YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


1. Mecliste Milletvekili Ali Şükrü Bey’in şehadeti

Mehmet Ali Tekin'in GERÇEK HAYAT DERGİSİ'NDEKİ YAZISI;



27 Mart Ali Şükrü Bey’in şehadet yıldönümüydü. Ali Şükrü Bey kısacık ömrünü dinine ve milletine adayan bir münevver, bir mücadele âbidesiydi. 1884 yılında Trabzon Şarlı’da (Beşikdüzü) dünyaya geldi. İlköğretimini memleketinde gördü. Daha sonra İstanbul’a gitti ve Mekteb-i Fünûn-ı Bahriyye-i Şâhâne’ye girdi. Akabinde harbiye sınıfına geçti ve 1904’te mezun olarak teğmen rütbesiyle orduya katıldı.

1909’da kurulan Donanma-yı Osmânî Muâvenet-i Milliyye Cemiyeti’nin kuruluş çalışmalarında yer aldı ve yüzbaşı rütbesindeyken, Erkân-ı Harbiyye Bahriye Reisi Râsim Paşa ile birlikte, cemiyetin yönetim kuruluna girdi. Bu sırada, Donanma Mecmuası’nın yayınlanmasında önemli görevler üstlendi.

Bir ara İngiltere’de bulundu. O dönemde İngilizceden eğitim ve sosyoloji konularında tercümeler yaptı. Liverpool Times gazetesinde makaleler yazarak, Osmanlı aleyhindeki yazılara cevaplar verdi. 1918 yılında Esad Paşa’nın öncülük ettiği Milli Kongre faaliyetlerinde yer aldı. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali sonrası düzenlenen meşhur Sultanahmet Mitingi’ne katkıda bulundu.

Mücadelenin İstanbul’dan Anadolu’ya kayması gerektiği fikrindeki bazı arkadaşlarıyla birlikte Trabzon’a gitti. O sırada ikinci kongresini yaparak silahlı mücadele kararı veren Trabzon Muhâfaza-i Hukūk-ı Milliyye Cemiyeti’nin faaliyetlerine iştirak etti. Son Osmanlı Meclis-i Meb‘ûsanı seçimlerinde Trabzon’dan milletvekili seçildi ve etkin azalardan birisi oldu. İşgal kuvvetleri, 16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal edince Meclis işgal kuvvetlerince kuşatıldı ve bazı milletvekilleri tutuklandı. Mebusan Meclisi, bu gelişmeler üzerine “mebusluk vazifesinin yapılması için uygun bir ortam oluşuncaya kadar” çalışmalarına ara verdi. Sultan Vahdeddin de 11 Nisan 1920’de son Osmanlı Mebusan Meclisi’ni tatil etti. Heyet-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal, 19 Martta bir genelge yayınlayarak, Osmanlı Mebusan Meclisi üyelerini Ankara’ya davet edince Ali Şükrü Bey de yakın arkadaşı Mehmet Akif (Ersoy) Bey ile meclisin açılışına katıldı.

Birinci Meclisin en aktif üyelerinden birisiydi. Milli Mücadele’nin en kritik zamanında Kayseri’de Ulucami’de ‘Mukaddes Cihad’ başlıklı bir konuşma yaptı. Bu konuşması Sebîlürreşâd dergisinde yayımlandı ve Anadolu’ya dağıtıldı. Meclis’in açılmasından 5 gün sonra 28 Nisan 1920’de verdiği ilk kanun teklifi, 14 Eylül 1920 tarihinde Men‘-i Müskirat Kanunu adıyla kabul edilerek yasalaştı. Ankara’da içki yasağı başladı.

Mecliste Mustafa Kemal’in başkanlığını yaptığı ve birinci grup diye anılan Müdâfaa-i Hukuk Grubu’na muhalif olan, başkanlığını Erzurum milletvekili Hüseyin Avni Ulaş Bey’in yaptığı ikinci grubun sözcülüğünü, Ali Şükrü Bey üstlendi.

Özellikle Başkumandanlık Kanunu ile Mustafa Kemal’e verilen olağanüstü yetkilerin Meclisin egemenliğine aykırı olduğunu; İstiklâl mahkemelerinin kurulması görüşmelerinde ise bu mahkemelerin sadece savaş suçlarına yönelik çalışması gerektiğini, bunun dışındaki konularda yargı faaliyetlerinde bulunmasının siyaset kurumuna darbe vuracağını dile getirdi. Lozan Konferansında Türk Heyetinin başkanlığını yapan İsmet İnönü, 26 Şubat 1923 tarihinde düzenlenen gizli celsede, Meclis’e gelişmeler hakkında bilgi verdi. Günlerce süren sert tartışmalar oldu. En sert tartışma ise 5 Mart günü yaşandı.

Ali Şükrü Bey, Musul meselesinin ertelenmesi halinde Mısır ve Girit gibi kaybedileceğini; Ege adalarının Yunanistan’a bırakılması hâlinde ise Anadolu’nun savunulamaz duruma geleceğini vurguladı. Ülkenin kaderinin İsmet Paşa liderliğindeki Lozan Heyeti’ne emanet edilemeyeceğini belirtti ve konuşmasını “Mehmetçiğin süngüsüyle kazanılan bu muazzam zafer Lozan’da heba edilmiştir” sözleriyle tamamladı.

Ali Şükrü Bey, bu konuşmayı İstanbul’dan Ankara’ya taşıdığı kendisi tarafından yayınlanan Tan gazetesinde yayınladı. Yazının akabinde 27 Mart 1923 Salı akşamı sonrası Ali Şükrü Bey’den haber alınamaz oldu. Cesedine ancak 29 Mart günü, Ayrancı’daki Papazınbağı mevkiinde gömülmüş vaziyette ulaşıldı. Naaşı 10 Nisan 1923 Salı günü, Trabzon’da İskenderpaşa Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Boztepe Kabristanı’na defnedildi. Böylece yeni rejimin en güçlü rakibi bertaraf edilmiş oldu.

Allah rahmet eylesin!

Haber Kaynak : Haber Duruş Haber Merkezi


HABERLER