında, hele de Sultanbeyli’ndeki MEKTEP DERNEĞİ müntesipleri yanında hep hayırla yad edilecektir.

H. Hüseyin kardeşimiz 5 tane öksüz bırakarak Rabbin'e iltica etti. Hepimize yani onun çocukları, kardeşleri,  yakın akrabaları ve uzak akrabaları, mümin kardeşleri, biz dava arkadaşları ve özellikle de MEKTEP DERNEĞİ yöneticileri ve gönül dostları hepimize büyük sorumluluk düşüyor. Hüseyin kardeş tanıştığımız zamandan bu tarafa hep veren el olmuştur. Biz bu kardeşimiz hep böyle tanıdık, özellikle Sultanbeyli'ndek her yönetici kardeşimiz bunu böyle bilir. Bugün biz Hüseyin kardeşimizin manevi mirası olan derneğimiz yani cemaatimizi yaşatırsak ve çocuklarına sahip çıkarsak ahde vefa göstermiş oluruz. Dostlar vefa bir semtin adı olarak kalmamalı kardeşliğimizin adı olmalı. Rabbim H. Hüseyin kardeşimize rahmet etsin, mekanı cennet olsun. Yine duamız o ki H. Hüseyin kardeşimiz; Rabbimizin şu ayetlerinde vasfvettiği kulların arasında olur; “Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddıklar (doğrular ve doğrulayanlar), şehidler ve salihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar?, Bu lütuf Allah’tandır, bilen olarak Allah yeter.” Rabbim sana rahmet etsin ve mekanın cennet olsun, bizlere hakkını helal et, varsa bizim hakkımız sana helal olsun, ey güzel insan.Selam ve dua ile..

Darande*, Malatya’nın kadim ilçelerinden biri olan Darende bir çok yönüyle diğer ilçelerden farklılığını korur. Tarihçi Ahmet Eminoğlu(Ahmet Ağırakça) Emeviler Döneminde Kıyamalar adlı eserinde; Malatya merkez o yıllarda askeri kışla olarak gösteriliyor, Darende ise 100 bin nüfusa bir şehir olarak tanıtıyor. Darende Malatya merkeze takriben 100 km ve İstanbul-Ankara yolu üzerinde, Sivas’ın Gürün ilçesine ise takriben 36 km, Darende ve Gürün aynı yol güzergahında bulunuyorlar.

Wikipedia’da ise Darende’den şöyle bahsediliyor;

* DARENDE; 7000 yıllık tarihi bir geçmişe sahip olan Otuz Yapraklı Gül Şehri Darende Hititlerden kalma bir yerleşim merkezidir. Önce Asurlular, ardından Persler daha sonra Roma İmparatorluğu yönetimine geçen beldemiz, 1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi’nde Osmanlı yönetimine katılmıştır. İlçede bulunan Zengibar Kalesi ilk yerleşim yeridir ve çeşitli dönemlerde askeri üs olarak kullanılmıştır.

Tarihi ipek yolunun üzerinde bir ilim ve kültür şehri olan Darende,  Malatya’nın giriş kapısı konumundaki bir ilçedir. Köklü tarihi, eşsiz doğal güzellikleri ve zengin kültür yapısıyla önemli bir yerleşim yeri olan Darende’de, yalçın kayalıkların haşmetli görünüşü, vadilerin ince kıvrımlarıyla buluştukça bir tabiat harikası görünümü arz eder.
    Geçmişte Timelkia, Tiranda, Tiryandafil, Derindere isimleriyle anılmış bu şirin ilçemiz daha sonraları da Darende ismi ile gönüllere ve tarihe adını yazdırmıştır. İlçe yüzyıllar boyunca bir kültür ve ticaret merkezi olmuş, stratejik özelliğini her zaman korumuştur.

17. yüzyılda Darende'ye gelen Evliya Çelebi Seyahatname’sinde, o günün Darende'si hakkında; “Kalesi harap olduğundan dizdarı ve neferleri yoktur. Şehir, nehir kenarında kerpiç ve taşla yapılmış 1000 kadar haneli, bağlı ve bahçeli, 7 mihrap camili, hanı, hamamı, çarşısı, pazarı olan şirin bir kasabadır.” diye söz etmektedir.     

19. yüzyılda Sivas’a bağlı olan ilçemiz; kaynaklarda “Sivas Vilayeti Merkez Sancağı’nda, Tohma Çayı kıyısında, kaza merkezi bir kasaba” olarak tanımlanmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra 1934’te hem yakınlığı, hem de iklim ve coğrafik benzerliği nedeniyle Malatya' ya bağlanmıştır. 

* Karabacak köyü Darande’ye 24 km takriben araçla yarım saatte gidilebiliyor. Darande Tohma çayının üzerine kurulmuş, yeşil şirin bir ilçe, Karabacak ise rakımı daha yüksek ve bozkır bir coğrafya sahip konumdadır. Her ne kedar  geniş araziye sahip olsa da ama kurak olduğu için nüfusu besliyecek bir durum olmadığından, yetişen gençler hep gurbete gitmişlerdir.

Bu gurbetçilik genel olarak tüm Darende ve köyleri için de denilebilir. Darendeliler açısından bu muhacerat onları gittikleri yerlere tutunmaya zorlamış, daha çok çalışmışlar ve daha tutumlu olmuşlar.

Bunun soncu olarak Türkiye’nin her iline gitseniz Darendelilere raslayabilirsiniz, büyük iş insanları ve tüccarları arasında Darendeliler vardır.

 

 

Haber Kaynak : Haber Duruş Haber Merkezi


Recep turgud
23.03.2020 22:35:02
Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah

Ömer Elmas
23.03.2020 23:24:53
Allah rahmet etsin,mekanı cennet olsun.

Hüseyin Turgut
25.03.2020 12:59:39
İnna lillahi ve İnna lillahi raciun Allah rahmet eylesin samimi bir müslüman samimi Bir komşu samimi bir arkadaş olduğuna şahidiz.mekanı Çenet olsun inşallah